6-) Ehadiyet

Ehadiyet makamı, bir açıdan tenzih makamıdır. (Sözler, “Lemeât”)

Akıllar, kesret, yani kâinattaki sınırsız çokluk sebebiyle Vâhidiyet içinde boğulabilir. Güneşi bütün yeryüzündeki ve yeryüzünde bulunan her bir şeydeki tecellileriyle tanımak isteyen, içindeki ve üzerindeki her bir şey dâhil olmak üzere bütün yeryüzünü gezip incelemesi gerekir. Bundan dolayı, güneş, özelliklerini en azından özet ve yoğun bir şekilde kendinde taşıyan yansımalarıyla bir cam parçacığının ve bir su kabarcığının içine sığar; her bir cam parçacığı ve her bir su kabarcığında güneşin aksini görürüz.

Gökte tek bir güneş olduğu halde, güneş, sıfatları olan ısı, ışık ve bir görüşe göre ışığındaki renklerle yeryüzünün veya bir yarımkürenin her tarafında olduğu aynı anda, yine ısı, ışık ve ışığındaki renklerle, renklerin bir kısmıyla insanın gözbebeğinde, bir çiçekte, bir su damlacığında, bir cam parçacığındadır. Dolayısıyla, bir su kabarcığı ve cam parçacığı gibi her bir nesne, güneşe taht olarak güneşi tanıtır ve güneşin varlığıyla birlikte birliğine şahitlikte bulunur; güneşten başka güneş olmadığını gösterir. Yani, güneşin her bir varlıktaki ehadî tecellisi, onun tek bir güneş olduğuna, ortağı başka güneşler bulunmadığına şahittir. Bunun gibi, Cenab-ı Allah (c.c.), bütün kâinat veya varlıktaki Vâhidî tecellilerinin yanısıra, O’nun her bir varlıktaki Ehadî tecellileri de, O’nun varlığıyla birlikte mutlak Birliği’ne ve her türlü şirkten mutlak münezzeh bulunduğuna tecelliler sayısınca delildir.

Ehadiyet tecellileri, çoklukta birliğe işaret eder; meselâ, insan vücudunda yüz trilyon civarındaki hücreyi tek bir vücut yapan, bir arada tutan, aynı istikamette çalıştıran, yani, sayısız çokluğa birlik giydiren hayat, bir Ehadiyet tecellisidir. Dolayısıyla, Ehadiyet tecellileri, bütün şirk çeşitlerini kesip atar; her bir şeyde Cenab-ı Allah’ı mutlak Birliği ve her bir varlık üzerindeki mutlak hakimiyet ve tasarrufuyla ilan eder. İhlâs Sûresi, Ehadiyet’i en kestirme, en kısa, en yoğun, fakat bu yoğunluğu içinde belki en kapsamlı gösteren sûredir. […]

| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |

Bu yazı 23 kez okundu