Hayata Dair Notlar-45

“Kıyamet Günü ortaya o güne has tam doğru ve hassas terazileri koyar ve insanların dünyada iken yaptıklarını tartarız da, kimseye en küçük bir haksızlıkta bulunulmaz. Hardal danesi ağırlığınca da olsa yapılan her işi tartıya koyarız. Hesap görücüler olarak Biz yeteriz.” (Enbiya, 47) Evet Hardal tanesi gözlerin görebileceği en küçük, terazide de en hafif olan nesneyi tasvir etmektedir. Hesap günü bu bile terk edilmez, gözden kaçırılmaz. Son derece hassas ve dakik olan terazi onunla ya ağır basar ya da hafif kalır. O halde herkes yarına ne hazırladığına baksın. Kalbini uyarıya açsın. Allah’ın ayetlerinden yüz çeviren, onları alayla karşılayan ve onların içerdiği hak mesajdan habersiz olanlar, bu uyarı dünya veya ahirette gerçekleşmeden kendilerine gelmelidirler. Eğer dünya azabından kurtulacak olurlarsa, bir de ahiret azabı vardır. Orada teraziler kurulur ve hiç kimse haksızlığa uğramaz. Bir hardal tanesi kadar bir şey bile gözden kaçırılmaz. (Fizilal’il-Kur’an)

***

Hz. Ali (radiyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: “Sadaka vermede acele edin. Çünkü belâ sadakanın önüne geçemez.” (Feyzu’l-Kadîr, 3, 195)Bu ve benzeri pek çok nurlu beyan, Günlük hayatımızda veya yola çıkmadan sadaka verilmesi konusunda fikir vermiş ve zamanla yaygın hale gelmiştir. Çünkü günlük hayatımızda veya yolculukta pek çok bela ve sıkıntıların yaşanması muhtemeldir. Muhtemel belaları defetme kabilinden az da olsa sadaka verilmesi müstehap kabul edilebilir.

***

İyi bir Müslüman olma, Kur’ân okumaya bağlıdır. Bir insan Kur’ân okuyor ve onun mânâsında derinleşiyorsa teslim olma yoluna girmiş sayılır. Kur’ân hakikatlerini anlama, kavrama için gayret gösteren, bir gün mutlaka onun hakikatine ulaşacaktır. Kur’ân hakikati ise Müslümanlığı tam duyup zevk etmenin en yanıltmaz yoludur. Tirmizî’nin İbn Abbas’tan (radıyallâhu anh) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Efendimiz şöyle buyurmaktadır; “İçinde Kur’ân’dan bir şey olmayan kimse, yıkılmaya yüz tutmuş ev gibidir.” (Tirmizî, fezâilü’l-Kur’ân 18; Dârimî, fezâilü’l-Kur’ân 1.) Efendimiz, latîf bir teşbih ve benzetme ile Kur’ânsızlığı anlatma sadedinde; içinde Kur’ân hakikatinden bir şey olmayan insan, harap bir ev gibidir diyor. Nedir o Kur’ân’dan mahrum olmakla yıkılışa yüz tutmuş kimse/kimseler? O, bazen bir insandır, bazen bir ailedir, bazen bir cemiyettir, bazen de bir devlettir. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) sözü mutlak mânâda söylemiştir. Evet, eğer insanların şahsî hayatında Kur’ân’ın vaadettiği ruh, mânâ ve ledünniyât yok ve ferdin hayatı Kur’ân ölçülerine göre ayarlanmamışsa, o hayat Kur’ân’a uygun yaşanmıyorsa ve neticede yuvada Kur’ân ruhu hâkim değilse herkes ve her şey harap bir ev gibidir. Öyle insanlar, öyle aileler, öyle toplumlar ve öyle idareler, bir gün mutlaka şeytanın ve şeytanlaşmış insanların çelme ve oyunlarıyla yıkılıp giderler. Hele öyle yığınlar rezil ve zelil yaşamaktan, başkalarına el açıp dilencilik yapmaktan hiçbir zaman kurtulamazlar. Siz, Allah Resûlü’nün bu sözüne tutunun ve dört asırdan beri hırpaniliğe yüz tutmuş bir milyarı aşan İslâm âleminin perişanlığını, tutarsızlığını, değersiz hâle gelişini, bu mülâhazaların ışığı altında görmeye ve tahlil etmeye çalışın. Bu vesile ile Kur’ân’a yönelmenin önemini bir kez daha hatırlamaya çalışın. Evet, bu kâinat, Kur’ân ruhuyla kâim ve onun hatırına ayakta… (Eser: Kur’ân ve Diğer Kitaplar /Kur’ân’ın Altın İkliminde)

***

İnsan Okuma Becerisini Geliştiren Beş Kadim Prensip

~Sözlere değil, davranış örüntülerine bakın: İnsanları tanımanın yolu söylediklerini dinlemek değil, yaptıklarını izlemektir. Tekrarlayan davranışlar karakterin aynasıdır.
~Baskı altındaki hallerini gözlemleyin: İnsanın gerçek karakteri konfor alanında değil, kriz anında ortaya çıkar. Stres testi, en güvenilir referanstır.
~Küçük detaylara dikkat edin: Büyük jestler herkes tarafından yapılır. Asıl fark, kimsenin bakmadığı anlarda ortaya çıkan tutarlılıktadır.
~Güç verildiğinde nasıl davrandıklarını izleyin: Lincoln’ün dediği gibi, bir insanın gerçek karakterini anlamak istiyorsanız ona güç verin.
~Sabırlı olun: İnsan okumak anlık bir yetenek değil, zamana yayılan bir gözlem sanatıdır. Acele edenler genellikle yanılır.

