Bu Bölümde On Fasıl Vardır
BİRİNCİ FASIL
Gavs-ı A’zam Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin Salâtü’l-Kibrîti’l-Ahmer İsimli Salât ü Selâmı
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
ALLAH’IM! İnsanlık âleminin en şereflisi.. bütün iman hakikatlerinin madeni.. ihsan tecellîlerinin mukaddes mahalli.. Rahmanî sırların merkezi.. nebîler gerdanlığının şâşâlı incisi.. peygamberler ordusunun seraskeri.. mükerrem elçiler kervanının yanıltmaz rehberi.. topyekün insanlığın en faziletlisi.. izzet sancağının sancaktarı.. şan u şeref dizginlerinin zimamdarı.. ezel sırlarının şahidi.. sâbikûn u evvelîn nurlarının müşahidi.. evveliyet lisanının tercümanı.. ilim, hilim ve hikmetin menbaı.. cüz’î ve küllî bütün nurların mazharı.. arz u semanın matmah-ı nazarı.. iki cihanın ruhu.. dünya ve âhiret âlemlerinin yanılmaz ve yanıltmaz rehberi.. ubûdiyet erlerinin zirvesi.. seçkin mevkîlerin müşahhas ahlâkı.. Halîl-i A’zam.. Habîb-i Ekrem.. en yüksek mertebe ve makamların kahramanı.. en vâzıh burhan ve delillerle müeyyed.. düşmanlarının sinelerine korku salmak gibi nice mucizelerle inayete mazhar.. şerefi müsellem ebedî cevher.. müstesna konumu taayyünle çizilmiş sonsuz nur.. Efendimiz ve Peygamberimiz Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem).. îcad ve vücûdun övülmüşü.. şâhid ve meşhûdun fatihi.. müşahede ve şühûdun hazreti.. her şeyin nuru ve hidayeti.. kendisiyle sırların açıldığı ve âleme nurların saçıldığı her sırrın sırrı ve zirvesi.. bâtın, nur ve zâhirin de sırrı.. seyyid.. kâmil.. fatih.. hâtim.. evvel.. âhir.. bâtın.. zâhir.. insanların kıyametten evvel ondan başka nebî görmeyecekleri son elçi.. emreden.. nehyeden.. doğruya irşad eden.. yardımda bulunan.. sabreden.. şükreden.. kulluk ve zikirde bulunan.. küfrü mahveden.. şanı yüce.. izzeti yüksek.. senaya layık.. mü’min.. âbid.. mütevekkil.. zâhid.. kâim.. tâbî’.. şâhid.. velî.. hamîd.. mutlak hakikati arayanların kesin delil ve dayanağı burhan.. hüccet.. kendisine itaat edilen ve kendisi seçilmiş olan.. hudû ve huşû sahibi.. iyilik ve yardım kahramanı.. apaçık gerçek.. Tâhâ.. Yâsîn.. Müzzemmil.. Müddessir.. Peygamberlerin Efendisi.. Müttakîlerin İmamı.. son nebî.. Âlemlerin Rabbinin Habîbi.. Nebiy-yi Mustafa.. Resûl-i Mücteba.. hüküm veren.. adaletle davranan.. işlerini hikmetle yürüten.. bilen.. re’fet ve merhamet sahibi.. Hakk’ın taayyünle belirlediği sonsuz nur.. ve sırat-ı müstakîmin ta kendisi Efendimiz Hazreti Muhammed’e en faziletli salavât, en müzekkâ tahiyyât ve hem fazilet hem de adet bakımından en yüksek berekât ile salât ü selâm eyle.
ALLAH’IM! Durulardan duru kulun, elçin, halîlin ve dostun, delîlin ve dellâlın, yakınlardan yakının, gözden, hazinen, seçkin kulun, matmah-ı nazarın, her türlü hayrın imam ve rehberi, Nebiy-yi Ümmî, Kureşî, Hâşimî, Ebtahî, Mekkî, Medenî, Tihâmî, şâhid, meşhûd, Hakk’ın en yakın dostu, saîd, mes’ûd, habîb, şefaatçi, asalet ve şeref sahibi, şanı yüce, gökçek yüzlü, melahat sahibi, eşsiz ve benzersiz, dinin müjdeleyici ve uyarıcı mübelliği, şefkatli, halim, cömert, kerîm, güzel ve hoş, mübarek, sağlam, muhkem, nüfuz ve itibar sahibi, •sâdık u masdûk, emîn; Senin izninle kullarını Sana çağıran davetçi, elindeki aydınlatıcı lamba ile bütün hakikatleri hüccetleriyle ortaya koyan ve konumu itibariyle topyekün mahlûkatın fevkinde bulunan kulun ve elçin Hazreti Muhammed’dir. (sallallahu aleyhi ve sellem)
İKİNCİ FASIL
Sen onu habibin kıldın.. sırdaş edindin.. bütün varlığa nezaretçi ve müşahid eyledin.. risalet, yol gösterme, müjdeleme, uyarma ve nübüvvet halkasını onunla mühürledin.. düşmanlarının kalblerine uzaktan korku salmak suretiyle onu teyid buyurdun.. bulutları mübarek başında bir şemsiye gibi gezdirdin.. onun hatırına Güneş’in akışını değiştirdin.. Ay’ı ortadan ikiye ayırdın.. bir mucize eseri olarak keler, ceylan, kurt, kuru hurma kütüğü, keçi budu, deve, dağ, taş ve ağacı onunla konuşturdun.. parmaklarının arasından mâ-i zülâl fışkırttın.. kuraklık ve yokluk yıllarında duasıyla sağanak sağanak yağmur indirdin ve onunla düz ve engebeli çorak arazileri, kayaları, yıkıntıları, taşları yeşerttin.. yine bir gece onu Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya götürdün; oradan da semanın en yüksek burçlarına, Sidret-i Münteha’ya, Kâb-ı Kavseyni ev Edna’ya çıkardın.. O’na âyet-i kübrayı gösterdin.. en yüce gayeye nâil eyledin.. bizzat muhatap olma ve konuşma şerefi ile şereflendirdin.. Zâtını sadece O’na gösterdin.. başka hiç kimseye nasip etmediğin vesile nimetine onu mazhar kıldın.. mahşerde, o en büyük korku gününde en geniş şefaat selahiyetini ona verdin.. cevâmiu’l-kelim payesiyle şereflendirdin ve az söz ile çok manayı ifade etme hususiyeti lutfettin.. hikmetlere cevher eyledin.. ümmetini en hayırlı ümmet yaptın.. Sana karşı bir kusur işlemekten her zaman o Masumlar Masumunu muhafaza buyurdun. Risalet vazifesini bihakkın tebliğ eden O, omuzlarındaki mukaddes emaneti tastamam yerine getiren O, ümmet (-i icabet ve davet)ine hakkı hakikati en güzel şekilde gösteren O, kainatın çehresindeki gam ve üzüntüyü gideren O, karanlıkların üzerindeki perdeleri açan O, ruhunun ufku olan Refîk-i A’lâ’ya yürüyünceye kadar hep Hakk’ın en gür sesi-soluğu olan ve kulluk tâcını başında taşıyan da yine O’dur. O Seyyidü’s-Sekaleyn ve Mefhar-i Kevneyn, bizim de Efendimiz olan Hazreti Muhammed’dir. (aleyhissalâtü vesselâm). Ya Rab, Sen O Efendiler Efendisi’ne salât ve selâm eyle. O’nu evvelkilerin ve sonrakilerin gıpta ile bakışlarını odakladığı Makam-ı Mahmud’a eriştir. Dünyada O’nun şanını yücelt.. dinini takviye ederek i’lâ buyur.. getirmiş olduğu semâvî sistemi ebediyete kadar dipdiri olarak yaşat.. âhirette ümmetine şefaat etmesine müsaade buyur.. ecir ve sevabını bol eyle.. O’nun makamını önce ve sonra gelenlerin hepsinin makamlarının üzerinde eyle ve O Nebîler Serveri’ni ne kadar kurb kahramanı varsa her zaman hepsinin önünde tut.
ALLAH’IM! O Habîb-i Ekreminin şefaat-i uzmasını kabul buyur, derece-i ulyasını daha da yücelt; tıpkı İbrahim ve Mûsa nebîlerine verdiğin gibi âhirette ve dünyada dilediklerini O’na ver (salavâtullahi ve selâmuhû alâ nebiyyina ve aleyhima ve alâ sâirinnebiyyîn.) ALLAH’IM! Efendimiz’i en şerefli, derecesi en üstün, konumu ve makamı en yüksek, şefaat dairesi en geniş kulun eyle -ki zaten Sen öyle eylemişsin-. ALLAH’IM! O’nun burhanını yücelt, delilini parlat, ehl-i beyti ve zürriyyeti hakkındaki isteklerine de icabet buyur. O’na gözünün nuru olacak nesiller ve yine gözünün nuru olacak bir ümmet ihsan eyle. En hayırlı ümmeti hangi nebîne vermişsen, daha hayırlısını Nebiy-yi Ekremine ver. Sa’y u gayretlerinin semeresini göstermek suretiyle bütün nebîlerini de sevindir.
YA RABBELÂLEMÎN, YA EKRAMELEKRAMÎN VEYA ERHAMERRAHİMÎN! Gözlerin gördüğü, kulakların işittiği şeyler adedince Seyyidü’s-Sekaleyn ve Mefhar-i Kevneyn Efendimiz’e salât ü selâm eyle. Salavât-ı şerife getirenler adedince Resûl-i Mücteba Efendimiz’e salât ve selâm eyle. Getirmeyenler sayısınca da salât ü selâm eyle. Biliriz ki, O Sâdık u Masduk kuluna salât ve selâm getirilmesini bize emreden ve bu emre icabet etmemizden hoşnut olan Sensin. O’na, nasıl salât ü selâm getirilmesini muvafık görüyorsan öylece salât ü selâm eyle. Nimetlerin ve fazl u ihsanların sayısınca O Muhbir-i Sâdık Efendimiz’e salât ve selâm eyle.
ÜÇÜNCÜ FASIL
ALLAH’IM! Kainatın İftihar Tablosu’na, âline, ashâbına, evlâdına, pak zevcelerine, zürriyyetine, ehl-i beytine, nesline, yakınlarına, mümin akrabalarına, sevenlerine, yoluna tâbi olanlara, davasına taraftar olanlara ve yardım edenlere, semadan O’nunla inen esrâr, envâr ve hakikatleri başka gönüllere taşımak suretiyle insanlara rehberlik yapanlara, yollarını arayanlara yıldızlar gibi yol gösterenlere çok, dâimî ve ebedî salavât-ı şerîfelerle salât ü selâm eyle. Her zikreden zikrettiği, her gaflet eden de gaflette kaldığı sürece, yarattıkların adedince, arşın ağırlığınca ve kelimelerinin mürekkepleri miktarınca sermedî bir hoşnutlukla bütün ashâb-ı kirâmdan razı ve hoşnut ol. Okumuş olduğumuz salavât-ı şerifeleri Habîb-i Ekremine layık ve Senin hoşnutluğuna, bizim de salâhımıza vesile eyle. O Habîb-i Kerîmine vesileyi, fazileti, derece-i âliyeyi, Livâü’l-Hamd’i ve havzı ver ve O’nu Makam-ı Mahmud’a eriştir. Kardeşleri olan diğer enbiya ve mürselîne, bütün evliya ve salihlere de salât ve selâm eyle.
ALLAH’IM! Varlık sahasına çıkmış ve çıkacak olan bütün mahlûkatın ve onlar içerisindeki bahtiyar ve bedbaht olanların toplamının sayısınca, sayısız, sınırsız, sonsuz, nihayetsiz, bitip tükenme bilmeyen salavât ile, nuru her şeyden daha önce var edilen, zuhuru bütün âlemlere rahmet olan Efendimiz Hazreti Muhammed’e salât ü selâm eyle. Öyle bir salât ü selâm eyle ki, O’na arz edildiğinde hoşnut olsun.. Senin Bâkî varlığın devam ettikçe o salât ü selâm da devam etsin.. ilmin haricinde nihayet bulmasın.. Sen ve Resûlün O salât ü selâmdan hoşnut olun ve o salavât ile de bizden hoşnut olun.. arzı ve semayı dolduran bir salât ü selâm olsun.. ukdeleri, sıkıntıları çözsün.. tasa ve hüzünleri gidersin.. benim ve bütün Müslümanların işlerinde Senin lütuflarına vesile olsun ve devam ettikçe bereketlensin.
YA RAB! O salavât-ı şerîfeler hürmetine biz kullarına da afiyet, hidayet ve emniyet lutfet. İşlerimize kolaylıklar, kalb ve bedenlerimize de huzur ve sıhhat ihsan buyur. Dinî, dünyevî ve uhrevî işlerimizde selâmet ve afiyet ver. Bizleri Kitap ve Sünnet’e sımsıkı bağlıyken huzuruna al. Azabına maruz kalmadan, hoşnutluğunu elde etmiş olarak Efendimiz ile Cennet’te mülâkî olmayı bize müyesser kıl. Bizi mekr-i İlahîlerle imtihan etme. Ağır imtihanlarla karşılaşmadan afiyet içerisinde, hayırlı amellerle huzuruna gelmeye muvaffak eyle. •[“İzzet ve kudret Rabbi olan senin Rabbin onların bütün bâtıl iddialarından münezzehtir, yücedir. Selam bütün peygamberleredir. Bütün hamdler Âlemlerin Rabbi Allah’adır.”]
