87-) Sahasında iki uzman, Uzman olmayan herkese tercih edilir

Bir fende veya bir sanatta iki uzman, binler başkalara; iki ispat eden, yani lehte şahit, binler nefyedici veya inkâr ediciye tercih edilir. [Sözler, “10. Söz, 9. Hakikat; 29. Söz, 1. Maksat, 3. Esas”; Şualar, “11. Şua (Meyve Risalesi), 7. Mesele.”]
SAHASINDA İKİ UZMAN, UZMAN OLMAYAN HERKESE TERCİH EDİLİR
Modern bilimin ve bilimcilerin ilmî gerçekliği tekeline almaları, arzedildiği gibi, bir göz boyamadan, hokkabazlıktan, ilme, gerçeğe ve ilim zihniyetine hakaretten ibarettir. Çünkü ilim ve ilmî gerçekler sadece pozitif, yani maddî âleme has değildir. Hukuk da bir ilimdir ve objektif kriterleri ve gerçekleri vardır. Matematik de, sosyoloji de, psikoloji de ilimdir. Hattâ dil ve belâğat da ilimdir. Her birinin kendine has hakikatleri ve hakikatlere ulaşma yolu vardır.
Ve bir meselede veya ilim dalında iki ihtisas sahibi, hem o meselede veya ilim dalında ihtisas sahibi olmayan binlerce başkasına, hem de o meselede veya ilim dalında değil de başka meselelerde veya ilim dalında ihtisas sahibi daha başka binlerce kişiye tercih edilir. Çok iyi doktor diye hiçbir doktora mühendisliği ilgilendiren bir sahada müracaat edilmez; çok iyi fakih, müfessir diye kimseye marangozluk, tıp veya mühendislik sahalarında başvurulmaz. Bunun gibi, dinî meselelerde, imanî meselelerde söz peygamberlerindir, onları takip eden asfiyânın, bu sahanın âlimlerinin ve evliyânındır; madde dünyasıyla haşir–neşir olmuş, dolayısıyla maneviyata iyice yabancı kalmış bilim adamları veya filozofların değildir. Tarihte yüz binden fazla peygamber gelmiştir ve hayatlarında tek bir yalana şahit olunmamış bu müstesna insanlar, Cenab-ı Allah’tan vahiy aldıklarını, O’nunla bir şekilde konuştuklarını, meleklerle görüştüklerini, Cennet’in ve Cehennem’in varlığını söylemişlerdir ve kendi zamanlarında kimsenin kendisinden daha az akıllı göremeyeceği binlerce, onbinlerce, hattâ yüzbinlerce insan, doğruluklarına şahit olarak ve doğru söylediklerine içten inanarak onlara ve mesajlarına iman etmişlerdir. Vefatlarından sonra da bu peygamberlere ve mesajlarına içlerinde her sahanın çok büyük ilim insanları, dâhîler, çok büyük devlet adamları, en üst seviyede fikir ve düşünce insanları bulunan daha milyarlarca insan iman etmiştir, etmektedir ve edecektir. Yalnızca peygamberler değil, onların yolunda hakikate ulaşan milyonlarca evliyâ, asfiyâ ve ilim insanları da Cenab-ı Allah’ın ilhamına mazhariyetlerini ifade etmiş, meleklerle görüşmelerini anlatmış, Âhiret menzillerinden söz etmişlerdir. Bu insanlar, yaşadıkları zamandan bu yana insanlık semâsının yıldızları olarak rehber edinilmişlerdir ve halâ da rehberlikleri devam etmektedir. Bugün de bu insanlardan pek çok sayıda dünyanın her tarafında vardır.
İKİ İSPAT VE TESBİT EDEN DE, MİLYONLARCA NEFYEDENE TERCİH EDİLİR
Öte yandan, kaide olarak, iki ispat eden, yani lehte şahit, binler nefyediciye, inkâr ediciye tercih edilir. Ramazan’ın veya başka bir hicrî ayın girip girmediğini tesbit etmek için iki kişinin hilâli görmüş olması kâfidir. Bunların dışında bütün insanlar görmedik deseler, iki kişinin gördük demesi karşısında bir değer ifade etmez. Hukukta da aynı şey geçerlidir. Bir hadisenin cereyanına iki kişi ittifaken şahitlik etse karar vermeye sebeptir. Çünkü nefyin, “görmedim, yoktur” demenin birbirin-den farklı sebepleri olabilir. Meselâ, hilâlin doğduğunu görmeyenlerin kimisi bulunduğu yerden hilâlin görülmesine engel bulut gibi bir faktör sebebiyle, kimisi görmesindeki zaaf sebebiyle, kimisi gözlemindeki hata sebebiyle, kimisi vaktinde gözlem yapmamış olma sebebiyle, kimisi hiç gözlemde bulunmamış olması sebebiyle, kimisi de daha başka sebeplerle görmemiş olabilir. Netice olarak, kesin ispat ediciler karşısında inkârcıların farklı sebeplere dayalı inkâr etmeleri hiçbir değer ifade etmez ve tamamen subjektif, şahsî ve ispatı muhal bir iddia olarak kalır.
| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |
Bu yazı 22 kez okundu