79-) Belirginlik Tesellisi

Dert ortaya çıkmış ve belirginleşmişse çözümü basitleşmiştir; gizli olduğundaysa zararlı ve tehlikelidir. Yerkürenin iç basıncını dengeleyen depremler olmasaydı, dünyamız büyük bir parçalanmayla karşı karşıya kalacaktı. Depremler üzerine kafa yormuş filozoflardan biri olan Seneca şunları söyler: “Deprem büyük bir öfkeyle şehirleri, ülkeleri bir kez sarstıktan sonra, hemen arkasından o denli büyük bir sarsıntı daha gelmez. En büyük şok yaşandıktan sonra ancak küçük küçük sarsıntılar olacaktır. Çünkü o ilk sarsıntı sayesinde yerküredeki hava dışarı çıkacak bir yol bulmuştur.”

Bir yere sıkışmış ve açığa çıkamamış musibetler de büyük zararlara sebep olabilirler. Musibetler, ortaya çıkmakla, üzerinde tecelli ettiği şahsı bütün bütün parçalanmaktan korumaktadırlar. Mevcut olduğu hâlde fark edemediğimiz bir problemimizin açığa çıkmış olmasına sevinmeli; onun kapalı ve gizli kalması durumunun getireceği daha olumsuz dünyevî ve uhrevî sonuçlardan kurtulduğumuza memnun olmalıyız.

Kanser gibi hastalıklarda erken teşhisin önemi malumdur. Bazen yıllar geçer de kanser illeti kendini fark ettirmeden, acı çektirmeden büyür ve hastalık öyle bir safhaya gelir ki, artık geri dönüş imkânsızdır. Musibetler de böyledir. Aile içi problem içten içe büyür, hiçbir kavgaya, sürtüşmeye sebebiyet vermeden yıllarca gelişip ilerler ve acı gerçek ortaya çıktığında ailenin bütünlüğünü kurtarmak mümkün olmaz. Bazı fiyaskoları erken yaşamanın büyük faydası dokunur insana. Başımıza gelen olaylardan daha ziyade başa gelmeyen olaylar etkiler bizi. Hz. Mevlana’nın “Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir” dediği gibi, sorunların belirginleşmesi çözüme yakınlığın habercisidir.

Çocuklarıyla ilgili sorunlardan haberi olmayanlar, hallerinden memnun bir hayat yaşamaya devam ederken; evlatlarıyla ilgili sorunlu ebeveynlere rastladıklarında kendilerinde aynı sorunun olmadığına içten içe sevinirler. Oysa karşısındakiler, gelecekte çözümsüz hale gelme potansiyeli olan problemlerinin şimdilerde açığa çıkmasıyla büyük avantaja sahipken; kendileri açığa çıkmamış olan sorunların gizlice büyüyen ağında uçuruma doğru sürüklenmektedirler. Açığa çıkmış her musibet, gizlice gelişip daha büyüğünü doğurma potansiyelinden sahibini kurtarmaktadır.

Halil Cibran’dan kısa bir hikâye: “Bir istiridye, yanındaki başka bir istiridyeye, ‘Çok acı çekiyorum, içimde dayanılmaz bir ağrı var, tahammül edemiyorum’ demiş. Öbürü halinden memnun ve umursamaz bir şekilde şu cevabı vermiş: ‘Denizlere şükürler olsun, ne ağrım ne sızım var, hem içim hem dışım o kadar sağlıklı ki!’ O sırada yanlarından geçen ve bu konuşmaya kulak misafiri olan yengeç umarsız istiridyeye dönerek şunu söylemiş, ‘Dostunun ağrısı taşıdığı muhteşem inci sebebiyledir.’ ”

“Acı, insana sonradan verilmiş yaşama gücüdür.”
-Melih Cevdet Anday-

Eser: Dervişin Teselli Koleksiyonu

Bu yazı 11 kez okundu