Mücadele-i ilmiyede mağlûp düşenlerden bazı zâhir hocalar, Molla Said’i ahali nazarında küçük düşürmek için var kuvvetleriyle çalışıyorlardı. Her hususatını tecessüs ettirirlerdi. Birgün, nasılsa kazaen sabah namazını geçirmiş. Buna vâkıf olan hasımları: “Molla Said namazı terk etmiştir.” diyerek, ahali arasında işâada bulundular. Molla Said’den soruldu ki: “Niçin herkes bunu böyle söylüyor?” Molla Said: “Evet, esassız bir şey, âlemin içinde çabuk yayılmaz. Hata bendedir. Onun için iki cezaya uğradım: Birisi Allah’ın itâbı, diğeri nâsın târizi. Bunun esas sebebi ise, geceleyin âdet edindiğim vird-i şerifi terk ettiğimdir. İşte âlemin ruhu bu hakikate temas etmişse de tamamını kavrayamayarak ismini bilemeyip şu veçhile hatâyı isimlendirmişler.” cevabını verir. (Tarihçe-i Hayat/ İlk Hayatı)
***
Birbirini tanıyan, bilen insanlar değişik gruplar hâlinde dua okuyabilirler. Meselâ, Büyük Cevşen’i birkaç kişi paylaşıp okuyabilir. Paylaşıldıktan sonra artık her insanın kendisine ayrılan bölümü okuması onun için gerekli olur. Yani “Allah’ı anma, zikretme hususunda ben her gün şu kadar bir şey yapacağım.” diyen insan, üzerine bir sorumluluk almış olur ve bu sorumluluğu yerine getirmesi artık zarurîdir. İsteyenler Büyük Cevşen dediğimiz hizbi baştan sona kadar kendi başlarına da okuyabilirler. Fakat bir heyet hâlinde okuyunca, herkesin defter-i a’mâline o okumanın bütününden hâsıl olan sevap yazılır. Hakikî şahs-ı mânevî teşekkül edince herkes bütünün okuduğu kadar okumuş olur. (Allah’ı Anma ve Dua/ Kırık Testi-1)
***
Tarih sayfalarında çökme hikâyelerini hayret ve ibretle okuduğumuz o eski büyük imparatorluklar, manevi birliklerini ve ahlaki özelliklerini yitirdikleri için yıkılmışlardır. (Fuat Köprülü)
***
Düşünceli ve fedakâr bir avuç insanın bütün dünyayı değiştirebileceğinden hiçbir zaman şüphe etme. (Margaret Mead)
***
“Temsilî sıfat ve ünvan” taşıyanların “özel görüş” açıklamaları anlamlı değildir. Bazı kişiler, “ben bu sıfatı ve ünvanı bir elbise gibi çıkarıp tecerrüt eyliyorum, şimdi özel görüşlerimi bir birey ve vatandaş gibi açıklıyorum” diyemez, diyememelidir. Her sözünü, görevinin çerçevesi içindeki şartlara ve icaplara uygun olarak söylemek durumundasın. (Ahmet Selim;ZAMAN)
***
İnsan’a DEĞER VERMEYEN milletine değer veriyor OLABİLİR mi? Birey’i HAKİR GÖREN toplumu yüceltiyor OLABİLİR mi?
***
Bir iman ve sevda adamının gücendirilmesi, gayretullaha dokunur.
***
Boston hastanesinden Dr. Rose Halferding diyor ki: “Ruhi buhran için şifa verici devalardan biri de, hastanın güvendiği birine dertlerini açmasıdır. Hastalar şikâyetlerini uzun uzun ve tafsilatlı olarak anlatınca ruhi istikrarsızlık zihinlerinden kayboluverir. Sadece şikâyetlerin kayboluvermesi bunun için şifadır.
***
Görünüşe göre hüküm vermeyin. Zengin bir kalp, ucuz bir ceketin altında olabilir… -İskoç Atasöü-
***
Bilgi hamallığı kötüdür; bilgileri sindirmeden ve düşünmeden hafızaya yüklemek demektir. Fakat düşünce hamallığı daha da kötüdür; çünkü sadece hafızayı yormakla kalmaz, muhakemeyi de iptal eder, fikrî durgunluğu mahkûmiyete dönüştürür, iradeyi modanın oyuncağı haline getirir. (Ahmet Selim;ZAMAN)
***
Fikren çözülemeyen fiilen de çözülemez, fikren çözülen fiilen de çözülür: bu bir sosyal kanuniyettir.