Bir ayette “Her bilenin üstünde başka bir bilen vardır” buyrulur (Yusuf, 76). Bu biraz da şu anlama gelir; her anlamın derununda başka bir anlam, her maksadın ötesinde başka bir maksat vardır. İnsan sonuç odaklı yaşadığı için başından geçenleri yalnızca neticelerine göre değerlendirir.
Bir ağacın son da bekleyen neticesi meyve olduğundan ‘ağaç meyve içindir’ yanılgısına kapılır insan. Sondaki netice gelmeyince, her şey berbat oldu, ele avuca bir şey geçmedi diye düşünür. Oysa ağaçların meyve vermek haricinde; havayı temizleme, oksijen üretme, yaşam alanlarını serinletme, toprak kaymasını önleme, insanları zararlı ışınlardan koruma, sinirleri yatıştırma, hayvanlara yuva olma, depremlerin etkilerini azaltma gibi pek çok faydaları vardır. İşten maksadın kariyer, başarı ve para olduğu düşünüldüğü için, o başarıyı elde edemeyenler, verimli çalışmalar yürütmüş, kendilerini çok geliştirmiş olsalar bile mutsuzdur. Çalışmanın binlerce sonucundan yalnızca birisi olan terfi, sonuçlar arasın da en sonda geldiği için, tek önemli şey olarak algılanır.
İflas eden bir işadamı, kendisine sayısız maddi ve manevi katkısı olmuş şirketini, nimet değil de başına açılmış bir bela olarak görmeye başlar. Oysa o işyerinde geçirdiği yıllar da, yaşadığı iflas da, büyük birer nimettir. İflaslar, insanın sebep sonuç ilişkilerinin dayatmacı ağından sıyrılmasına imkan verir. Hiçbir çıkar yolun görünmediği, yalvarıp yakarılacak kimsenin kalmadığı, kredi veya borç alacak hiçbir seçeneğin var olmadığı bu durumlarda, kalp Rabbine yönelir ve kaybettiği onca şeye karşın Rabbini bulur. Cenab-ı Hakk’ın, “Ben sabredenlerle beraberim, ben kalbi kırıklarla beraberim” sözlerinin muhatabı durumuna gelir. Fani olanı kaybedip, baki olanı elde eder.
Aileden maksat mutluluktur ön kabulüyle girilir evliliğin içerisine. Daha evlenirken arabaların önüne ‘evleniyoruz’, arkasına ‘mutluyuz’, yazılır. Bu aşamada evlilikten muradın ‘mutluluk’ olduğu ilan edilmiştir. Ama o sahte plaka kısa bir süre sonra sökülüp atıldığı gibi, o ‘mutluyuz’ fikri de az bir zaman sonra devre dışı kalır. Ailenin kurulmasının öncelikli maksadı neslin devamıdır, günahlar karşısında bir korunak bulmak ve ahirete yönelik bir yuva kurmaktır. Toplumun devamı, prensiplerin devamı, ahlakın, hasenatın, faziletlerin devamıdır ailenin kuruluş amacı. Böyle düşünüldüğünde sorunlar küçülür, insanlar mutluluğu bulamadıkları dönemlerde yuvalarını yıkmayı düşünmezler. Çünkü mutluluk kilit beklenti olmaktan çıkarılmıştır. Yuvamız, mutlu olacağımız yerdir evet. Ancak onun tek maksadı dünyevi mutluluk değildir. Yuvanın içerisinde başka birçok sonuç gerçekleşmektedir ve onlar da birer nimettirler. Tek bir sonuca bina edilen süreçler, o sonuç elde edilmediğinde yerle yeksan olmuş gibi zannedilse de, süreçte elde edilen kazanımla yok olmayacaktır. Evliliğin nefse bakan, aileye bakan, topluma bakan tarafları olduğu gibi bir de Cenab-ı Hakk’a dönük yanları vardır. Eşiyle beklediği kadar mutlu olamayan biri, o yuvadaki yüzlerce nimeti göremez olur; Aldatmak, ihanet etmek bu yanlış ön kabulün yalnızca bazı faturalarıdır.
