İki kişi veya iki taraf hakkında hüküm verirken, her iki tarafı da dinlemek gerekir. Konuyla ilgili bir hadis şöyledir: Hz. Ali (r.a.)’dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Rasûlullah (asm) beni Yemen’e hâkim olarak göndermişti. (Kendisine); “Ey Allah’ın Rasûlu, sen beni gönderiyorsun ama, ben daha çok küçüğüm ve nasıl hüküm vereceğimi bilmiyorum.” dedim. Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdu: “Allah senin kalbini (doğru hüküm verebilme yoluna) eriştirecek, dilini (doğru hüküm vermede) sabit kılacak. Binaenaleyh (mahkeme olmak üzere) huzuruna iki hasım geldiği zaman, birincisini dinlediğin gibi diğerini de dinleyinceye kadar hüküm verme. Bu (vereceğin) hükmün aydınlığa kavuşması için daha uygundur.” (Hz. Ali sözlerine devamla: O günden beri hâlâ bu tavsiyesine göre) “hâkimliğe devam ediyorum.” Yahut da-: “Bir daha hüküm vermekte tereddüde düşmedim.” dedi. (Ebu Davud, Akdiye 6; Tirmizî, Ahkâm 5; Ahmed b. Hanbel, 1/111, 149, 150)
Hattabi şöyle demiştir:
“Hadis-i şerif; hasımlardan birini dinleyip öbürünü dinlemeden özellikle mahkemelerde hüküm vermenin caiz olmadığına, delalet eder.”
(Hattabi, Mealimü’s-sünen, ilgili hadisin şerhi) Her ne kadar metinde Hz. Ali’nin; “Ben nasıl hüküm verileceğini bilmiyorum.” dediği ifade ediliyorsa da aslında Hz. Ali; kitap ve sünneti en iyi şekilde biliyordu. Ancak bu sözüyle, kitap ve sünnetten hüküm çıkarma hususunda yeteri kadar tecrübe sahibi olmadığını ifade etmek istemişti. (bk. Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 13/162-164)