Bilhassa çok boyutlu büyük işlerde yalnız kusurları görmek, cerbezeliktir; aldanır ve aldatır. Cerbezenin özelliği, bir kusur veya kötülüğü sümbüllendirerek iyiliklere galip etmektir. [Tulûât]
PEK ÇOK YÖNLERİYLE CERBEZE VEYA DEMAGOJİ
Cerbeze, herhangi bir insanda bulunabilecek bozguncu sıfatlardandır. Bilhassa bir mü’minde, Din’e hizmet eden bir cemaatte, kapsamlı veya çok boyutlu bir işte veya bir harekette görülen menfî bir veya birkaç davranış, bir hata veya bir kusuru büyütüp, o sebeple söz konusu mü’mini, cemaati, işi veya hareketi mahkûm etmek, cerbezedir. Bu, özellikle hareketsiz, nefsi müsbet işler yapmasına, dinî ve millî bir hizmette yer alması veya bu hizmete katkıda bulunmasına mâni zayıf kalbli, zayıf karakterli insanların çokça başvurduğu bir aldanmadır. İslâm tarihinin veya İslâm dünyasının sadece son birkaç asrına bakıp İslâm’ı, Müslümanlığı ve Müslümanları mahkûm etmek ve hele İslâm’ı geri kalma sebebi göstermek, yine cerbezedir. Bu, gerçeği, doğruyu, hakkı görme ve kabûl etme niyeti taşımayan ön yargılı veya kötü niyetli insanlarda görülen haldir.
Yine, iyi yanı hakim herhangi bir meselede sadece menfî tarafı görmek, hayata sadece maruz kalınan hastalık ve musibetler penceresinden bakmak da yine cerbezedir. Bu ise, âciz, başarısız, suçu başkasına yüklemekle vicdanını rahatlatmak isteyenlerin çokça kullandığı bir yoldur. Cerbezenin bunlar gibi tezahürleri pek çoktur. Aynı şekilde, dinî meseleler veya dinî bir esası ispat için serdedilen deliller içinde sadece zayıf birkaç taneyi gösterip inkâr veya inanmama yoluna sapmak, hattâ dinsizliğe zemin hazırlamak; tarihimizi, önceki nesilleri, Sahâbe-i Kiram’ı aralarında sadece cereyan eden bazı menfî hadiseler veya yalnızca ferdî veya birkaç olumsuz hadise açısından değerlendirip tenkide tâbi tutmak da, inanmak istemeyen, nefsine mağlûbiyetle müsbet hizmete eli varmayan, yapmaktan çok konuşmayı, tamirden çok tahribi, tashihten çok tenkidi seçen, kendi atalet ve beceriksizliğine bahane arayan tiplerin çokça başvurduğu cerbeze türlerindendir. Oysa Cenab-ı Allah (c.c.), kullarına çok farklı davranır. O, Afüvv-dür; yani, kullarının işlediği hataların ve günahların pek çoğundan geçiverir –ki, buna ‘af (afv)’ denir. Başımıza gelen her kötülük, her musibet, her şer, kendi işlediklerimizden dolayıdır. Fakat Cenab-ı Allah (c.c.), işlediğimiz günah ve zulümlerin pek çoğunu affediverir, yani onlardan geçiverir. ( Bkn. Şûrâ Sûresi/42: 30.) Eğer O başka türlü davransa, günah ve zulümlerinden dolayı kullarını hemen cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hayat devam etmezdi. (Nahl Sûresi/16. 61; Fâtır Sûresi/35: 45.) Dolayısıyla, insanlara yakışan da, Hz. Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanmaktır; menfî bakıp menfî değerlendirmeyi bırakmak, pek çok iyilik ve güzelliği, pek çok hayrı birkaç kusur veya şerre mahkûm etmemek, güzel görüp güzel düşünmeyi bakış, tavır, davranış ve değerlendirmelerimizde esas almaktır.
Yine, bir yolun, inancın, fikrin veya hareketin doğruluğuna bizzat o inanç, hareket veya fikir çerçevesinde bakmak gerekirken, o hareket, inanç veya fikri muhalif penceresinden değerlendirerek mahkûm etmek de, cerbezenin en sefil türlerindendir. Meselâ, bir kişinin, grup veya cemaatin fikri, hareketi, yaptığı iş zatında doğru olduğu halde, bu fikir, hareket veya iş, bir düşman devletin, karşıt akımın veya düşman cephenin işine yarayabilir; onun tavrı ve hedefiyle çakışabilir. Bu, çok tabiîdir; çünkü zıtlık ve düşmanlık, her hususta olacak diye bir şart yoktur. Fakat sözkonusu kişiye, gruba veya cemaate, ya da ortaya konan fikir, davranış ve işe düşman veya karşı olanlar, bunu diğer düşman veya karşıt cephe üzerinden değerlendirip mahkûm etmek gibi süflî bir cerbeze yapabilirler. Bu cerbeze, günümüzde en çok karşılaşılan bir türdür. Aslolan, her kişi, grup veya cemaati ya da her iş, fikir, davranış ve tavrı, kendi değerleri etrafında ve kendi çizgisinde değerlendirmektir. Her fikir veya davranışın pek çok muhalifi bulunabilir; dolayısıyla kişileri, fikirleri, davranışları, yapılan işleri muhalifleri cephesinden değenlendirerek mahkûm etmek, düşünce ve tavır sefaletinden başka bir şey değildir.
Cerbezenin bir diğer şekli, bir düşmanı tek bir iyiliğiyle temiz ve dost görmeye çalışırken, bir dostu bir hatasıyla düşman göstermeye çalışmaktır. Buna sebep de, daha çok garazdır, menfaat çatışması veya uyuşmasıdır, tarafgirliktir. Bir diğer cerbeze şekli, bir şeyde iyi ve hayır tarafı galip olduğu halde o şeyin sadece kötü tarafını nazara vererek, ümidi kırmak ve ümitsizliğe sebep olmaktır. Kısaca, cerbezenin çeşitleri pek çoktur.
| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |