Hayata Dair Notlar-38

Safvet Senih: 15 Temmuz 2016 Darbe Tiyatrosunda, yok şuranın bombalanması yok buranın bombalanması olayları, bizzat bu olayları planlayanların sinsi hileleri işleridir. Suçlar işleyip iftiraları masum insanların üzerine atarak çoluk çocuk, kadın-erkek demeden binlerce masumu  işkence altına alarak inim inim inleten zâlimlerin ipliğinin pazara çıkması yakındır. HOCAEFENDİ’in cenaze namazında görüldüğü üzere iki günde o müthiş organizeyi yapanlar, asla öyle rezil bir iş yapmazlar. Zaten yapamazlardı. Senelerce defalarca Eğer bir gün ben camilerde vaaz ederken veya hutbe okurken birileri beni öldürüp etlerimi parça parça ederek sokaklarda köpeklere yedirseler bile intikam almayacaksınız, sokaklara dökülüp menfi bir harekette bulunmayacaksınız, eğer böyle bir şey yaparsanız iki elim mahşer günü Allah  huzurunda yakanızda olacaktır.” diyerek cemaatini eğiten HOCAEFENDİ’in disiplinli mensuplarının böyle bir şey yapmadıkları apaçık ortaya çıkmıştır. Dünyada olayları inceleyen aklı başında herkes bunu tasdik etmiştir. Bu yüzden iftiraları ve komploları nazar-ı itibara alınmamaktadır. İşte gerçeklerin bir gün böyle ortaya çıkma gibi bir güzellikleri vardır ve o günler de inşallah yakındır. “Bir harman yalanı, bir hakikat yakıp bitirir…” Her şey apaydınlık ortaya çıkınca, karanlıkların yarasaları  kaçacak zindanlar ararlar. Zulümden kaçanlar suda boğulan bebeğe bile “TERÖRİST BEBEK” diyecek kadar insaftan, insanlıktan yoksun valileri bulunan bir iktidarın bütün cihan karşısında  ibret-i âlem olması çok uzak değildir[20 Kasım 2024 SamanyoluHaber]

***

Ali ÜNAL: Cemaat orduya ilgi duyar, darbe yapar mı?

15 Temmuz darbe teşebbüsünün ardından başta Hizmet olmak üzere devletin bütün birimlerine asıl darbe geldi. Hukukta suçun şahsîliği esastır. Kur’ân, kaç yerinde “Kimse kimsenin suçuyla suçlanıp yargılanamaz” buyurur. Bir toplumda binlerce kişi bile suç işlemiş olsa, bu, o toplumun tamamını suçlama ve cezalandırma gerekçesi olamaz. Diğer yandan, suç ispat edilmedikçe insanlar ve onların sebebiyle mensubu veya gönüllüsü bulundukları toplum veya topluluk suçlu ilan edilemez. Üçüncü olarak, yargılamada hukuka uygunluk ve adalet esas olduğu gibi, Kur’ân, defalarca “Cezayı uygulamada haddi aşmayın!” ikazında bulunur. Bundan dolayıdır ki, meselâ bir insan bir diğerinin parmağını kırmış olsa, parmağı kırılan kısas istese, eğer kısasta suçlunun parmağında kırdığı parmaktan öte bir kırılmaya sebep olma ihtimali varsa kısas uygulanmaz. Bir suça birden fazla ceza verilemez; suçludur diye cezanın ötesinde insanlara hakaret bile edilemez. İktidarın “Allah’ın lûtfu oldu” dediği darbe teşebbüsünün sonucunu ve cezasını nerdeyse, bütün ülkeye, devletin bütün ünitelerine teşmil ediyor. [21 Temmuz 2016 / ZAMAN]

***

Ali ÜNAL: Cemaat’in orduya ve darbeyle ilgisi olabilir mi?

Hizmet, temel doktrini açısından üç temele oturur: (1) İnsanlara kâinatı, insanı, hadiseleri, bütün yaratılmışı Allah’ın âyetleri olarak okumak ve zihinleri yanlış kabûllerden arındırıp, insana doğru bakış açısı kazandırmak. (2) Tezkiye, yani nefislerin temizlenmesi, kalblerin sâfileştirilmesi, ruhun inkişafı, malı infakla temizlemek, ayrıca maddî temizliğin tümü. (3) İnsanlara Allah’ın kitabını ve öncelikle Âhiret, buna bağlı olarak dünya saadeti adına ihtiyaçları olan bilgilerini öğretmek. Din’in üç temel misyonu olan bu üç vazife, renk, dil, ırk, cinsiyet, yaş, meslek farkı gözetilmeksizin elbette herkese yöneliktir. Dolayısıyla başta dinî cemaatler gibi elbette Hizmet de bu üç vazifenin kapsamına polisi de alacaktır, askeri de alacaktır, hakimi-savcıyı da alacaktır, öğrenciyi, öğretmeni, çiftçiyi, işçiyi de alacaktır. Fakat Hizmet, bu vazifeler temelinde siyasî gaye gütmez. Onunla siyasetle münasebeti, kanunlar çerçevesinde kalıp, gayr-ı kanunî resmî engellere takılmama içindir. Hizmet, “İslâm siyaset, siyaset İslâm’dır” anlayışındaki mevcut iktidar mensupları ve tabanları tarafından yıllarca ve yıllarca siyasî gayeden yoksun “Düzen Müslümanlığı”yla tenkit edildi. Sevdiğim bir arkadaş“Ben bu Fethullah Hoca’yı dinliyor ve takdir ediyorum; fakat sinekten bahsettiği kadar İslâm devletinden bahsetmiyor” demişti. [21 Temmuz 2016 / ZAMAN]

