37-Öngörü Tesellisi

İnsan hüzün ve kederi öngörerek ve planlayarak yaşarsa, yani kendisini psikolojik olarak gam ve acılara hazırlarsa, musibetlerin olumsuz etkilerini hafifletmiş olur. Hayatı birçok musibetle karşılaşma alanı olarak gören, her zorluktan başarıyla çıkmayı eğlenceli bir oyunun parçalarından biri olarak algılayan kişi, musibetlerle dolu bir hayat yaşasa da, bundan lezzet alacaktır. Ertesi gün ameliyat olacağına kendisini hazırlayan bir insanın durumuyla, hiç beklemediği anda neşteri yiyen insanın çektiği acı aynı olamaz. Plan, keder açısından acıyı hafifleten bir faktördür. Oruçta açlığa önceden planladığımız için, gün boyu açlık çekmekte pek zorlanmayız ancak elimizde olmayan sebeblerle, plansız bir şekilde gün boyu aç kaldıgımızda, gıdasızlığın acısını iliklerimize kadar hissederiz.

Marcus Aurelius Düşünceler adlı eserinde, ”Beden eğitimi dersinde kazara biri bizi tırmalar ya da da bize kafa atarsa.. ona kızmayız, alınmayız, ya da bize kötülük etmek isteyen biri gibi kuşkuyla bakmayız; tetikte oluruz kuşkusuz, ama düşman ortasındaymış gibi ya da güvensizlikle değil efendice kaçınırız ondan. Yaşamın başka alanlarında da böyle davranmalıyız: bizim gibi beden eğitimi yapanlardan gelebilecek zararları göz önünde tutmalıyız” der. Evet, karate eğitiminde yediğimiz yumruğu, işyerinde çalışırken aldığımızda, ilk durumda hiç umursamadığımız hatta keyif aldığımız aynı olay, ruh halimizi berbat bir duruma sokacak güçtedir.

Milyonlarca izleyicisi olan Survivor yarışmalarında, bir ada yaşamı içerisinde açlık, hastalık ve doğal olaylar karşısında ölüm kalım mücadelesi veren insanlar, bu tehlike ve zorluklardan keyif almakta, programın elli ülkede yayınlanıyor olmasına bakılırsa da, onları izleyenler de farklı bir mutluluk hissetmektedirler. Survivor’daki katılımcılardan herhangi biri, bir yarışma ortamı olmaksızın ve yaşadıklarının ne zaman sona ereceğini bilmeksizin o adada aynı durumları yaşıyor olsaydı, yine de mutlu bir şekilde yaşamına devam mı ederdi, yoksa daha ilk günden psikolojik bir çöküntü mü yaşardı? Evet, planlanmış keder ve niyetlenilmiş musibet insana mutsuzluk değil mutluluk getirmektedir. Sonsuzluk yolcusu insanın bitimsiz serüveninde, bu kısacık dünya hayatı, tamamı musibetlerle geçse bile, bir Survivor adasından başka nedir?

Planlandığında veya öngörüldüğünde kederin olumsuz etkileri nasıl azalıyorsa, kabullenilmiş ve benimsenmiş olan acılar da kendiliğinden hafifleyecektir. Kaygılarından kurtulmak istiyorsan, korktuğun şeylerin başına geldiğini düşün, önerisinin sahibi Filozof Seneca der ki; “Bu davayı kaybedersem, sürgüne gönderilmekten ya da hapse atılmaktan daha beter bir şey gelecek mi başına? Yoksul bir adam olabilirim. Ben de pek çok yoksul insandan biri kabul ederim kendimi, ne olur. Beni sürgüne mi gönderecekler? Ben de gönderildiğim yerde doğduğumu farz ederim. Beni zincire mi vuracaklar? Ne yapalım yani? Şimdi de zincire vurulmuş gibi yaşamıyor muyum zaten?”

Hayat boyu kederi göze alan ve yaşamı bir keder eğitimi olarak gören bir insan, bu dünyayı bir çilehane gibi görür, hayat sona erdiğinde keder heybesinde ne kadar çekilmiş keder varsa, o kadar kârdayım, diye düşünür. Böylece başına gelen musibetlerin şaşırtıcı ve şok edici etkilerinden kurtulur ve hayat eğlenceli bir musibet oyununa dönüşür.

Efendimiz (sav), ‘İnsanların arasına karışıp onların ezalarına katlanan Müslüman, onlara karışmayıp, ezalarına katlanmayandan daha hayırlıdır” buyurmuştur. (Tirmizi, Kıyamet, 55) İşte insanlardan gelecek sıkıntıları bilerek onlarla iç içe bulunmayı göze almak da, bahsettiğimiz planlı keder kategorisine girer.

Eser: Dervişin Teselli Koleksiyonu

Bu yazı 14 kez okundu