DÖRDÜNCÜ FASIL
Gavs-ı A’zam Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin Hizbü’n-Nasr Duası
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Ey Kudreti Nihayetsiz Allahım! Biz kullarına (din ve diyanetinden dolayı) haksız yere düşmanlık besleyenlerin kirli emellerini gerçekleştirmelerine müsaade etme.. onların birliklerini paramparça hâle getir ve işlerini alt üst et.. cemiyetlerini dağıt.. düzenlerini başlarına yık.. hallerini değiştir.. elebaşılarını başaşağı et.. cephanelerini kullanılamaz hâle getir.. ecellerini yakınlaştır.. ömürlerini kısalt.. ayaklarını titret.. yanlış fikir ve düşünce yapılarını değiştir.. zalimce hedeflerini gerçekleştirme hususunda onları haybet ve hizlana uğrat.. karargahlarını yerle bir et.. arkalarında hiçbir iz bırakma; öyle bırakma ki bir kırıntıları dahi kalmasın.. sığınacak bir yer bulamaz olsunlar.. onları hep kendi beden ve canlarıyla meşgul et. ALLAH’IM! Senin bir ismin de Müntakimdir. Onları yıldırımlara maruz bırakıp öylece itikamını al. Şiddetle derdest et ve hiç kımıldıyamayacakları şekilde kabza-ı tasarrufuna al. ALLAH’IM! Hiç şüphesiz Sen her şeye kâdirsin ve yegâne güç ve kuvvet sahibisin. ALLAH’IM! (Temerrüt ve din düşmanlığını meslek edinen) o düşmanları ancak Senin inayetinle engelleyebilirim. ALLAH’IM! Onlarla aramıza Senin havl ve kuvvetini perde yapıyor ve bizi onların şerlerinden koruman için Dergâh-ı İzzetine istiâzede bulunuyoruz. Ey din gününün sahibi Rabbimiz, yalnız Sana kullukta bulunur, sadece Senden yardım dileniriz. Ne olur, o din-diyanet düşmanlarını, kötülük için kullandıkları bütün sistemleriyle beraber viran hâle getir, helake maruz bırak ve toz duman eyle. Âmîn! Âmîn! Âmîn! Ya Allah! Ya Allah! Ya Allah! RAHMAN VE RAHÎM RABBİM! Senin mübarek nâm-ı celîlin hakkı için, Efendimiz Hazreti Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem) Senin nezdindeki ve Senin onun nezdindeki hürmetine, bizi dünyada şerlerden ve zararlardan, âhirette de itap ve ikaptan muhafaza buyur. Hiç şüphesiz Sen dilediğin her şeyi gerçekleştirmeye muktedir ve “La havle vela kuvvete illa billahilaliyyilazîm” bitmez tükenmez hazinelerinin yegâne Mâlikisin. ALLAH’IM! Risalet Tahtının Hurşid-i Mâh-ı Enveri Efendimiz Hazreti Muhammed’e, tertemiz, dupduru ehl-i beytine, kerem ve iyilikte hep önde olmuş ashâbının hepsine kıyamete kadar çokça salât ve selâm eyle.
***
Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin Bir Duası
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
ALLAH’IM! Ümmeti ve başındakileri, idare edenleri ve edilenleri ıslah buyur. Hepsinin kalblerini hayır istikametine yönlendir ve birbirlerine kötülük dokundurmalarına fırsat verme. Ya Rab! Sen bizim içimizdeki sırları bilirsin; onları salâha kavuştur. İşlediğimiz günahları da bilirsin; onları da mağfiret buyur. Ayıplarımız da Sana malumdur; onların da üzerini örtüp setret. İhtiyaçlarımıza da nigehbansın; onları da gider. Nehyettiklerini yapmaktan, emrettiklerini yapmamaktan bizi muhafaza buyur. Kul olup onunla izzet kazananlardan eyle bizi; günahlara dalıp da zillete düşenlerden değil. Senin hoşnutluğuna perde olabilecek bütün meşguliyetleri başımızdan al.Bizi Senden alıkoyacak her şeyden bizi alıkoy. Seni zikretmenin, Sana şükür ve kullukta bulunmanın tadını gönüllerimize duyur. ALLAH’IM! Senden başka ilah yoktur. Senin olmasını dilediklerin olur, olmamasını dilediklerin de olmaz. Havl ve kuvvet sadece Sana aittir. Ululuk ve azamet tahtının yegâne Sultanı Sensin, Senin lütfun iledir. Bizi gaflete saplanıp haybet yaşamaktan ve gafil avlanmaktan koru. “YA RABBENÂ! Eğer unuttuk veya kasıtsız olarak yanlış yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma! YA RABBENÂ! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize ağır yük yükleme! YA RABBENÂ! Takat getiremeyeceğimiz şeylerle bizi yükümlü tutma! Affet bizi, lütfen bağışla kusurlarımızı, merhamet buyur bize! Sensin Mevlâmız, yardımcımız! Kâfir topluluklara karşı Sen yardım eyle bize!”