***

Ali ÜNAL: Siyaset ve siyasî gaye, doktriner olarak Hizmet’te yer bulamaz; Hizmet’le Dinî hizmeti siyaset temelinde değerlendiren hareketler arasındaki temel farkı 1987’den beri hem kitaplarımda, hem yazılarımda defalarca ifade etmeye çalıştım. Diğer yandan, “Ne zaman hizmetimiz ve onun yaygınlaşması adına bir valimiz, hakimimiz, komutanımız olsa diye aklıma gelse aynı gün çok şiddetli tokat yerim; önemli olan tebliğdir” sözünü bizzat Hocaefendi’den duydum. Ve 17-25 Aralık sürecinde Hizmet’in maruz kaldığı muameleler karşısında, bunların geçici ve Din’e hizmet yolunun Kur’ân’da da çok zikredilen cilveleri, imtihanları olduğunu, Allah’ın bu ülkeye yakında inşaallah bir bahar yaşatacağını sürekli dile getirdiğim için, çok yerde “İyi de nasıl olacak? Askerin müdahalesi olur mu?” sorularına verdiğim tek cevap daima şu oldu: “Hz. Yunus’un balığın karnından kurtulması gibi dua ile ve sebepler üstü olacak. Ordumuz, NATO ordusudur, NATO çerçevesi dışında hareket etmez. Katiyen beklentiye girmeyin.” Bunu söylediğim gibi, sebeplere bağlı bir kurtuluş beklemenin imtihanda kayba sebep olacağını yazdım. Gerçek budur. Dolayısıyla 15 Temmuz’da Hizmet’i arayanlar, sadece 15 Temmuz’un hedeflerine hizmet etmiş olurlar. [21 Temmuz 2016 / ZAMAN]

***

 Hayat […] sizi büyük meselelerle karşılaştırırken, onun sırrını size basit ve tabiî olayların akışı içinde sezdirir, işaretler, sunar. “Bir şeyin sırrı her şeyde, her şeyin sırrı bir şeyde” sözü bir bakıma bunu anlatır. [Ahmet Selim / ZAMAN]

***

 (Abdullah Aymaz: H. E’nin özel sohbetlerinden)

“Hizmeti neden mi hedefe koydular; çünkü ilk defa planları deşifre oldu, kapalı kapılar arkasındakini HİZMET ortaya döktü. Hizmet, kitaplarda yazılmayanları, gazetelerde yazamadıklarını gösterdi. 1400  sene evvel de Kabe duvarına asmışlardı aynı fermanı. Allah âciz bir varlığa (böceklere) o kağıdı imhâ ettirmişti. (29 Haziran 2026 / Samanyoluhaber) evet Gazete ve TV’de haberlerin yanında “Şubat Soğuğu” “Kollama” “Yağmurdan Sonra” “Mavi Rüya ” “Tek Türkiye” “Şefkat Tepe” “Sungurlar” “Osmanlıda Derin Devlet” gibi dizilerle Üstad Hazretlerinin Zındıka ve Nifak Komitesi HE’nin “Sırlı Cemiyetler” dediği şer şebekeler senaryolar ile deşifre edildi..

***

(Abdullah Aymaz: H. E’nin özel sohbetlerinden)

“İçten gammazlayan, içten ele veren, isterse 40 yıl hizmet etsin; yaptığı bütün hayır ve hasenatını, yaptığı kötülükle siler süpürür gider.“

“Günümüz insanı, akıbetinden endişe etmiyor. Çok açık yalan söylüyor, iftira atıyor. Âkıbetinden endişe etmeyenlerin âkıbetinden endişe edilir. (29 Haziran 2026 / Samanyoluhaber)

***

(Abdullah Aymaz: H. E’nin özel sohbetlerinden)

“… Dilimizi, dudağımızı DUA ile yormuyorsak daha çok bekleriz. Dilimizi, dudağımızı DUA ile yoralım ki, imhâl (uzatmalarla) yaşamamış olalım.

