Bir şey, kendisine iki nazar ile veya iki ayrı bakış açısından bakıldığında iki farklı manzara gösterir. Bunların ikisi de hakikat olabilir. [Sözler, “24. Söz, 3. Dal, 12. Asıl”]
Eşya ve hadiselerin çok yüzleri vardır. Ayrıca, onlara faklı niyetlerle farklı bakış açılarından yaklaşımlar olur. Meselâ, bir mimarî esere, bir camiye bir mimar kendi açısından, bir edebiyatçı kendi açısından, hattâ edebiyatlar içinde bir şair ile bir nesir yazarı kendi açılarından, bir tarihçi ve antropolog kendi açılarından, bir sosyolog kendi açısından, halktan bir insan, bir Müslüman kendi açısından, bir gayr-ı Müslim kendi açısından bakar. Bunların her biri camiyi diğerinden belli noktalarda farklı görür ve caminin bunların her birinin nazarında meydana getirdiği manzara ayrı bir hakikat ifade eder. Bunun gibi, daha önce arz olunduğu üzere, meselâ güneşe bilim kendi açısından bakar ve onu fezada helyum ve hidrojen açılarından oluşan bir ateş kütlesi olarak görür. Kur’ânî bakış açısına sahip biri ise onu sonsuzca fezada direksiz, bağsız duran, insan için yapılmış dünya sarayının tavanında boşlukta asılı ve bu sarayı aydınlatan bir lamba, saray sakinlerinin ihtiyaçları için gerekli yemekleri pişiren bir ocak gibi görür; Allah’ın bu mûcizeleri karşısında hayrete varır ve şükürle secdeye kapanır. Bu her iki bakış açısının güneş ile ilgili vardığı sonuç doğrudur.
| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |