Hayırlı işlerde acele etmek ve vakit kaybetmeden onları yapmaya çalışmak Efendimiz (as)ın önemli bir tavsiyesidir. Hayatın yarın karşımıza ne tür sürprizler çıkaracağını kestirmek mümkün değildir. O halde iyi bir mümin imkan varken fırsatları değerlendirmeli ve hayırlı işleri tehir etmemelidir. Üstad Bediüzzaman hazretleri bu tür meseleler için söylediği “Mühim ve büyük bir umur-u hayriyenin çok muzır mânileri olur.” (21.Lem’a) sözünde de ifade edildiği gibi insan ne zaman kendisi ve ahireti adına hayırlı bir iş yapmak istese ya nefsinden ya da dıştan bir engel çıkar, şeytan o insanla çok uğraşır.
***
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَادِرُوا بِالأعْمَالِ الصَّالِحَةِ، فَسَتَكُونُ فِتَنٌ كَقِطَعِ اللَّيْلِ الْمُظْلِمِ يُصْبِحُ الرَّجُلُ مُؤْمِناً ويُمْسِي كَافِراً، ويُمْسِي مُؤْمِناً ويُصْبِحُ كَافِراً ، يَبِيعُ دِينَهُ بِعَرَضٍ مِنَ الدُّنْيَا
Hazreti Ebu Hureyre (radıyallahu anh)’ın naklettiği bir hadis-i şerifte Resul-i Ekrem (aleyhissalatü vesselam) Efendimiz şöyle buyurmaktadır: “Yararlı işler görmekte acele ediniz. Zira yakın bir gelecekte karanlık geceler gibi birtakım fitneler ortalığı kaplayacaktır. O günlerde kişi, mü’min olarak sabahlar, fakat kâfir olarak geceler; mü’min olarak geceler fakat kâfir olarak sabaha çıkar. Dinini küçük bir dünyalığa satar.” (Müslim, Îmân 186; Tirmizî, Fiten 30, Zühd 3; İbni Mâce, İkâme 78)
Hayırda Acele Etmek ve Fitnelerden Sakınmak
Şeytan hayırlı işlere karşı tembellik yapması için insanoğluyla sürekli uğraşır durur. Onu “yarın yaparsın, şimdi acele etme” diyerek nice güzel ve faydalı amellerden alıkoyar. İnsanlara hayat rehberi olarak gönderilen ve onları Allah’ın izniyle çok iyi tanıyan Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) insanları, düşünüp taşınma şartıyla hayırlı işlerde acele etmeleri yani bu hususta tembellik etmemeleri için ikaz etmektedir. Nitekim öyle zamanlar gelir ki hayırlı işler yapacak zaman ve zemin bulmak zorlaşır. Fitne, kargaşa ve anarşi zamanları böyledir. O günlerde insanların imanı sarsılır, günahlar artar ve insanlar manevi bir hastalığa tutulmuş gibi ne yaptıklarının adeta farkında olmaz. Yani o günlerde yapılan kötü işler, aklı başında birinden asla beklenmez. Ölen de öldürülen de, zulmeden de zulme uğrayan da niçin bunların olduğunu anlayamaz çünkü fitne ve kargaşa ortamı insanların itidalli ve dengeli düşünmelerini engeller. İşte bu sebeple, böyle kara günler gelmeden hayırlı ve faydalı amellere koşmak dinimizin mühim bir emridir. Çünkü iman-küfür arasında bocalamaya sebep olan fitne ortamlarına düşmemek, daha önceden kendimizi Allah’ın sevip razı olduğu salih amellerle meşgul etmeye bağlıdır.
Hadiste dikkat çekilen önemli bir nokta da ahirzamandaki fitne dönemlerinde birtakım kimselerin, dinlerini, dünyanın geçici menfaatleri için heba etmeleridir. Kur’an-ı Kerim’de buna,
الَّذِينَ يَسْتَحِبُّونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا عَلَى الْآخِرَةِ وَيَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًا أُولَئِكَ فِي ضَلَالٍ بَعِيدٍ
“Vay o kimselere ki, bile bile dünyayı âhirete tercih ederler. İnsanları Allah yolundan çevirir de o yolu eğri büğrü göstermek isterler. İşte onlar haktan, doğru yoldan çok uzak bir sapıklık içindedirler.” (İbrahim Suresi, 14/3) denilerek dikkat çekilmiştir.