Kur’an-ı Kerim’den öğrendiğimiz kadarıyla Nuh Peygamber, 950 yıl peygamberlik yapmış (Ankebut, 14) ve pek az insanın iman etmesine vesile olabilmiştir (Hud, 40). Ancak ümmetinin birkaç kişiden ibaret olması onun çok yüksek kıymetteki peygamberlik görevini başarıyla yapmış olduğu gerçeğini değiştirmez. Zahiren bir işin olmaması onun başarılamadığı anlamına gelmez. Sonuncu sonucun gerçekleşmeyişi, diğer bütün başarıları ve neticeleri ortadan kaldırmaz. Dinimizde ‘Kadir Gecesini bulunuz’, diye bir emir yoktur, ‘arayınız’ diye vardır. Arayıp da bulamayanlara mübarek olsun.
Futbolda önemli olan goldür. İyi oynadığı halde mağlup olan bir takımı kimse başarılı görmez. Gol yerine skor, taçlarla belirlenseydi, belki mağlup olan takım kazanmış olacaktı. Skor kornerlerle belirlenseydi, yine o takım kazanacaktı, topla oynama yüzdelerine göre olsaydı, yine o takım kazanacaktı. Daha az faul yapmayla ölçülseydi, yine o takım kazanacaktı, paslaşma sayısıyla ölçülseydi, yine şimdi mağlup olan takım kazanacaktı. Her yönden daha iyi bir oyun çıkaran, ancak yalnızca skor yönüyle, kimi zaman da bir tesadüf sonucu ağlarla buluşan top sebebiyle mağlup olan bir takımı herkes başarısız görür. Futbolun adaleti yoktur, derler ki, bu doğrudur. Bazen ‘maçın oyuncusu’ seçilen futbolcunun, mağlup takımda olduğunu da görürüz. Sahadaki 22 kişiden en iyi oynayanı odur ama yine de mağlup kabul edilir. Bu basketbolda da böyledir, diğer bütün sporlarda da. Siyasette de ölçü budur, ekonomi ve bürokraside de. Ancak hakikatin ölçüsü bu olmadığı için; sonda gelen sonuçlar, diğer bütün neticelerden daha önemli ve daha kıymetli değildir. Kimse kaptanın dalgalarla nasıl boğuştuğuna bakmaz; gemiyi limana getirip getirmediğine bakar herkes. Ancak ilahi boyutta önemli olan onun dalgalarla nasıl boğuştuğudur.
Eğitim görürken, öğretmenlerimizden birine, sınav sonrasında ”Hocam, çözüm yoluna da not veriyor musunuz?” diye sormayanımız yoktur. Çözümü uzun süren bir matematik problemini, sonuna kadar doğru yürüten, ancak en sonda basit bir çarpma veya toplama hatasıyla yanlış cevabı veren öğrencinin bu sorudan alacağı puan sıfır olabilir mi? Peki, yanlış bir çözüm yolu yürüten öğrencinin tesadüfen doğru sonucu elde etmesine tam puan verilebilir mi?
Skor acımasızdır ve ilahi adaletin ölçüsü skor değil, çözüm yoludur. Sonuç odaklı eğitim sistemlerinin netice verdiği birey tipi sonuç ve skor odaklı insanlardır. Mesela ilköğretimdeki bir öğrenciye ilerde ki planlarını sorduğumuzda, ‘doktor olacağım’ gibi meslek atfı içeren sözler duymak kuvvetle muhtemeldir; ancak ‘kansere çare bulacağım’ diye bir amacı olduğunu öğrenmek neredeyse imkansızdır. Burada suçlu çocuklar değil, sonuç odaklı eğitim sisteminin onlarda açtığı psikolojik yaralardır. İnsandaki acımasız skor, yaşadığı hadiselerin nefsine dönük yanlarına bakmasıyla meydana gelir. İnsan sonuncu sonucu elde edemediği için kendini hiçbir sonuca ulaşmamış sayar bu yüzden. Yaşadığı olayda binlerce olumlu netice varken, nihai ve belki de en önemsiz sonuca ulaşamadığı için bütün kazanımlarının çöpe gittiğini düşünür.
Eser: Dervişin Teselli Koleksiyonu