Allah’ın rahmet veya gadabından güya fazla rahmet veya gadap taşıma veya gösterme, hatadır. [Sözler, “Lemeât”]
Elbette kimse Hz. Allah’tan fazla merhamet sahibi olamaz; bütün insanların toplam merhameti bile, Allah’ın rahmet ve merhametinin yanında denizde damla olmaz; onunla mukayese edilmez. Yine, kimse Allah’tan daha fazla gadap, yani cezalandırma iradesi de taşıyamaz. Cenab-ı Allah’ın Zâtı gibi Sıfatları da sonsuzdur. O, bütün kulları hakkında daima hayır diler. Dolayısıyla, insanın başına gelen felâketler, dünyaya özürlü gelmesi gibi kendi elinde olmayan ve gerekli gayreti göstermesine rağmen maruz kaldığı başarısızlık veya fakirlik gibi zahiren menfî haller, gerçi insan olarak şefkat ve merhametimizi tahrik eder. Buna karşılık, zulümler, haksızlıklar, cinayetler ve benzeri şeyler de elbette öfkemizi çeker. Ne var ki biz, tam anlamıyla ve boyutlarıyla ne dünü, ne bugünü, ne de yarını bilebiliriz; bunları bilemediğimiz gibi, bütün koordinatları, sebepleri ve boyutlarıyla olup bitenleri de bilemeyiz; aynı şekilde, niyetleri, hadiselerdeki rolleri, dün, bugün ve yarınlarıyla insanları da tanıyamayız. Cenab-ı Allah (c.c.), kişiler ve hadiseler hakkında hükmederken hem tam bir ilim, hem tam adalet, hem tam merhametle hükmeder. O’nun gadabı, cezalandırması adalet, mü’minler hakkındaki her hüküm ve icraatı adaletin ötesinde rahmettir.
Ayrıca Hz. Allah (c.c.), hükmederken yalnızca dünyayı nazara almaz; insanlar için ondan çok daha önemli olan Âhiret’i de nazara alır. İşte, insanlar hakkında merhamet ve şefkat besler ve ortaya koyar, yine insanlar ve bazı hadiseler hakkında öfke ve cezalandırma isteği sergilerken, Cenab-ı Allah’ın takdirine tam rıza göstermeli, güya O’ndan daha çok merhametli, O’ndan daha öte cezalandırma iradesine sahipmişiz gibi davranmamalıyız. Suçlar hakkında O’nun koyduğu hükümlere veya iyiliklerle, faziletlerle ilgili mükâfatlandırmalarına da bütün kalbimizle razı olmalı, onları ve onlardaki hikmetleri anlamaya çalışmalıyız. Yoksa hata eder, O’nun hükmüne ve Kader’e taş atmaya kalkıp kendi başımızı yarar, yersiz ve ölçüsüz şefkat ve merhametin ateşiyle telâfisi zor hatalar yapabiliriz.
| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |