6-7-8-9- Peygamberimizin Çarşı-Pazarda+Yakın Akrabayı+Yolculukta ve Yaya Olarak Yolculuk Yaparak İslâm’a Çağırması

6. Peygamberimizin Çarşı-Pazar Dolaşarak Halkı İslâm’a Çağırması

Rebia b. Ubbâd şöyle demiştir: “Allah Resûlünü cahiliye dönemimde Zü’l-Mecâz çarşısında gördüm, “Ey insanlar! Lâ ilâhe illâllah deyiniz ki kurtuluşa eresiniz” diyordu. Halk da başına toplanıyordu. Arkasından da parlak yüzlü, şaşı gözlü, saçları iki örgülü bir adam dolaşıyor, peşinden giderek, “O, yalancı bir dönmedir!” diyordu. Bu adamın kim olduğunu sordum: “Amcası Ebû Leheb’dir” dediler. Bu hadisin diğer bir rivayetinde, farklı olarak şu ek bilgi vardır: “Allah Resûlü, Ebû Leheb’den kaçıyor, o da onu izliyordu.” Başka bir rivayette de şu ifadeye rastlıyoruz: “Halk, birbirini ezercesine Allah Resûlünün başına yığılmıştı. Durmaksızın o kadar söz söyleyen bir kimse görmedim.” (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, 6/20(9834))

Tarık b. Abdullah anlatıyor: “Bir gün Zü’l-Mecâz çarşısında iken baktım kırmızı hırkalı bir adam orada şöyle diyordu: ‘Ey insanlar! Lâ ilâhe illâllah deyiniz ki kurtuluşa eresiniz.’ Arkasından da ayaklarını ve bacaklarını kanlar içinde bırakmış bir adam vardı. O da: ‘Ey ahâli! O yalancıdır, ona uymayın.’ diyordu. Ben bunun sebebini sordum: “Hâşimoğullarından bir delikanlı; Allah’ın peygamberi olduğunu iddia ediyor, ötekisi de amcası Abdü’l-Uzzâ yani Ebû Leheb’dir” dediler. (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, 6/20(9835))

Mâlik b. Kinâneoğullarından bir adam anlatıyor: “Zü’l-Mecâz çarşısında Allah Resûlünü gördüm, dolaşıp şöyle diyordu: ‘Ey İnsanlar! Lâ ilâhe illâllah deyiniz ki kurtuluşa eresiniz” Ebû Cehil de ona toprak atıyor ve: “Bu sizi dininizden saptırmasın! “Tanrılarınızı bırakmanızı, Lât ve Uzza putlarını terk etmenizi istiyor!” diyordu. Allah Resûlü ise, ona dönüp bakmıyordu bile” Râvi der ki: “Ben o zata, ‘Allah Resûlünü bize tasvir et.’ dedim. ‘Kırmızı iki hırka içinde orta boylu, dolgun vücutlu, güzel yüzlü, saçları simsiyah, teni bembeyaz, gür saçlı idi.’ dedi” (İbn Kesîr, el-Bidâye, 3/139)

7. Peygamberimizin Yakın Akrabalarını İslâm’a Daveti

Peygamberimizin, Yakın Akrabalarını Allah’a İman Etmeleri İçin Yemeğe Davet Etmesi

Hazreti Ali’den (radıyallahu anh) gelen bir rivayet şöyledir: “Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), Abdulmuttaliboğullarını yemeğe çağırdı. On kişi kadardılar. Her biri, sofraya oturduklarında bir kuzu yiyebilen ve yedi-sekiz litre içebilen kimselerdi. Allah Resûlü ise, onlar için bir tencere yemek hazırlamıştı. Doyuncaya kadar yediler. Yemek sanki hiç dokunulmamış gibi kaldı. Akabinde, Allah Resûlü ufak bir bardak içecek istedi. Kanıncaya kadar içtiler. Getirilen içecek, sanki hiç içilmemiş gibi duruyordu. Müteakiben Allah Resûlü: “Ey Abdulmuttaliboğulları! Ben öncelikle size, sonra da genel olarak bütün insanlara peygamber olarak gönderildim. Şurada Allah’ın bereket mucizelerini de gördünüz. Hanginiz kardeşim ve arkadaşım olmak üzere bana biatta bulunur?” diye sordu. Kimse ayağa kalkmadı. En küçükleri ben olmama rağmen ben kalktım. Allah Resûlü: “Sen otur” dedi. Sonra üç kez aynı soruyu sordu. Her defasında da ben kalkıyordum, o da “otur” diyordu. Nihayet üçüncüsünde, elini elime vurdu ve biatımı kabul etti.” (İbn Kesîr, Tefsîr, 3/350)

