Gel Seninle Dertleşelim

Safvet Senih: İspanya’da lokantası bulunan Gönül Erlerinden birinin işyerine geç vakitte bir İspanyol gelir ve içki ister. Bizimki ona, “ İçki yok ama, seninle istediğin kadar dertleşebiliriz.” diye bir yakınlık gösterir. İspanyol bu samimi teklifi kabul eder ve sohbete başlarlar. İspanyol, aile hayatından başlayıp hanımından ayrılışını, yaşadığı sıkıntı ve hayal kırıklıklarını anlatır. Bizimki de, derdine ortak olarak, hayatın gerçek mânâsını bildiği kadar anlatmaya çalışır. Bu görüşme dostluğa dönüşür. Daha sonra onu kendi arkadaşları olan iyilik hareketinin gönüllüleri ile tanıştırır. İspanyol, onları da çok sever; onlarla beraber namaz kılmaya çalışır.

Annesi de oğlundaki değişikliği fark eder. Sonra, “Sana neler oldu? Çok güzel bir gelişme görüyorum. Anlat bakalım.” der. O da annesine iyilik hareketinin gönüllüleri olan arkadaşlarından, bahsederek onların sıkıntılarını gidermek, dertlerini unutmak için bile olsa içki içmediklerini, hatta sigara bile kullanmadıkların söyleyince annesi çok merak eder. “Bir gün evimize davet et de şu güzel insanları bir de ben göreyim!” der. Evlerine giden, bizim pırıl pırıl, tertemiz insanlarımızı gören İspanyol anne, onların yaşayışlarını çok takdir etmiş ve “ Ben bir Hristiyan’ım ve inanç olarak size çok yakınım. Hazreti Îsa’yı (Aleyhisselâm) bir oğul ve bir tanrı olarak değil; bir insan ve bir peygamber olarak kabul ediyorum.” demiş. Oğlunun problem ve sıkıntılarından kurtulmasına yardımcı oldukları ve güzel alışkanlıklar kazanmasına vesile oldukları için de teşekkür etmiş..

Bunlar niye anlatılıyor? Şunun için: İslâmiyet’in bir de insaniyet yönü vardır ki, biz ona insaniyet-i kübra; yani büyük ve gerçek insanlık diyoruz. İşte biz bu yönünü, imanlı, faziletli insanlar olarak bütün dünyaya göstermek mecburiyetindeyiz. Zaten biz, İslâmi ahlâk ve fazileti tam temsil ettiğimiz zaman, dini inançları ve güzellikleri ihtiyaç olarak hissetmeye başlayan tüm dünyadaki insanlar, ışığa koşan kelebekler gibi o cazibedâr hakikatlere doğru uçuşmaya başlayaçaklardır. Mühim olan, o ışığın ortaya çıkmasıdır. Bunun için para pula ve büyük büyük propaganda vasıtaları ile misyonerlik yapmaya ihtiyaç yoktur.

Kaynak: Safvet Senih’in bir makalesinden alınmıştır.

Bu yazı 27 kez okundu