***

Planı Gerçeğe Dönüştüren Liderin Beş Sahada Kalma Prensibi

~Planı basitleştirin: En iyi strateji, en alt kademedeki askerin bile anlayabileceği stratejidir. Karmaşık planlar ilk temas anında çöker.
~Sahadaki zekaya güvenin: Merkezden her şeyi kontrol etmeye çalışmayın. Yerel bilgi, genel bilgiden her zaman daha günceldir.
~Geri bildirim döngüsünü hızlandırın: Sahadan gelen bilginin merkeze ulaşma süresi ne kadar kısaysa, kararlarınız o kadar isabetli olur.
~Esnek planlar yapın: Moltke’nin dediği gibi, hiçbir plan düşmanla ilk temasın ardından ayakta kalmaz. Planınızın B ve C versiyonu her zaman hazır olmalıdır.
~Kendiniz de sahaya inin: Masadan kalkmayan komutan, haritadaki okları gerçek sanmaya başlar. Sahayı görmek, stratejiyi gerçekle test etmektir.

Adamlarınızı Tanımıyorsanız, Zaferi Değil Tesadüfü Yönetiyorsunuz.”

***

Organizasyonlarda İç Çözülmenin 5 Erken Sinyali

~Toplantılar uzar, kararlar kısalır: Saatlerce konuşulup hiçbir şeye karar verilmiyorsa, organizasyonun karar alma mekanizması çürümeye başlamış demektir.
~Yetenekli insanlar sessizce ayrılır: En iyiler ilk gidenlerdir. Çünkü onların alternatifleri vardır. Sessiz istifalar, en yüksek sesli uyarılardır.
~Suçlama kültürü yayılır: Sorumluluk almak yerine parmak göstermek normalleştiğinde, güven temelden sarsılır.
~İletişim kanalları tıkanır: Alt kademeden gelen bilgi üst kademeye ulaşamıyorsa, lider kör uçuş yapıyor demektir.
~Kısa vadeli düşünce hakim olur: Yangın söndürme modu kalıcı hale geldiğinde, stratejik düşünce ölür ve organizasyon sadece hayatta kalmaya çalışır.
“Strateji Masasında Konuşulan ile Savaş Meydanında Yaşanan Hiçbir Zaman Aynı Olmaz.”

***

Hz. Ali (r.a.) şöyle söylemiştir: Meşverette 7 haslet vardır: •Doğruyu elde etmek •[uygun] görüşe ulaşılması •Hataya düşmekten korunmak •Kınanmaktan sakınmak •Pişmanlıktan kurtulmak •Kalpleri kazanmak •Nakle (eser) tâbi olmak. (KâdıHüseyin b. Hasan/Letâ’ifü’l-Efkâr s.74)

***

Hırsızları bertaraf etmeyen hükümdar kendisi kervan soyuyor demektir. (Hükümdarlara Öğütler/Şeyh Sadi Şirazi)

***

Semâvât zemine gıpta eder ki zeminde hâlisen lillâh sohbet ve zikir ve tefekkür için, bir-iki adam, bir-iki nefes, yani bir-iki dakika beraber otururlar, kendi Sâni-i Zülcelâl’inin çok güzel âsâr-ı rahmetini ve çok hikmetli ve süslü âsâr-ı sanatını birbirine göstererek Sânilerini sevip sevdirirler, düşünüp düşündürürler. (Barla Lâhikası, s. 247)

***

Rüyada Fetih Sûresi’ni veya ondan bir âyeti okuduğunu veya üzerine okunduğunu görmek, Allah (c.c.) yolunda cihât etmeye, darlıktan genişliğe ve maksadına kavuşmaya işârettir. Bir kimse rüyada Fetih Sûresi’nin tamamını veya bir kısmını rüyada okuduğunu görürse, Allah Teâlâ ona yardım eder, onun için hayır ve menfaat kapılarını açar ve onu muradına erdirir. Yine bir kimse rüyada Fetih Sûresi’ni veya ondan bir parçayı okusa veya üzerine okunduğunu görse, o kimse kardeş ve akrabalarına ulaşır. O kimse için dünya ve âhiret nasibi toplanır, duâsı kabul olur ve bizzat Rasûlullah’a biat etmiş gibi olur. (Gül Yurdu Yayınları/Rüya Tabirleri/ Hazırlayanlar/Yusuf BUDAK – Ali BELBAĞI)

***

Mevlana: “Kâbe, Azer’in oğlu Halil İbrahim’in yaptığı bir binadır. Kalp ise, yüce Allah’ın nazargâhıdır. Bu sebeple, bir gönül yıkmak, bin Kâbe yıkmaktan daha kötüdür.” (Mesnevî)

Bu yazı 15 kez okundu