8. Peygamberimizin Yolculuk Sırasında İnsanları İslâm’a Daveti

Peygamberimizin Bir Bedevîyi İslâm’a Çağırması

İbn Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: “Bir yolculukta Allah Resûlü ile beraberdik. Karşımıza bir bedevî çıktı. Kendisine yaklaşınca, Allah Resûlü, adama nereye gittiğini sordu. Bedevî “Aileme gidiyorum.” dedi. Efendimiz: “Bir hayır yapmaya var mısın?” diye ona teklifte bulundu. Adam: “Nedir o?” diye sorunca Allah Resûlü: “Bir olan Allah’tan başka ilâh olmadığına, O’nun eşi ve ortağı bulunmadığına, Muhammed’in O’nun kulu ve Resûlü olduğuna şehâdet eder misin?” dedi. Adam: “Söylediklerinin doğruluğuna dair bir delilin var mı?” diye sordu. Allah Resûlü: “İşte gördüğün şu ağaç, Benim doğruluğuma şahit olacak.” buyurdu. Allah Resûlü vadinin sağ kenarında duran ağacı çağırdı. Ağaç yeri yararak geldi, Resûlü Ekrem’in önünde durdu. Allah Resûlü, ağaca üç defa şâhitlik ettirdi. Ağaç da söylediklerinin doğruluğuna şehâdette bulundu ve tekrar eski yerine döndü. Bedevî, kavminin yanına gitmek üzere ayrılırken şunları söylüyordu: “Eğer kavmim bana uyarsa onları da sana getiririm. Beni dinlemezlerse ben de senin yanına döner, seninle birlikte olurum.” (İbn Kesîr, el-Bidâye, 6/125)

9. Peygamberimizin İslâm’a Davet İçin Yaya Olarak Yolculuk Yapması Yürüyerek Tâif’e Gidişi

Abdullah b. Ca’fer (radıyallahu anh) şöyle anlatıyor: “Ebû Tâlib vefat edince Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) yürüyerek Tâif’e gitti. Onları İslâm’a çağırdı, ama onlar davetini kabul etmediler. Geri döndü. Bir ağacın gölgesi altında istirahat edip iki rekât namaz kıldı, şu dua ile durumunu Allah’a arz etti:

“İlâhî! Zayıflığımı, insanlar karşısındaki çaresizliğimi ancak sana arz ve şikâyet ediyorum. Ey merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbim! Sensin Erhamü’r-Râhimîn! Beni kime bırakıyorsun? Bana kötü muamelede bulunacak düşmana mı, yoksa akrabam olan bir kısım idarecilere mi? İlâhî! Eğer bana kızmadıysan hiçbir şeyden gam yemem. Şu var ki senin affediciliğin benim için sınırsız ve çok geniştir. Ey Allah’ım! Öfkene maruz kalmaktan yahut hoşnutsuzluğunu kazanmaktan, Senin, karanlıkları aydınlatan, dünya ve âhiret işlerinin dirlik-düzenini temin eden Zatına sığınıyorum. Allah’ım! Benden razı oluncaya kadar senin afvını diliyor ve dileniyorum. Senden bağımsız hiçbir güç ve kuvvet yoktur, bütün güç ve kuvvet sendendir.” (Heysemî,Mecmau’z-Zevâid, 6/37(9851))

-Muhtasar Hayâtü-s-Sahâbe-

Bu yazı 9 kez okundu