“Bu dönem boş duracak bir dönem değildir. Mesâilerinizi katlamalısınız, Allah için olan bu mesâiler âhirette karşınıza çok farklı çıkacaktır. (29 Haziran 2026 / Samanyoluhaber)

***

(Abdullah Aymaz: H. E’nin özel sohbetlerinden)

“Hizmet’in 1400 yıllık duruşun neresinde olduğunu merak edenler; cetveli Kerbelâ’dan Anadolu’ya tutsunlar; Hz. Hüseyin’in gölgesinin düştüğü yeri görürler. Hz. Hüseyin’i düştüğü yerden ayağa kalkar HİZMET… Ayağa kalkan yürümek zorunda, yürüyenin; ayağına taş da geliyor, diken de, yolun kaderi bu. Taşa, dikene kızmak değil; yolun âdabı: Taşı ayıklayıp dikeni yolmaktır. El kanayınca göz de yaş birikir elbet. O zaman da seccadeye koşmaktır iş. HÜSEYİNLER bilir ki, RABBİN KAPISI naz kapısı değil. NİYAZ  KAPISIDIR: Yük ağır düşer, düşman şedit ezer, dost zayıf küser, yine de yola devam, yine de yola devam. Allah’ın izniyle hiçbir zulüm ve zâlim kalıcı olmamıştır. Sonunda zâlimler tepetaklak gelmiş mazlumlar da hep gülen taraf olmuşlardır.  (29 Haziran 2026 / Samanyoluhaber)

***

(Abdullah Aymaz: H. E’nin özel sohbetlerinden)

“Hizmet anlaşılmaz değil; biraz yaşanmazdır. Rehberi Kur’an ve sahabidir. (Hasetçilere gelince)  ya, haset ehli rahatsız olmuşlar veya Kur’an düşmanlarıdır onlar. İki talihsiz güruh hak davaya haksızlıkta ittifak ettiler. Hizmetin başında bir FIRTINA var. Murad-ı İlâhî, eğer ağacı yok etmek şeklinde tecelli etseydi, suyu keserdi. Allah (c.c.) Anadolu’ya Hz. Eyyûb Aleyhisselamın  imtihanıyla imtihan ediyor. Ondandır ki, Hz. Eyyûb’un her organı gibi Hizmetin de her uzvundan aynı bir hastalık var ama inşaallah şifa bulup iyileşecek. Yeter ki, YÂR  (ALLAH) ismi dilden düşmesin. Hizmet, bedel ödüyor, ödüyoruz, belli ama YOLUN  KADERİ BU!  Eğer yaşananlar geçit verseydi, Anadolu Kıyamete kadar zulmün geçit noktası olurdu. Hz. Hüseyin Kûfe’de ihânete uğrayacağını biliyordu; ama bu ‘Yezid’in zulmüne ben karşı koymazsam kıyamete kadar zulümler devam eder’  demiştir. Zulmün kaynağı da belli. DİRENİŞİNDE  HÜSEYİNÎ olmak, Peygamber kaynağından akmaktır. Yolun kaderi, yolcunun duruşuna bağlı; bu da HÜSEYNÎ DURUŞTUR. (29 Haziran 2026 / Samanyoluhaber)

***

(Abdullah Aymaz: H. E’nin özel sohbetlerinden)

“Senin benim ızdırabımız ne kadar? Eğer sözlerde ızdırap varsa, söylediğiniz sözler bir kıymete ulaşır; Arşın Sahibi Cenab-ı Hak da, açılan elleri geri çevirmez. Fereç ve mahreç (kurtuluş) kapılarını açar. Allah’ın huzurunda, kalblerin atışları Arş-ı Rahmanı titretmeli ki, ‘Ne istiyor kullarım?’ desin. Izdırap olmadan O’ndan (c.c) bir şey istemek saygısızlık olmaz mı? Acı ve ızdırap, derin bir mümin olmanın alâmetidir. Derinlemesine hissetmeyenler, heyecanlarını kaybederler. Allah korusun, onların diskalifiye olmaları muhtemeldir. Duanın arkasında sağlam bir iman varsa, o kadar da bir his ve heyecan vardır. Kalbiniz ne kadar hopluyorsa o kadarda imânî bir derinlik vardır.

“Yaptıkları ile övünen, böbürlenenler karşısında şeytan zil takar oynar. Meleklere gelince onlar ise, tevâzu mahviyet ve hacâlet insanını gördüklerinde alkışlarlar. Evet kendinde bir şeyler görenler karşısında, şeytan da onları alkışlar. Çünkü bunlar zamanla firavunlaşırlar ve kendilerini bulundukları yerlerin orta direği zannederler. Allah’ın lütuflarını bilmezler. (29 Haziran 2026 / Samanyoluhaber)

Bu yazı 19 kez okundu