BEŞİNCİ FASIL
Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin Hizbü’l-Fethiyye Duası
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Ey dua ile Kendisine teveccühte bulunan her kuluna icabet eden ululuk tahtının biricik sultanı Rabbimiz! Duamızın başında Senin nâm-ı celîlini bir kez daha yâd ediyor ve yardımını diliyoruz. ALLAH’IM! Bizlere inayet nazarınla bak. EY ALLAH’IM, ey Mevlâm, ey Kâdir, ey Ğâfir, ey Latîf ve ey Habîr! ALLAH’IM! Birbirinden güzel isimlerine, malûmâtın adedince ta’zîmde bulunarak Senin her türlü eksiklikten münezzeh olduğunu “Sübhanallah” kelime-i kudsiyesiyle bir kez daha ikrar ediyoruz. Sen kainatı baştan yaratan ulular ulusu bir Müteâlsin; “Elhamdülillah” deyip Sana hamd ü senalarımızı sunuyoruz. Yine, “Lâilâheillallah” diyerek, ashâb-ı inayet olan ihlaslı kullarının tevhidi ile Senin birliğini haykırıyoruz. Celâl ve azametinin büyüklüğünü arz u semâvât dolusunca itiraf ediyor ve “Allahuekber” diyerek gürlüyoruz. Ve her hayır ve saadetin mahzen ve kaynağı olan “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhilaliyyilazîm” beyan-ı mukaddesiyle bir kere daha gerçek güç ve kuvvetin sadece Sana ait olduğu ikrarında bulunuyoruz. EY YÜCELER YÜCESİ İLÂHIMIZ! Vahdaniyetinin infiradında celâlin parlaklığı yalnız Sana aittir. Rubûbiyetinin devamlılığında izzetinin sultan ve saltanatı yine Sana aittir. Yakınlığınla beraber, vâkıf olmak isteyenlerin vehim ve hayalleri Senin yüce sıfatlarına ulaşmaktan çok uzakta kalmış, celâl ve azametin karşısında âriflerin akılları hep hayret yaşamıştır. EY ULULAR ULUSU RABBİMİZ! Heybetinin nurundan bir denize de bizi daldır, daldır ki, dünyadan ruhumuzda rahmetinin şuaları olduğu bir hâlde çıkabilelim. Bize, gizlediğin isminle mukabelede bulun ve vücudumuzu Kendi nezdinde saklı tuttuğun sırrının vücuduyla doldur, doldur ki, Senin sıyanet edip yüce katında setrettiğin kemâl-i mutlak ve sırr-ı muhakkaka erebilelim, erip onları görebilelim. Bizi izzetinin müşahedesine de mazhar kıl ve başkalaşıp çizgiyi terk etmekten bizi koru. Bizi kudsî tecellîlerinle pak hâle getir. Kuru çamurdan, şekillenmiş balçıktan bizi arındıracak rûhânî bir yardım lutfet. Göz kapaklarının açılıp kapanmasından daha hızlı olan gizli ve sürpriz lütuflarınla imdadımıza yetiş. Bizi izzet mahallinde durdur ve gözlerden koruyup sakla. Hakka’l-yakînin müşahedesine erdir.
يَا قَوِيُّ يَا مَتِينُ، يَا عَلِيُّ يَا غَنِيُّ يَا كَرِيمُ، يَا غَفُورُ يَا حَلِيمُ يَا رَحْمٰنُ يَا رَحِيمُ
Ey zerreye güneş olma istidâdını veren Ulu Allahımız! Varlık devam ettikçe vücudumuzun üzerine Seni müşahede güneşini doğdur. Zaman sürdükçe vücudumuzu Kendinden olan vücudunun nurlarıyla tenvîr buyur. Bizi afiyette kılacağın ve ufkumuzu açacağın bahçelere al.
يَا حَنَّانُ يَا مَنَّانُ، يَا رَبُّ يَا رَحِيمُ يَا رَحْمٰنُ، يَا ذَا الرَّحْمَةِ وَالْغُفْرَانِ، يَا ذَا الْعِزَّةِ وَالْبُرْهَانِ، يَا ذَا الْعَظَمَةِ وَالسُّلْطَانِ، يَا ذَا الْفَضْلِ وَالْإِحْسَانِ، يَا حَيُّ يَا قَـيُّومُ، يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ، يَا لَطِيفُ يَا خَبِيرُ
ALTINCI FASIL
Ey acizlerin güç kaynağı ALLAHIMIZ! Bize lütfunun libaslarını giydir ve bize şefkat ve ihsan ile teveccühte bulun. Tedbîr kuruntularından kalbimizi temizle ve sebeplerin verasındaki Müsebbibü’l-Esbâbın Sen olduğunu gönlümüze duyur. Nurunla bizi Kendine hidayet eyle. Huzurunda tastamam ve dosdoğru bir ubûdiyetle durmaya bizi muvaffak kıl. Kalblerimizden tedbîr zulmetlerini çıkar. Çıkar ve kalblerimizde ilahî vedîa olarak bulunan sırlarımıza her şeyi Senden bekleme makamı sayılan tefvîz nurlarını yay. Senin hakkımızdaki tercihlerinin güzelliğini gönüllerimize duyur, duyur ki, hakkımızdaki hüküm ve tercihin bizim kendi tercihlerimizden bize daha sevimli gelsin. Bizi hakk-ı mübîne hidayet buyur ve bize ilm-i yakînden ilim lutfet.
يَا عَلِيمُ يَا عَلِيُّ يَا عَظِيمُ، يَا غَنِيُّ يَا كَرِيمُ، يَا غَفُورُ يَا حَلِيمُ، يَا رَحْمٰنُ يَا رَحِيمُ، يَا لَطِيفُ يَا خَبِيرُ
Ey yüce Yaratıcı, ey ulu ALLAHIMIZ! Şanı yüce ve kerîm Zâtının celâl ve kemâli, yüce ve azametli nurunun ziya ve parlaklığı, ilminin açık-gizli her şeye nüfuzu hakkı için ey Alîm, Senden, his ve müşahede ile bulup alabileceğimiz keyfiyette, zikir ve hikmet nurundan kalblerimize indirmeni diliyoruz. Seni asla unutmayalım ve ebedlere kadar Sana isyan etmeyelim istiyoruz. Ne olur, sağlam niyet, sıdk, ihlas, huşû, haya, heybet, murakabe, nur, canlılık, hıfz, ismet, fesahat, beyan, Kur’ân’da anlayış gibi güzel hasletlerle bizi cem’ et ve hususî muhabbetinle, özel armağanlarınla matmah-ı nazar olan kulların arasına al. Bizim duyan kulağımız, gören gözümüz, ufkumuzu açan fuâdımız, söyleyen dilimiz, hisseden kalbimiz ve tutan elimiz ol.
يَا مُغِيثُ يَا سَـمِيعُ يَا بَصِيرُ يَا سَـرِيعُ يَـا قَرِيبُ يَـا مُجِيبُ
Ey zikri, fikri ruhlara itminan veren gönüller sultanı ALLAHIMIZ! Birbirinden güzel isimlerinin sırlarının hepsi, yüce sıfatlarının bütün hususiyetleri ve vücûd-u Zâtının kıdemi hürmetine kalblerimizi hidayet nuruyla nurlandırmanı, bize marifetinin sevgisini ilham buyurmanı, bizi himayenin örtüsüyle koruyup kollamanı, ünsümüzü Seninle, şevkimizi Sana ve korkumuzu Senden eylemeni diliyoruz. Diliyoruz ki, tek emelimiz Sen ol ve biz sadece Senin huzurunda huşû ve hürmet ile kemerbeste-i ubûdiyet içerisinde duralım. Ey Merhametliler Merhametlisi ALLAHIMIZ! Sana olan itimadımızı, inkıyadımızı, sevgimizi, yakınlığımızı ve Sana karşı edebimizi artır. Sen göklerin ve arzın yegâne Rabbisin. Yakınlığın izzet vesilesi, şanın yüce, medh u senan başdöndürecek kadar ulu, güzel isimlerin de mukaddestir. Senden başka bir ilah yoktur. Bize selâmet ve esenlik ver. Dinimizi hep selâmette eyle. İrfanımızı ekmeliyet ve etemmiyetle taçlandır. Zâhir ve bâtın bütün donanımızla bizi Kendine tevcîh buyur ve ne olur, göz açıp kapayıncaya kadar hatta ondan da az bir süre bizi nefsimizle baş başa bırakma. Bizi kopukluğun mahkûmu kopuk insanlar olmaktan koru. [“Ey dua ve isteklere en güzel şekilde icabet eden! (3 defa)”] Likâullaha, Sana kavuşmaya iştiyakımızı artır. Bizi Senden uzak tutacak her şeyi bizden uzak tut. Uzaklaştırdığında yakınlaştır; yakınlaştırdığında da bize yakın ol. Bilmediğimizi talim buyur; talim buyurduğun zaman da onu anlamaya muvaffak kıl.