| Sefa Selman | Herkul |
Yukarıda izahı yapılan hadîs-i şerif gibi benzer bir tanesinin açıklamasını -Allah Rahmet Eylesin- Prof Dr İbrahim Canan şu şekilde şerhetmiştir:
وعن أبى مُوسى رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ (صلى الله عليه و سلم): إنَّ بَيْنَ يَدَى السَّاعَةِ فَتَناً كَقِطَعِ اللَّيْلِ الْمُظلمِ، يُصْبِحُ الرَّجُلُ فِيهَا مُؤْمِناً وَيُمْسِي كَافِراً، وَيُمْسِي مُؤْمِناً وَيُصْبِحُ كَافِراً اَلْقَاعِدُ فِيهَا خَيْرٌ مِنَ الْقَائِمِ، وَالْمَاشِى فِيهَا خَيْرٌ مِنَ السَّاعِى. فَكَسِّرُوا قِسيَّكُمْ، وَقَطِّعُوا أوْتَارَكُمْ، وَاضْرِبُوا سُيُوفَكُمْ بِالْحِجَارَةِ. فإنْ دُخِلَ عَلى أحَدٍ مِنْكُمْ فَلْيَكُنْ كَخَيْرِ ابْنَى آدَمَ[. أخرجه أبو داود والترمذي.وزاد أبو داود بعد الساعى: ]قَالُوا: فَمَا تأمُرُنَا؟ قَالَ: كُونُوا أحَْسَ بُيُوتِكُمْ[.»قِطَعُ اللَّيْلِ« طائفة منه، وأراد فتنا مظلمة سوداء تعظيماً لشأنها.وأراد بقوله: »فَلْيَكُنْ كَخَيْرِ ابْنَىْ آدَمَ« ابن آدم لصلبه هابيل الذي قتله أخوه قابيل، ومما قال اللّهُ تعالى في أمرهما: لَئِنْ بَسَطْتَ إليَّ يَدَكَ لِتَقْتُلَنِي الآية .
Hz. Ebu Musa (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kıyametten hemen önce KARANLIK GECENİN parçaları gibi FİTNELER var. Kişi o fitnelerde MÜ’MİN OLARAK SABAHA erer, AKŞAMA KÂFİR olur; mü’min olarak akşama erer, sabaha kafir çıkar. O fitnede OTURAN, ayakta DURANDAN hayırlıdır. YÜRÜYEN koşandan hayırlıdır. ÖYLEYSE yaylarınızı kırın, kirişlerinizi parçalayın, kılıçlarınızı da taşa vurun. Sizden birinin evine girerlerse Hz. Adem’in iki oğlundan hayırlısı olsun (ölen olsun, öldüren değil)” [Ebu Davud, Fiten 2; Tirmizî, Fiten 33]
Ebu Davud, “koşandan” kelimesinden sonra şu ziyadeyi kaydetmiştir: “Yanındakiler, “Bize ne emredersiniz (ey Allah’ın Resulü)?” dediler. “Evinizin demirbaşları olun!” buyurdu.”
ŞERH: Resûlullah, kıyamete yakın çıkacak fitnelerin dehşetini belirtmek için, zifirî karanlık gecenin parçalarına benzetmiştir. Yani peşpeşe fitneler olacak, her biri, gece parçası gibi karanlık, yani doğru-yanlış, haklı-haksız, isabetli-hatalı vs. şekilde tefrik etmek imkanı tanımayacak, son derece dehşetli olacak demektir. Bu teşbihten maksat fitnenin büyüklüğünü ifadedir.
Hz. Adem’in iki oğlundan hayırlısı Hz. Habil’dir. Kardeşi Kabil onu öldürmek istediği vakit ayet-i kerimenin ifadesiyle kardeşine: “Sen beni öldürmek için elini bana kaldırsan da , ben seni öldürmek için elimi sana kaldırmayacağım” (Maide 28) demiştir. Bu ayette, Cenab-ı Hakk fitne sırasında Müslümanların takip edeceği siyaseti vaz’ etmiş olmaktadır: “Fitneden kaçmak, öldürmektense ölmeyi tercih etmek.” İslam’da bunun ilk örneğini Hz. Osman (radıyallahu anh)’ın verdiği belirtilir: O fitnenin büyümemesi için öldürmeyi değil, öldürülmeyi tercih etmiştir.
Evin demirbaşı olmaktan maksad, evden ayrılmamak, dışarı çıkıp fitneye bulaşmamaktır. Nasıl ki demirbaş denen halı, kilim gibi bir kısım eşyalar devamlı evde kalırlar; fitne sırasında da o eşyalardan biri gibi olmak yani evden dışarı çıkmamak tavsiye edilmiştir. Bundan da maksad, fitneye katılmamaktır.
| İbrahim Canan | Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi | Akçağ Yayınları: 13/373 |