RİVAYET EDİLİR Kİ.. Köpek bir gün aslanın huzuruna çıkarak “Ey dağlar kralı ne olur ismimi değiştir. İsmim beni rencide ediyor.” diye yakınır.
-Aslan; “sana bu isimden başkası gitmez, ancak ona layıksın.” deyince Köpek, kararlı bir şekilde “ ne olur, beni dene” diye ısrar etmeye devam eder.
–Aslan köpeğe tamam diyerek bir parça et verir ve “al bunu koru, sende emanet olarak kalsın” der. Ben senden istediğim zaman bana getir diye de sıkı sıkı tembih eder.
–Aradan bir süre geçince Köpek acıkır. Bir ete bakar bir de emaneti düşünür. Dayanamayınca; “isim de ne oluyormuş, köpek olmak benim için en büyük şeref deyip et parçasını bir seferde yutar.
Gönül ehli bilir ki! BU kıssada geçen et, insana teslim edilen emanet bir bilgiyi, bir görevi temsil ediyor. Azim ve iradeleri zayıf olanlar geçici zevkleri kalıcı olan izzet ve şerefe tercih ederler. Ta çocuklarından başlarlar anlatmaya… Onlar için başkasının ailesinin çocuğunun önemi yoktur varsa yoksa kendilerini düşünürler. KENDİ makamlarını kurtarmak için itina ile iftira bile atarlar. Şimdi bir düşünün İmam Azam, Mansur’un, İbn Teymmiye de, Gazan’ın teklifine “evet” deseydi, bu gün başka konumlarda olup, tarihin karanlıklarına gömülüp gideceklerdi. Malik b.Dinar’a “dünyayı seven alimin cezası nedir?” diye sorulunca, “kalbin ölmesidir,” der.
VE sözün özü… Siz siz olun ezenin köpeği olmayın ezilenin aslanı olun ki mezar taşınıza İT değil YİĞİT yazsınlar.