Gayretullah

Bir zat, çeşmenin başında kovasını doldururken, sonradan gelip atını/katırını sulamak isteyen bir başkası ona haksız yere bir tokat aşk etmiş. Mazlum insan, belki gözyaşları içinde kovasını yarım doldurmuş ve hüzünle Pîrinin yanına gelmiş. Onun hâlini görüp hadiseyi öğrenen Hazret, heyecanla “Aman! Derhâl oraya git ve o zata basit bir mukabelede bulun!” demiş. O ermiş zat, aslında bu tavsiyesiyle şefkatin izâfi ya da negatif diyebileceğimiz bir yanına/çeşidine dikkat çekmiş: Birisi size bir yumruk vurduğunda imkânı varsa, parmağınızın ucuyla hafif dokunun ona. Tâ mesele “gayretullah”a dayanıp da bulacağını Allah’tan bulmasın. Mazlum, bu düşünceye binaen hemen koştura koştura çeşmenin başına varmış fakat bir de ne görsün; tokat vuran adam, kendi bineğinden öyle bir tekme yemiş ki kıvranıp duruyor.

Diğer bir hadise:

Bir deve kervanı yola koyulmuş giderken fakir bir derviş önlerine çıkar ve kervancıbaşına kendisini de aralarına almaları ricasında bulunur. Kervancıbaşı adamcağızın isteğini kabul eder ve beraberce yola revan olurlar. Bir zaman sonra haramîler kervana saldırır ve gariplerin bütün eşyalarını alırlar. Bir aralık, eşkıyânın reisi, dervişe de malı olup olmadığını sorar. Hak dostu, “Benim hiç param yok, ama kervancıbaşının bürümcek bir gömleği vardı, onu almayı unutmuşsunuz.” der. Haramîler hemen koşar, kervancıbaşının heybesini yeniden arar ve pek değerli gömleğine de el koyarlar. Uzun süre hiçbir şey söylemese de dervişe karşı kervancıbaşının gönlü çok kırılır. Öyle ya onca iyiliğine mukabil maruz kaldığı tavır kolay kolay kabul edilebilecek cinsten değildir. Bütün sermayelerini kaybeden mazlumlar, çaresiz bir hâlde bekleşirlerken devletin askerleri çıkagelir ve haramîlerin hepsi derdest edilir. Nihayet, gasbedilen mallar sahiplerine geri verilir. İşte o zaman kervancıbaşı dervişe yaklaşır ve der ki, “Baba aşkolsun! Ben sana o kadar iyilik yaptım, sen de tuttun, benim biricik gömleğimi de şakîlere haber verdin.”

Hak dostunun cevabı düşündürücüdür: “Oğul, niyetim sana kötülük yapmak değildi; bu haramzadeler halka o kadar gadretmişlerdi ki, baktım zulümlerinin gayretullaha dokunmasına dört parmak kalmış. Senin gömleğinin işte o dört parmak yerine geçmesiydi muradım.”

Bu yazı 17 kez okundu