Müslümanlıktan Nasibi Olanlar ve Kopuk İnsanlar

✍️Şefkat Peygamberi Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “Müslümanların dertlerini paylaşmayan onlardan değildir.” (et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat 1/151, 7/270; el-Hâkim, el-Müstedrek 4/356) buyuruyor, derinlemesine üzerinde düşünülmesi gereken bir nurlu beyandır. Dolayısıyla dünyada olup biten hâdiseler, vicdanı bütün bütün körelmemiş her bir ferdin gönlünde endişe ve sıkıntı hâsıl edebilir. Fakat inanan bir insan, bu sıkıntıları duyup hissettiğinde, ümitsizliğe düşmemeli, çaresizlik duygusuna kapılmamalıdır. Bilakis Hazreti Müsebbibü’l-Esbâb’a teveccüh etmeli, içini dökmeli, duaya sarılmalı, O’na yalvarıp yakarmalı ve sebepler dairesinde iradenin hakkını verme adına ne yapılması gerekiyorsa, yapabileceği her ne var ise onu yapmaya çalışmalıdır. [Cemre Beklentisi]

✍️Gerek ülkemizde gerekse diğer İslâm ülkelerinde mevcut olan yangınlar karşısında müteessir olmamak, insanın insanlığını yitirdiğine delâlet eder. İnsanlığını yitirmemiş insanlar ise, günümüzde dünyada olup biten bu olumsuzluklar karşısında mutlaka müteessir olurlar. Mehmet Âkif, Müslümanların maruz kaldığı durumu anlatırken “Irzımızdır çiğnenen, evlâdımızdır doğranan! Hey sıkılmaz! Ağlamazsan, bari gülmekten utan!” der. Nitekim Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)  bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: مَنْ لَمْ يَهْتَمَّ بِأَمْرِ الْمُسْلِمِينَ فَلَيْسَ مِنْهُمْ “Müslümanların dert ve ızdırabını içinde duymayan, onlardan değildir.” (et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat 1/151, 7/270; el-Hâkim, el-Müstedrek 4/356). Yani bir insanın Müslümanlıktan azıcık nasibi varsa, Müslümanların maruz kaldıkları ıstırapları en azından bir dert hâlinde içinde duyması gerekir. Zaten bunu içinde bir dert olarak duymayan birisi, söz konusu problemleri giderici alternatif bir kısım çözümler geliştirmeyi de düşünmez. Fakat bu konuda öncelikle herkes kendisine bakmalı ve başkaları hakkında su-i zanda bulunmaktan kaçınmalıdır. Bilemeyiz belki de çevremizdekilerin duyarsız gibi görünmeleri, çok sabırlı ve mukavemetli olmalarından kaynaklanabilir. Aslında onlar da bizim duyduğumuz aynı acıyı içlerinde duyuyor olabilirler. Onların içine de Müslümanların maruz kaldığı problemler karşısında sürekli kan damlıyordur. Fakat onların mukavemet sistemleri çok güçlü olduğundan, bela-yı dertten âh etmemekte, âh edip ağyarı âhlarından agâh eylememektedirler. [13/12/2015. | Kırık Testi]

✍️BMTL: Mazlum ve mağdur kardeşleri için dudakları sürekli dua ile kıpırdamayan insanlara içten içe GÖNÜL KOYUYORUM!.. (O mazlum ve mağdurlara bu şekilde dua) vird-i zebânımız olmalı!.. Bir kere bu, din açısından bir mükellefiyettir. ZİRA “Müslümanların derdini paylaşmayan, ona ortak olmayan, onun ızdırabını kendi ruhunda duymayan, onlardan değildir! (et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat 1/151, 7/270; el-Hâkim, el-Müstedrek 4/356) YANİ, “Müslüman değildir!” demek gibi bir şey. MEFHUM-U MUHALİFİ İSE, Müslümanların derdini onlarla paylaşan.. zindandaki, hapishanedeki, tecritteki, hücredeki insanın ızdırabını paylaşan.. yalnız kalmış eşinin ızdırabını paylaşan.. “Babam nerede!” veya “Annem nerede?!” diye ağlayan çocuğun ızdırabını paylaşan insanlar; işte onlar da hâlis mü’minlerdir. Diğerlerinin, o mevzuda iddiaları ne kadar bâlâ-pervâzâne olursa olsun, o meseleden zerre kadar nasipleri yoktur; nasipsizdirler onlar. Bu açıdan duadan dûr olmamak lazım.

