109-) Küfrü ve sövgüyü hayal etmek küfür ve sövme değildir

Küfrü ve sövgüyü hayal etmek küfür ve sövme değildir; küfür ve sövgü birer hüküm iken, hayal etmek hüküm olmaz. (Sözler, “21. Söz, 2. Makam; 1. ve 5. Vecih”; Lem’alar, “13. Lem’a, 6. İşaret”)

Bilhassa vesveseye müptelâ bir insan, şeytanın dürtmesiyle içinden mukaddes şeyleri inkâr etmek veya onlara küfretmek geçer. Sonra gerçekten inkârda bulundum, gerçekten küfrettim, sövgüde bulundum diyerek büyük telâşa düşer. Oysa, hassas ve vesveseli kalblere şeytan bu tür dürtmelerde bulunur. Maksadı, böylece vesvese ve hayali hüküm saysınlar ve yaptıkları bir vesvese, bir hayal iken nihayet onu gerçeğe dönüştürsünler diyedir. Oysa, şeytanın dürtüsü, vesvese ve bir şeyi hayal etmek, katiyen hüküm değildir. Yani hayalden inkâr etmeyi geçirmek inkâr etmek manâsına gelmediği gibi, mukaddes şeylere sövgüyü geçirmek de sövmek demek değildir. Zaten, inanmış bir kalb de, bu tür vesvese ve hayallerden rahatsız olur. Kalbin rahatsızlığı, kişinin küfretmediğini, inkâr etmediğini, böyle bir şeyi de asla istemediğini gösterir. Dolayısıyla, bundan endişe etmemek, üzerinde durmamak ve o haletten uzaklaşmaya çalışmak gerekir.

| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |

Bu yazı 30 kez okundu