Para Elma İncil ve Politikacılar

İnsanlık tarihi boyunca siyaset, toplumların kaderini belirleyen en etkili alanlardan biri olmuştur. Ne var ki siyaset, erdemli ellerde bir hizmet yoluyken, menfaate meyleden ellerde çoğu zaman bir çıkar düzenine dönüşmüştür. Bu dönüşüm, halkın zihninde siyasetçiye dair pek çok fıkranın, ibretlik hikâyenin doğmasına sebep olmuştur. Aşağıdaki nüktede böyle bir mizahî anlatımla hakikatin kapısını aralayan örneklerdendir. Bir çocuğun üç nesne karşısındaki tercihlerinden yola çıkılarak, günümüz siyasetinin nasıl bir zihin yapısı ürettiğine dair nükteli ama düşündürücü bir tablo çizer. Bu satırlar, gülümsetirken düşündürmeyi, düşünürken de ibret almayı hedefler.

“Fransız’ın biri: “Oğlumun önüne; para, elma ve İncil koydum. Parayı seçerse tüccar yapacaktım. Elmayı tercih ederse onun için büyük bir elma çiftliği kuracaktım. İncil’i seçmesi durumunda da onu papaz okuluna gönderecektim. Bizimki ne yaptı dersiniz? Parayı cebine koydu, elmayı ağzına attı ve İncil’in üzerine oturdu… Anladım ki bu POLİTİKACI olacak, haydi diyerek onu siyasetçilerin içine attım.”

Siyasetin menfaatle sınandığı çağımızda, güçlü karakterlerin bu alandan uzak durmasının tesadüf olmadığı açıktır. Hakikati eğip bükmeden söyleyen, toplum yararını nefis hesabının önüne koyan insanlar için siyaset çoğu zaman bir imtihan meydanına dönüşmüştür. Bu nedenle Bedîüzzaman gibi büyük zatların siyasetten Allah’a sığınmaları, bir uzak duruş değil; hakikati koruma çabasıdır. Verilen kıssada olduğu gibi, menfaat odaklı bir sistem, siyaseti bir hizmet değil bir ganimet kapısı olarak gören tipleri çoğaltır. Oysa toplumların huzuru, siyasetin ahlâkla, adaletle ve hikmetle buluşmasıyla mümkündür. Bu nüktenin bizde bıraktığı en önemli düşünce, belki de şudur: İyi insan yetiştirilmeden iyi siyaset beklenemez.

Bu yazı 33 kez okundu