Bütün Cemiyetin Varlığını Tehdid Eden Fenâlıklar

İmam-ı Şafii’nin bir odada dostlarıyla oturuyormuş. Önünde bir tabak hurma varmış. Adamın birisi içeriye girmiş. İzin almadan tabaktaki hurmaları yemeye başlamış. Tabaktaki hurmaların bitirmeye yakın İmam-ı Şafii’ye: (İmam-ı Şafii’nin künyesiyle seslenerek) “Ey Ebu Abdullah! Aniden karşımıza çıkan helal mi, haram mı sormadan yenilen hurmalar için ne diyorsun?” diye sorunca İmam-ı Şafii: “Bu soruyu hurmaları yemeden sormalıydın?” demiş. (Oburlar ve Asalaklar Kitabı, Şihabuddin el- Akfehşi, Tercüme: Savaş Kocabaş, Şule yayınları, 2002, İstanbul, sayfa: 56)

Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) fenalıklar karşısında, iyilerin seyirci kalmaması, kötüler yüzünden gelecek (fitne, fesad, şer vs. her çeşitten) içtimâî ızdırabların, iyiler de dâhil bütün cemiyetin varlığını tehdid edeceğini ifade ederek fenâlıklar karşısında nemelâzımcılığı önlemek için zihinden çıkması zor olan bir de teşbîhte bulunur: “Allah’ın hudûduna (emir ve yasaklarına) giren meseleleri tatbîk eden -ve yağcılık yaparak müsâmaha ve gevşeklik göstermeyen iyi- kimse ile, yasakları işleyen kimselerin durumları, bir gemiye binip kur’a çekerek, geminin alt ve üst katlarına yerleşen yolculara benzer. Öyle ki, alt katta oturanlar, su ihtiyaçlarını giderirken üsttekilerin yanından geçip onları rahatsız ediyorlardı. (Alttakiler bu duruma son vermek için) bir balta alarak geminin dibini delmeye başlasalar, üsttekiler hemen gelip: “Yâhu ne yapıyorsunuz?” diye sorunca alttakiler: “Biz su ihtiyacımızı görürken sizi rahatsız ediyorduk, halbuki suya muhtacız, şimdi sizi rahatsız etmeden yerimizi delerek bu şekilde elde edeceğiz” deseler ve üsttekiler bu işte onlara mâni olsalar hem kendilerini kurtarırlar, hem onları kurtarmış olurlar. Eğer yaptıkları işte serbest bıraksalar, hem onları helâk ederler, hem de kendilerini helâk ederler.” [Buhari, Şehâdât 30]

Gemi batmaya başladıktan ya da başkalarına zarar verdikten sonra ne yapacağız demenin bir faydası olmaz.. [...bazı İsrailî kaynaklarda şöyle bir husus nakledilmektedir: “Hz. Lut’un (aleyhisselâm) kavmi helâk olduğunda, onlar içinde gecelerini namazla, gündüzlerini oruçla geçiren binlerce âbid ve zâhid insan vardı.. ama onlar ‘emr-i bi’l-mâruf nehy-i ani’l-münker’ vazifesini yapmıyorlardı.” İçinde emr-i bi’l-mâruf vazifesi yapıldığı hâlde helâke uğramış tek bir kavim veya millet göstermek mümkün değildir. Zira tarihte böyle bir misal de yoktur. ] (***)

Bu yazı 15 kez okundu