Şeddadlar, firavunlar, diktatörler gurur ve kibirlerinin altında ezilip kalmış ekseriyet itibarıyla da egosantrizmin esiri olmuş kimselerdir. Bunlarla ilgili Hocaefendi birkaç yerde şu malumatı vermektedir; “Suizan neticesi olarak başkaları aleyhinde ileri geri laflar etmenin içinde egoizm, egosantrizm hatta her şeyi kendisine bağlama gibi bir narsisizm vardır. Herkesi ayıplayan, herkes için bir suç bulan insan, hiç farkına varmadan kendisini bir mabut hâline getiriyor, kendisine tapıyor ve aynanın karşısına geçip, ‘Yok böyle birisi. Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedadır.’ mülahazalarına giriyor demektir.” (Yolun Kaderi, İnsanı Baş Aşağı Götürecek Hastalık: Suizan Sükûtun Çığlıkları)
Bu karakterler başka bir yerde de şöyle tarif edilir: “Bazı kimselerde, bunun bir iki adım daha ötesinde, kendini mutlak üstün ve eşsiz görme, hatta kendine ‘gaye insan’ nazarıyla bakma, aptalca hüsnüzan ve teveccühlere takılarak bir görüntü sergileyebilmek için maskaralık diyebileceğimiz fantezilere girme ve ‘ben’ merkezli bir dünya kurarak kendini anlatma, meziyetlerini sayıp dökme cinneti söz konusudur ki bunu da muzaaf enâniyet anlamında ‘egosantrizm’ sözcüğüyle ifadelendirebiliriz.” (Sükûtun Çığlıkları, Enâniyet ve Egoizm)
Bu tiplerin en önemli özelliklerinden biri de halkı aşağılamak ve onları kendilerine boyun eğdirmek suretiyle tasallutu altına almaktır. Bu onlarda bir hastalıktır. Onların bu karakteristik taraflarını anlatmak için Hocaefendi firavun ile şeytan arasında geçen bir hikâyeyi nakletmişti bir gün: “Firavunun saçları ağarınca şeytan geliyor ve onunla alay etmeye başlıyor. ‘Hey koca kudretli firavun senin de artık saçların ağardı, ihtiyarladın, gücün kuvvetin kalmadı vs.’ Tabii bu firavunun çok gururuna dokunuyor. Hemen bir ferman yayımlayıp, halkın bir kısmının eşek, bir kısmının at diğer bir kısmının da koyun keçi gibi sesler çıkarmalarını istiyor. Halk zaten iyice aşağılandığı için hemen Enâniyet ve Egoizm emri yerine getirmeye başlıyorlar. Günlerce sürüyor. Şeytan geldiği zaman firavun ‘Bak hâlâ insanlar beni nasıl dinliyorlar, gör!’ diyor. Evet o Musa’ya, Harun’a söz dinletemiyor fakat avam-ı nasa dinletiyor.”
Eser: GÜLEN AN(I)LAR Hocaefendi’den Güldüren ve Düşündüren Anekdotlar Sayfa: 144-45 Yazar: @NumanYiit9 (Süreyya Yayınları)