Hayâ: Çekingenlik ve utanma da demek olan hayâ; sofiye ıstılahında, Allah korkusu, Allah mehâfeti ve Allah mehâbetiyle O’nun istemediği şeylerden çekinmek mânâsına gelir. Böyle bir hissin, insan tabiatında bulunan hayâ duygusuna dayanması, o şahsı, edep ve saygı mevzuunda daha temkinli, daha tutarlı kılar. Temelde böyle bir hissi bulunmayan veya yetiştiği çevre itibarıyla onu yitiren şahıslarda ise, böyle bir hayâ duygusunu geliştirmek zor olsa gerek. (Kalbin Zümrüt Tepeleri-1)
Edep: Akıllılık, usluluk, hâl, tavır ve davranış güzelliği veya insanlara iyi muamelede bulunma mânâlarına gelen edep; sofîlerce “edeb-i şeriat”, “edeb-i hizmet”, “edeb-i Hak” unvanları altında yanlışlıklardan korunma ve yanlışlığa sürükleyen sebep ve sâikleri bilmekten ibaret sayılmıştır. Edeb-i şeriat: Dinin usûlünü bilip uygulamak; edeb-i hizmet: Cehd ü gayret ve hizmette her zaman birkaç kadem önde; ücret, takdir ve bilinmede birkaç kadem geride bulunmak; ayrıca, esbaba tevessülde kusur etmemenin yanında bütün iyilik ve güzellikleri Allah’tan bilmek; edeb-i Hak da: Hakk’a yakınlığı temkinle bezeyip, şatahat ve laubaliliğe girmemekten ibarettir. (Kalbin Zümrüt Tepeleri-2)
وعن أنس رضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]قال النَّبىُّ (صلى الله عليه و سلم): مَا كَانَ الْفُحْشُ في شَئ إﻻَّ شَانَهُ، وَمَا كَانَ الحَيَاءُ في شَئٍ إﻻَّ زَانَهُ[. أخرجه الترمذى .
Hz. Enes (ra) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Edebsizlik ve çirkin söz girdiği şeyi çirkinleştirir. Hayâ ise girdiği şeyi güzelleştirir.” [Tirmizî, Birr 47, (1975); İbnu Mâce, Zühd 17.]
Edebsizlik diye tercüme edilen kelime fuhş’dur. Fuhş, günah ve meâsiden çirkinliği fazla olanlara denmiştir. Söz ve fiilden açık şekilde çirkin olanlar hep fuhş kelimesiyle ifade edilmiştir. Zinâ da günahların en çirkini olması sebebiyle fuhş kelimesiyle ifade edilmiştir. Bu hadisteki fuhştan çirkin ve kaba sözlerin kastedildiği umumiyetle benimsenmiştir. Ancak, kaba ve sert davranışın kastedildiği de söylenmiştir. Çünkü bu mânayı te’yiden bir başka hadiste şöyle buyurulmuştur:
مَا كَانَ الرِّفْقُ فِى شَىْءٍ إِلَّا زَانَهُ وََ نُزِعَ مِنْ شَىْءٍ إِلَّا شَانَهُ
“Bir şeye rıfk girdi mi onu güzelleştirir, bir şeyden de çıkarıldı mı onu çirkinleştirir.”
Tîbî, hadisteki: “Hayâ bir şeye girerse onu güzelleştirir” ifadesindeki “şey’e” kelimesinde mübâlağa kastı olduğunu söyler ve der ki: “Hayâ veya fuhş cansızı güzelleştirir veya çirkinleştirebilirse, insanı nasıl güzelleştirip çirkinleştirdiği anlaşılmalıdır! denmek istenmiştir.”
İbrahim Canan
Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi
Akçağ Yayınları:6/339.