يَـا أَوَّلُ يَا أٰخِرُ يَا ظَاهِرُ يَـا بَاطِنُ يَـا غَفُورُ يَـا حَلِيمُ يَـا رَحِيمُ يَـا مَوْلَايَ يَـا غَافِـرُ يَـا لَطِيفُ يَـا خَبِيرُ
YEDİNCİ FASIL
YA İLÂHÎ! Şayet hâlimi ve âkıbetimi biliyor olsaydım sürçüp işlediğim günahları Sana şikâyet etmezdim. Ve günahlarım gelip gelip zihnime üşüşmeseydi gözyaşlarım böyle sel olup akmazdı. Kurb-u huzuruna geldim Allahım; rahmetine dehâlet ediyor ve sürçmelerden kaynaklanan dağınıklığımı bu boşalıp duran gözyaşlarımla gidermeni diliyorum. Yine Senin yaratmanla benden sâdır olan azıcık hasenât hürmetine ne olur, o çoklardan çok seyyiatımı bağışla. Ey sadece Kendisine dayanıp güvendiğim ALLAH’IM! İşlediğim günahlar dilimi lâl edip beni susturdu.Huzurunda arz edebileceğim bir vesilem, salih bir amelim ve bana şefaat edecek bir yakınım da yoktur.Varsa bir tek dayanağım, o da Sana karşı hep canlı tuttuğum ümit ve emelimdir.
İLÂHÎ ! Azıcık hasenâtıma karşı Senin cûd ve keremine güveniyor, sayısız seyyiatım için de sonsuz af ve mağfiretini diliyorum. İLÂHÎ! İsyankâr olsam da hakkındaki reca ve ümitlerim bir lahza kesintiye uğramaz; tıpkı taat ve kulluğumla beraber, azabın karşısındaki korkumun hep devam ettiği gibi. İLÂHÎ! Ancak Senin havl ve ismetinle meâsîye düşmekten kurtulabilir ve sadece Senin kuvvet ve tevfîkinle ibadete devam edebilirim. İLÂHÎ! Senin kahrının kabzasındaki bir kimse nasıl olur da havf yaşamaz ve bir kimse iraden altındaki göklerin ve yerlerin hududundan çıkıp nereye gidebilir! İLÂHÎ! Ben Senin iradesiz, aciz, güç ve kuvveti olmayan zavallı bir kulunum. Zayıflığımı, çaresizliğimi, insanlar arasındaki önemsizliğimi, değersizliğimi Sana şikâyet ediyorum. Bütün çaresizlerin Rabbi de, bu çaresiz kulunun Rabbi de Sensin; Sen Erhamürrâhimînsin; beni kötülük yapacak, düşmanlıkta bulunacak kimselerin insafsızlığına terk etmezsin. Ah, keşke bu mücrim kuluna karşı gazabın olmadığını bir bilebilseydim; işte o zaman başka hiçbir şeyi önemsemezdim. Affına layık değilim ama onu da dört gözle beklerim. Gazabının gelip çatmasından, hiddetine maruz kalmaktan yüce Zâtının nuruna sığınıyorum. Hoşnutluğunu elde edinceye kadar da sığınmaya ve kapının tokmağına dokunmaya devam edeceğim. Niye etmeyeyim ki, benim hâlimi ıslah edecek güç ve kuvvet, yalnız ve yalnız Sendedir. Çünkü Sen Aliyy ü Azîm bir ulu Sultansın. İLÂHÎ! Ne olur, dualarım ve onları kabulün arasındaki perdeleri kaldır. Dileklerimi geri çevirme ve beni hicranımla, bir hiç hükmündeki havl ve kuvvet(sizliğ)imle baş başa bırakma. Aczime, fakrıma ve ihtiyaç içinde oluşuma merhamet et. Kırıklarımı sarıp sarmala. Beni içine düştüğüm zillet ve hâletten kurtar.
•[“Ya Allah! (3 defa)”] Ey rahmet ve mağfiret Sahibi!
•[“Ya Allah! (3 defa)] ”Ey kuvvet ve burhan Sahibi!
•[“Ya Allah! (3 defa)”] Ey izzet ve saltanat Sahibi!
•[“Ya Allah! (3 defa)”] Ey lütuf ve ihsan Sahibi!
•[“Ya Allah! (3 defa)”]
يَا حَيُّ يَا قَـيُّومُ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
Sen ki, her şeyi rahmet ve ilminle kuşatansın. Bize de lütuf ve hilminle muamele et ve fazl u ihsanlarını üzerimize sağanak sağanak yağdır. Ey Muhsin, ey Mün’im, ey her şeyi güzelliklerle bezeyen Mücemmil, ey hep iyilik ve lütufta bulunan Mütefaddil, ey güç kuvvet ve ihsan sahibi, ey bol armağan, sonsuz cömertlik ve kerem sahibi, ey Aliyy, ey Azîm, ey Arş-ı Azîm’in yegâne mâliki!
Yüceler Yücesi RABBİMİZ! Rahmetinle saîd ve mesûd kıldığın bahtiyar kullarına, onunla Sana dua ve teveccühte bulunmalarını ilham buyurduğun en azametli ve en büyük ismin hürmetine, Senin kudret ve azametinin ilk tecellî ufku olan Arşının izzeti hürmetine, Yüce Kitabında yer alan sonsuz rahmetin hakkı için ve yüce, yüceler yücesi Zâtının nuru ve tastamam kelimelerin hakkı için Senden dileniyoruz: Her işimizi ıslah edip salâha erdirecek şekilde bizi de rahmet ve mağfiretinle sarıp sarmala. Her türlü rahatsızlıktan uzak ve güzel bir hayat ile bizi de bahtiyar kıl. Ey zâtında her türlü kemâlâtı cem’ eden Câmi’! Ey ihsanlarını hiçbir gücün engelleyemeyeceği yegâne Zât! Ey daha dilemeden veren ihsanı bol Keremkânî! Bizi de koruyup gözet ey Mevlâmız! Çünkü Sen bize bizden daha evlasın; bizi kendimizden çok, çok daha iyi korur ve gözetirsin. Ey Kâdir, ey Mevlâm, ey Ğâfir, ey Latîf ve ey Habîr!