قُلْ مَا يَعْبَأُ بِكُمْ رَبِّي لَوْلاَ دُعَاؤُكُمْ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَامًا

“De ki: Duanız olmazsa Rabbim size ne diye değer versin ki! (Ama ey inkârcılar!) Siz O’nun mesajını yalanladınız ve bunun günahı yakanızı bırakmayacaktır.” (Furkân, 25/77) Evet, duanız olmazsa, ne yazarsınız ki?!. Hazreti Pîr’in verdiği mana ile “Ne öneminiz olur, ne ehemmiyetiniz olur ki?!.” Dua, mü’minin Allah’a sebepler üstü teveccühünün unvanıdır. Mele-i a’lânın sakinlerince, elden ele, âdeta bir ıtır kutusu gibi veya bir gül gibi dolaştırılan bir şey varsa, o da Cenâb-ı Hakk’a sebepler üstü teveccüh olan duadır. Mele-i a’lânın sakinleri de onu bekliyor: “Dua edin!..” O açıdan, o “mağdûrîn”e, “mehcûrîn”e, “mevkûfîn”e, “muzdarrîn”e dua etmeliyiz!.. Hatta dövüle dövüle öldürülenlere, katledilenlere, çocukları yetim bırakılanlara dua etmek suretiyle vefamızı ortaya koymalıyız!.. Dünyayı kaybetmişler, öbür tarafı kazansınlar. Dünyada olan insanlar da bir gün gerçek manada hürriyetlerine kavuşsunlar!.. [..] İnsanın müdafaa adına dimdik durması gerekli olan, olmazsa olmaz kabul ettiği esaslardandır hürriyet. İşte o mazlumların hürriyete kavuşmaları için yürekten dua etmeliyiz. Ben, elimde olmayarak, bu mevzuda dudakları dua ile kıpırdamayan insanlara içten içe gönül koyuyorum: Kardeşlerinden ne kadar kopuk insanlar onlar!.. MÜ’MİN kardeşlerinden, KENDİNİ HİZMETE ADAMIŞ insanlardan kopan bir kimse, ALLAH’TAN DA KOPMUŞ demektir; Hazreti Rasûl-i zîşândan da kopmuş demektir. Ve -sevimsiz bir tabir, argoca bir ifade- öylelerine dense dense -mele-i a’lânın sakinleri de o tabiri kullanır mı, bilemiyorum- “KOPUK İNSAN ” denir. Evet, kalben, hissen, ruhen, fikren onlarla beraber yaşama!.. Yatağa girdiğimiz zaman, “Onları anmadan, yâd etmeden, Allah’ım, uyutma beni!.. Gözlerimi kapatma benim!..” mülahazasıyla, kalbimizin onlar için çarpması; his ve heyecanlarımızın onlar için köpürüp durması. Bu, birinci mesele.[05/03/2017. | Bmtl]

✍️BMTL: Günümüzde yaşanan bunca fecâyi’ (facialar, felaketler) ve fezâyi’ (korkunç hadiseler) karşısında eğer her birerlerimiz günde bir, iki, üç saatimizi bu işe vererek ve bunun bir kısmını da Cenâb-ı Hakk’a tazarru, niyaz ve duada geçirerek -bu belâ ve devâhînin (âfetlerin) savulması adına- inlemiyorsak, farkına varmadan onun radyoaktif tesirinde kalmışız demektir. Evet, bir tarafta, karşıda yangın… Hazreti Pîr’in ifadesiyle, “İçinde evladım/imanım tutuşmuş yanıyor!” Eğer elimizde tulumba, o yangını söndürmeye koşmuyorsak, içinde yanan insanları ondan kurtarmaya koşmuyorsak…insanları kurtarma adına bir kısım tedbirleri alma nev’inden tedbirler almıyorsak, o iş için yüreklerimiz çarpmıyorsa, nabızlarımız atmıyorsa, zannediyorum, insanlığımızı mizanda öyle bir kefeye koyar tartarlar; “İşte siz, bu kadar insansınız!” derler, hafizanallah. [28/04/2019 Bmtl]

Bu yazı 33 kez okundu