Şer gibi görünen şeylerin tamamı geçicidir. Musibetlerin hepsi fanidir. Geçici olan şeylerse hakikatte yok sayılırlar. Zira sonsuzun içindeki sınırlı herhangi bir şeyin hükmü sıfırdır. Tolstoy, “Güzellik nedir” şeklindeki bir soruya, “Sonsuz içe risinde çatışma oluşturmayan şeydir” diye cevap verir. (Sanat Nedir) Sonsuz içerisinde telafi edilen hiçbir acı da hakiki değildir. Oluşan bir negatiflik, bin yıl sürdükten sonra pozitife döndüyse ve o olumluluk sonsuza dek kalıcıysa, şimdiki ne gatifliğin de hakiki bir varlığı yok demektir.
Nietzsche der ki; “Dünyaya zaman sona ermiş gibi bakın, bükülmüş olan her şey size düz görünecektir.” Kainattaki dengelerin bir gereği olarak dünya hayatın da musibetler hep var olmuştur ve olmaya devam edecektir. Ancak insanın soğukkanlılıkla karşıladığı, Rabbiyle ilişkisini bozmayan, onu şekvaya ve isyana sürüklemeyen musibetler gerçekte musibet sayılmazlar. Özellikle insan hayatının fani ve geçici olan tarafına yönelmiş musibetler hakikatte var değillerdir. Bedeni ve sahip olduğu maddi varlıklar insanın fani tarafı; inançları, değerleri ve fikirleri onun kalıcı yanıdır. İnsanı ebedi bir hayat beklemektedir.
Ne büyük nimet! Sonsuzun içerisinde beş on yıl acı çekmek, gün içerisinde bir sinek ısırığından daha az süreklidir. Sonsuz karşısında geçici herhangi bir sürenin hükmü sıfır olduğu matematiksel bir gerçektir. Bu yüzden eninde sonunda geçecek olan şeyler esasında var sayılmazlar. Hadis-i Kutsi’de “Rahmetim gazabımı geçmiştir” buyrulur. Evet gazap da, rahmet de vardır, ama rahmet gazaba sebkat etmiştir ve bu üstünlük sonsuza dek sürecektir. Hakiki var olansa her zaman rahmet, şefkat, güzellik ve iyilik olacaktır. Gerçek musibet insanın maneviyatına ve kalbine ulaşan beladır. Çünkü bu tür musibetlerin etkileri kalıcıdır. Hastalıklar, mutsuzluklar ve musibetler hayat boyu sürse bile, insan ömrünün süresiyle sınırlı ve kısıtlı değil midir? Geçici dertlerin tümü uç uca eklense bile kalıcı bir hale gelemezler. Ancak kalıcı bir şeyin tek parçası bile kainata bedeldir. Damlayan bir musluk, durgun bir gölden daha büyüktür, derler.
Eser: Dervişin Teselli Koleksiyonu