SEKİZİNCİ FASIL
YA İLAHENÂ! Ne olur, bizi de sadece Senin hoşnutluğunu gözeten ihlaslı kullarından kıl. Dosdoğru yola bilip görerek, yakîn ile sülûk edenlerden eyle. [“Bizi hususî riayetinle gözet. (3 defa)”] İman etmiş ve imanıyla güvene ermiş olarak huzuruna gelebilmemiz için bize re’fet ve şefkatinle muamelede bulun. İlmiyle amel eden bahtiyar kullarından olabilmemiz için bizi Kendi dosdoğru yoluna irşad buyur. [“Benim Mevlâm, o şanı yüce kitabı indiren Allah’tır ve O, bütün salih kulların koruyucusudur. (3 defa)”] [“En güzel koruyan O’dur ve O, Merhametliler Merhametlisidir.”]
ALLAH’IM! Bütün elçilerin efendisi, daha önceki nebîlerin tasdik edicisi, âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz Hazreti Muhammed’e (aleyhissalâtü vesselâm), tertemiz aile efradına, ashâb-ı güzinine, evlâd-ı pâkına, ezvac-ı tâhirâtına, durulardan duru nesline ve bütün önden gidenlere, haklarında azap hükmü kesinleşmiş ya da doğru düşünüp doğru yolda yürümüş olan gelmiş ve gelecek bütün mahlûkat sayısınca, rahmet ve selâm ile memzûc, kabul ve devama mazhariyet hususiyetiyle özel, zaman ve mevcûdât devam ettikçe devam edip gidecek, varlık ahkâmı bâkî kaldıkça bekâ bulacak bir salât ile salât eyle. Bütün nimetlerinden dolayı Sana sonsuz hamd, minnet ve senalar olsun, ey Lâtîf ve Habîr olan Yüceler Yücesi, Merhametliler Merhametlisi Allahım!
Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin Güzel Bir Virdi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Ya Ekramelekramîn ve ya Erhamerrahimîn! Senden, Sana arz edilmeye layık sağlam bir iman ve kıyamet gününde huzuruna çıkabileceğimiz tastamam bir yakîn dileniyorum. Azametinle bizi günah vartalarına düşmekten muhafaza buyur. Rahmetinle kusur ve ayıplarımızın kirlerinden bizleri temizle. Bir ilim ihsan et ki, onunla Senin emir ve nehiylerini nasıl anlaşılmaları gerekiyorsa öylece anlayıp hayatımıza tatbik edebilelim. Bir anlayış lutfet ki, o anlayışla Sana nasıl münacaatta bulunmamız gerektiğini duyabilelim. ALLAH’IM! Dünyada ve âhirette bizi velayet ehli kullarından eyle. Akıllarımızı hidayetinle doldur. Fikirlerimizi şüphe mahallerinde kaymaktan, gönüllerimizi de şek ağlarına düşmekten koru. Bizleri namazlarını hakkını vererek kılan ve cismaniyetin dehlizlerine düşmekten âzâde olan kulların zümresine kat. İşleme imkânı vereceğin hasenât ile amel defterlerimizden seyyiat satırlarını sil. Kullarının bizden yüz çevirdiği ve ümitlerimizin bütün bütün tükenip karanlık kabirlere girmeyi bile göze aldığımız gün elimizden tut. Yevm-i meşhûd olan âhiret gününe kadar kusursuz ameller işlemeye bizi muvaffak kıl. YA RABBİ! Bu zayıf kulunu gurur ve kibir gibi çirkin huylarından arındır. Onu ve onunla beraber bu duaya “âmîn!” diyenlerin hayatlarını salih söz ve salih amellerle süsle. Lisanından, dinleyenlere fayda verecek beyanlar akıt. Akıt ki, o beyanlarla gözler yaşarsın, kalbler huşû ile yumuşasın. Onu, yanındakileri ve bütün Müslümanları yarlığa Allahım! Hiç şüphesiz her türlü hamd ü sena yalnız Sana mahsustur.
ALLAH’IM! Hazinelerinin kapısını bana gösteren Senin cömertliğin, o kapıya yaklaştırdıkça yaklaştıran da yine Senin nihayetsiz ihsanlarındır. Zaten bildiğin hâl-i pürmelâlimi bir de ben Sana arz ediyorum ve Senden, Senin için zor olmayan bir şey talep ediyorum. -Zaten Senin için hiçbir zorluk yoktur ki!- Senin benim durumumu bilmen esasen benim Senden bir şey istememden beni müstağni kılıyor. Evet Allahım, arza ne hacet, hâlim Sana ayan. ALLAH’IM! Sen her yerde her zaman hâzır ve nâzırsın. Her şeyi her zaman ihata edersin. Hiçbir şey hiçbir zaman Senin ihata dâiren dışına çıkamaz. Senin için uyku gibi ârizî durumlar asla söz konusu olamaz. Sen hiçbir işi gerçekleştirmekten de aciz değilsin. ALLAH’IM! Muhtaç olduğum hâlde ben iyiliklerimi Sana hibe ettim. Kaldı ki ben Senin kulunum. Sen benim Rabbim olduğun ve seyyiatıma ihtiyacın olmadığı hâlde onları bu kuluna nasıl bağışlamazsın? (Sana böyle mütehakkimane soru sormak da büyük saygısızlıktır. Ondan da Sana sığınıyoruz ya Rabbenâ! Ne olur, bunları duadaki ısrar ve ilhahımız kabul et ve bizi muâhaze etme.)
DOKUZUNCU FASIL
YA İLAHENÂ! Bize kapımıza gelen miskinleri boş çevirmememizi emir buyurdun. Biz de Senin kapının miskinleriyiz. Ey keremine hudut olmayan Kerîm, Sen de bu miskinleri kapından boş çevirme. Bize fakirlere tasaddukta bulunmamızı ferman buyurdun. Biz de Senin fakirleriniz, her hâlimizde Sana muhtacız. Sen de bize tasaddukta bulun. Kölelerimizi âzâd etmemizi emrettin. Ya Rahîm, biz de Senin köleleriniz. Sen de bizi ateşinden âzâd eyle. Bize zulmedenlere karşı afv u safh yolunu seçmemizi istedin. Ya Rab, biz de nefislerimize zulmettik. Rahmetinle muamele buyur da ey merhameti merhametlerin en hayırlısı olan Rabbim, Sen de bu kullarını affet. ALLAH’IM! Vaslını diliyor, uzaklaştırmandan Sana sığınıyoruz. Kurbunu istiyor, kovmandan Senin rahmetine iltica ediyoruz. Ne olur, bizi ömürlerini kullukla geçiren ve Senin inayet ve vuslatına mazhar olan kullarından eyle. Şükür ve hamd vazifelerimizi hakkıyla ifaya bizi muvaffak kıl. Kadrine rûhânîlerin destan kestiği Efendimiz Hazreti Muhammed’e, tertemiz, dupduru aile efradına, kerem ve iyiliğin simgesi ashâb-ı güzinine de Din gününe kadar hep salât ve selâm eyle.
Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin Esmâ-i Hüsna Kasîdesi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
Yakarışıma Rabbimin adıyla, O’nun bir ve tek olduğunu ikrar ederek başlıyorum ve -inşaallah- O’na hamd ü senalarımı arz ederek tamamlayacağım. Şehadet ederim ki, Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur ve O, öyle kemâl sahibi, münezzeh bir Zâttır ki, akıllar katiyen ululuğunu ihata edemez. Varlığı, yüzü suyu hürmetine yarattığı Hazreti Ahmed’i (aleyhisselâm), itaat ve ittiba edilecek bir muktedâ bih olarak bize gönderen O, her şeyin hayırlısını bize ta’lim eden O, gönüllerimizde ilm ü hilm aşkını köpürten de yine O’dur. Öyleyse, ey Allah’tan izzet, servet ve rif’at isteyen (kalbim), inkisar hisleriyle dol, iki büklüm ol, içini mülevves duygulardan arındır, Dergâh-ı İzzete yaklaştıkça yaklaş ve Rabbine O’nun ulvî isimleriyle seslen!
ALLAH’IM! Rahmeti her şeyi kuşatan Rahman Sensin; en yakın zamanda nusretinle beni de sevindireceğini ümit ediyorum. Her hâlimi güzelleştir ey Rahîm.. Melik ve Kuddûs isimlerinle sinemi pırıl pırıl hâle getir.. vücudumu her türlü beladan sâlim eyle ey Selâm.. Mü’min Sensin, ben de emn ü eman diliyorum.. Müheymin ismine sığınıyor, hıfz u inayet örtünün altına girmek istiyorum.. ey Azîz, üzerimdeki zilleti kaldır, izzetinle izzetli eyle beni ve Cebbâr ismin hürmetine çirkinliklerden koru.. bütün düşmanları zelîl et ey Mütekebbir.. topyekün şerlerden uzak tut bu mücrimi ey Hâlık.. (خَالِقُ) nimetlere vücut veren Bari’ (بَارِئَ), üzerimdeki nimetlerini artır, artır zira daha başta onları lutfeden Musavvir de Sensin. Ğaffâr ismine sığınıyorum; tevbemi kabul buyur.. Kahhâr (قَهَّارُ) ism-i şerifinle bana musallat olan şeytana hizlan ve kahrını duyur.. kapında hilm ü hikmet dileniyorum ey Vehhâb ve rızkımı kolaylaştıracağını ümit ediyorum ey Rezzâk.. ey Fettâh, rahmet kapılarını aç ve basiretime nurlar saç.. ey Alîm (عَلِيمُ) , ilimdir fazlından emelim.. ey Kâbıd(z) (قَابِضُ) , bütün muannitlerin ruhlarını sık ve ey Bâsıt, yüce sırlarını benim için de aç.. Hâfıd(z) (خَافِضُ) Sensin, dilersen bütün münafıkların konumlarını alt üst edersin.. Râfi’ (رَافِعُ) Sensin, lutfedip benim kadrimi yüceltirsin.. bu kulunu azîz eyle ey Muizz (مُعِزُّ) .. münafıkları zelîl eyle ey Müzill (مُذِلٌّ) .. ya Semî’u (بَصِيرًا) ya Basîr (بَصِيرًا) , hâlimi görür, bilir, işitirsin ve dilersen ıslah edersin.. yarattıklarının açık-gizli her şeyine nigehbân olan حَكَمًا عَدْلًا لَطِيفًاخَبِيرًا de yine Sensin.. ey Halîm (حَلِيمُ) , hilmine nâil eyle.. ey Azîm (عَظِيمٌ) , sonsuz cömertliğinden bu kulunu hissedar et.. günahkâr kullarının günahlarını yok edip örten Ğaffâr u Settâr, sevdiklerinin şükürlerine mukabelede bulunan Şekûr, bu ihsanlarınla bizi de sevindir.. Aliyy Sensin, sevdiklerinin makamlarını i’lâ edersin.. hayrı ve keremi bol Kebîr de yine Sensin.. Hafîz (حَفِيظٌ) ismindir Senin, ilminden hiçbir şey saklanamaz.. Mukît (مُقِيتٌ) isminle küçük büyük bütün yarattıklarını rızıklandırır, görür gözetirsin.. ey Hasîb (حَسِيبُ) , hilminle koruyup kolla beni.. ey Celîl (جَلِيلٌ) , dilerim bana husûmet besleyenleri tenkîl etmeni.. Kerîm (كَرِيمٌ) Rabbim, mevhibelerinle donat bu bendeni.. ey Rakîb (رَقِيبُ) , -hidayete istihkâkı yoksa- hâk ile yeksan eyle adâvet edeni.. ellerimi Sana açıyorum ey dualara icabet eden Mücîb (مُجِيبًا) ve lütuflarını gözlüyorum ey ihsanları nihayetsiz Vâsi’ (وَاسِعَ) ..
