88-) İspat edicilerin ispatı birbirine kuvvet verir; nefiy ve inkâr edenler birbirine kuvvet veremez

İspat edicilerin ispatı birbirine kuvvet verir; nefiy ve inkâr edenler ise birbirine kuvvet veremez, nefiy ve inkârları şahsî kalır. [Şualar, “11. Şua (Meyve Risalesi), 7. Mesele.”]
Bir hadisenin vukuu hakkında iki şahit birbirine kuvvet verir ve şahitlikleri kabûl görür. Buna karşılık binlerce insan “Böyle bir hadise olmadı!” dese bu, bir manâ ifade etmez; olmadı iddiasında bulunan bir de olsa, bin de olsa aynıdır, netice değişmez. Çünkü, nefy ve inkârda karşılıklı destek olmaz; bu bakımdan iki tane ispat eden, binlerce nefy ve inkâr edene tercih edilir. Yukarıdaki misalde olduğu gibi, Ramazan hilâlini iki insan gördüm dese hilâlin görüldüğüne hükmedilir. Buna karşılık, binlerce, onbinlerce insan görmedim dese itibar edilmez. Çünkü ispat bir noktaya ve varlığa bakar. Nefiy ve inkârın sebebi ise şahıstan şahsa değişir. Dolayısıyla bir kişinin nefiy ve inkâr etmesiyle milyonlarca kişinin nefiy ve inkârı arasında fark yoktur. Nefiy ve inkârda tek bir sebep üzerinde birleşilmez; onun hariçte ve objektif delili olmaz; nefiy ve inkâr, doğrudan doğruya şahsî ve subjektif bir hükümdür. Özellikle nefiy ve inkâr, hususî ve has bir meselede değil de umumî bir meselede ise, ispatı asla mümkün değildir. Daha önce de temas edildiği gibi, bir insan bir şeyin dünyada varlığını iddia etse ve bu şeyin bir ferdini bir zamanda bir yerde gösterse, bu, o şeyin varlığını ispat adına yeterlidir. Buna karşılık, milyonlarca kişi o şey için yoktur dese, bütün zamanlarda dünyanın her tarafını araştırmaları gerekir. Bu da mümkün değildir ve bir kişinin var deyip gösterdiği bir şey hakkında milyonlarca kişinin yok demesi hiçbir değer ifade etmez; sadece şahsî, subjektif bir inkâr, bir yalan olarak kalır.
Netice olarak: İspatta netice birdir ve ispat ediciler sayısınca kuvvet kazanır. Nefiyde ve inkârda ise sebep bir değildir, çok sayıda ve farklı farklıdır. Dolayısıyla inkâr şahsî bir hüküm olmaktan kurtulamaz ve inkâr edenlerin inkârları birbirine kuvvet vermez. Bu sebepledir ki, imana karşı gelen kâfirlerin ve münkirlerin zahiren çokluğunun hiçbir kıymeti yoktur.
| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |
Bu yazı 19 kez okundu