ON’UNCU FASIL
İlahî Hakîm (حَكِيمٌ) isminin tecellileriyle müşahedelerimi sağlamlaştır.. Vedûd (وَدُودُ) ismine mazhar kıl ve münezzeh sevginle beni de sevdiklerin defterine kaydet.. ey mutlak fazl ve şeref sahibi Mecîd (مَجِيدٌ) , bu kulunu da bahtiyar ve mesut eyle.. ey Bâis (بَاعِثُ) , inayetini bir an evvel gönder.. ey her şeyi her an müşahede eden Şehîd (شَهِيدٌ) , bakışımı, bakış açımı güzelleştir.. ya Hakk (حَقُّ) , vâridâtınla yolunun bu yolcusunu da şâd eyle.. Vekîl (وَكِيلٌ) Sensin, dilersen bütün ihtiyaçlarımı giderirsin.. Kaviyy (الْقَوِيُّ) de ismindir Senin, vekil olarak yetersin.. Metîn (مَتِينٌ) isminle acz ve zaafıma merhamet eyle.. ey Veliyy (وَلِيُّ) , yardımsız bırakma Sana tenhalarda ısrarla dua eden bu acizi.. ey Hamîd (حَمِيدًا) , bütün hamd ü senalarımı huzurunda arz ediyorum.. ey yapılan her işi sayıp dökecek olan Muhsî (مُحْصِيَ) , davranışlarımı istikamet çizgisinde tutmanı diliyorum.. benimle hidayetin arasındaki perdeleri aralayacak Mübdi’ (مُبْدِئُ) Sen, hayattan sonra ölümü, ölümden sonra tekrar hayatı veren (مُعِيدٌ) de yine Sensin.. ey Muhyî (مُحْيِي) sürur ve bereket dolu bir hayatla yeniden ihya buyur beni.. ey Mümît (مُمِيتُ) , en yakın zamanda bertaraf et düşmanlık besleyen hainleri.. ya Hayy (حَيُّ) , zikrinle kalbime canlılık üfle.. ya Kayyûm (قَـيُّومَ) , sırrımı sırlarına aç.. ey varlığı nurlara boğan Vâcid (وَاجِدَ) , benim de kalbime nur, gönlüme sürûr ifâza buyur.. ey şan ü şeref sahibi Mâcid (مَاجِدَ) , inayetini hiçbir zaman üzerimden eksik etme.. ey mutlak vücud sahibi Vâhid (وَاحِدُ) ve mevcûdâtı ayakta tutan Samed (صَمَدُ) .. derdest etmesi çok ani olan Kâdir u Muktedir , düşmanlıkla oturup kalkanları helak et, hasetçileri de türlü belalara maruz bırak.. ey Mukaddim ve Muahhir ( يا مُقَدِّمُ ، مُؤَخِّـرُ ) olan Allahım, fazlınla dualarıma icabet buyur, her türlü zarardan koru ve afv ü afiyet ihsan eyle.. ey Evvel (أَوَّلُ) , lutfedeceğin hayırları çabuklaştır ve ey Âhir, can emanetini teslim ederken sadece Seni anmaya muvaffak eyle.. ey Zâhir u Bâtın (ياظَاهِرُ بَاطِنُ) , ötelerin ötesindeki hazinelerinde gizli tuttuğun marifet iklimlerini benim için de aç.. ey birbirinden güzel isimlerinden biri de Vâlî (وَالِي) olan Rabbim, hep iyilerle karşılaştır beni ve ey irşad ve ıslahına muhtaç olduğum Müteâl (مُتَعَالِ) , hâlimi ıslah buyur.. ey bütün yaratılmışları ihtiyaçlarına göre farklı farklı ihsanlarla donatan Berr (بَرُّ) ve ey tevbeleri kabul buyuran Tevvâb (تَوَّابُ) , bizim tevbelerimizi ve dualarımızı da kabul buyur.. kendi nefislerine zulmedenleri tecziye eden Müntakim (مُنْـتَـقِمًا) de, affı bol Afüvv (عَفُوٌّ) de Sensin; bizi de affet.. ihsanları bol, kullarına re’fet ve şefkati çok, Raûf (رَؤُوفٌ) Rabbim.. bütün mevcûdâtı yed-i kudretinde evirip çeviren Mâlikü’l-Mülk (مَالِكَ الْمُلْكِ) Sensin.. bir ismin de (ذُو الْجَلَالِ وَ الْإِكْرَامِ) Zü’l-Celâli ve’l-İkram’dır Senin; bize de şeref urbasını giydir, bizi de sürekli akıp duran lütuflarınla sevindir.. ey her hükmünde âdil olan Muksit (مُقْسِطُ) , kalbimin doğruluktan ayrılmasına müsaade etme.. ey Câmi’ (جَامِعُ) , bu kulunu da kemâl zirvelerinde dolaştır.. İlahî, Ğaniyy (غَنِـيٌّ) Sensin, dilerim bu aciz bendenin dertlerine de devalar ihsan edersin.. Muğnî (مُغْنٍ) de Sensin, lütf u ihsanda bulunup ihtiyaçlarımı giderirsin.. ey Mâni’ (مَانِعُ) , günahlara düşmeme izin verme ve işlediğim cinayet büyüklüğündeki hatalarla üzerime bulaşan kirlerden beni arındır.. ey birbirinden güzel isimlerinden biri de D(z)ârr (ضَارُّ) olan Allahım, hasetçileri yola getir.. ey Nâfi’ (نَافِعُ) , nezdindeki güzelliklerden beni de faydalandır.. ey bütün nurların yegâne kaynağı olan Nur (نُورُ) ve ey hidayet nurlarını nezdinde tutan Hâdî (هَادِي), saç o nurları kalbime ve aydınlat içimi..
ALLAH’IM! Lütufta bulunup varlık âleminde eşi-benzeri olmayan şeyler yaratan Bedî’ (بَدِيعُ) de, bütün varlık göçüp gittikten sonra ebedî kalacak Bâkî’ (بَاقٍ) de yalnız Sensin.. ey Vâris (وَارِثُ) , Kur’ân’ın bilgisine beni de vârisçi kıl.. ey Reşîd (رَشِيدُ) , dosdoğru yola bu şaşkın kulunu da ilet ve ey kullarının günahlarını örtüp onların yakışıksız davranışlarına hüsn-ü muamelede bulunan Sabûr (صَبُورٌ) , sabır istikametindeki azmimi sürekli kıl ve irademe fer ver.
ALLAH’IM! İşte huzurunda bir kez daha diz çöküp Senin varlığına ve birliğine en büyük delil teşkil eden güzellerden güzel isimlerinle Sana tazarruda bulundum. O ulvî isimler hakkı için yakarışlarıma icabet buyur ve beni ahlâk-ı hasenenin üstün vasıflarıyla donat..recalarıma rıza ile mukabelede bulun.. dehrin, beni Senin dilediğinden başka kılıklara sokmasına izin verme..yardım et, nefsanî hastalıklarıma şifa ihsan buyur..yollarımı hep hayr u hasenâta çıkar..akıl sıhhatimi koru.. İlahî, anneme, babama, kardeşlerime, esmâ-i hüsnâyı vesile ve şefaatçi yaparak kapına gelenlere hep rahmetinle muamele eyle. Ya Rab! kapında inleyen bu Abdülkâdir kulun, Senin Peygamberinin torunlarından Hazreti Hasan’ın soyundan gelmektedir ve yüce âlemlerde kendisine “Muhyiddin”le nida edilmiştir. Senin habibin, benim ceddim olan Hazreti Muhammed Mustafa’ya, âl ve ashâbına, hepsine, en güzel salât ü selâmlarla salât ve selâm eyle Allahım! Evvel-âhir bütün hamd ü senalar sadece Sanadır.
-Yakaran Gönüller-