[Bedîüzzaman Hazretlerinin Talebeleri ve Onu ziyaret edenlerin hatıralarının yazıldığı “Şahitlerin Dilinden” adlı eserden alınmıştır]
*️⃣Üstadı on yedi defa zehirlediler
*️⃣Zübeyir Ağabey müstesna idi
*️⃣Üstadımın kılına dokunamazlar
*️⃣Hizmette anne-babasının rızası
*️⃣İsmimi kullanarak dünyalık temin etme

“Üstadı on yedi defa zehirlediler”
BAYRAM YÜKSEL:
Üstadımız aynı zamanda yemek yerken yalnız yer, bizler yanında olsak bize verir, ‘Vermezsem bana dokunur’ derdi. Hattâ Üstadımıza haftada bir ekmek alırdık, ekmeği fırından veya bakkaldan alırken çok dikkat ederdik. Çünkü bizim etrafımızda çeşitli dessaslar vardı.
Fırıncılardan ekmek alırken, fırıncının verdiği ekmeği almaz, bir tedbir olarak kendimiz seçer alırdık. Hattâ mandıradan yoğurt alırken yüzlerce kâsenin içinden biz kendimiz seçerdik. Çünkü Üstadın aleyhinde çok plânlar döndürüyolardı. On yedi sefer zehirlediler.
Bizler çok dikkat ediyorduk. Hattâ Üstadımıza su getirirken, suya giderken ve sudan gelirken erkek ve kadın, çoluk çocuk hep bizimle meşgul olmak isterlerdi. Üstadımızın hizmetinde olduğumuz için su getirirken bize yardım etmek isterlerdi. Biz katiyyen kimse ile konuşmazdık.
O anda su getirirken Üstadımızın hizmetkârları da olsa birbirimize termosu vermezdik.
Üstadımıza ekmek ve yoğurt gibi ne alırsak kapalı bir kap içinde getirirdik. Zehirlenme hâdiselerinden başka, Üstadımız isabet-i nazardan da çekinirdi. Su getirdiğimizde dahi Üstadımız kendisine dokunmasın diye bize yirmi beş kuruş para verirdi.
[Şahitlerin Dilinden-1]
“Zübeyir Ağabey müstesna idi”
BAYRAM YÜKSEL:
Bizler Üstadımızın, Risale-i Nur’un tarz-ı hareketini, hem ihlâs, istiğna, mahviyet, fedakârlık, kahramanlık, iktisat; kardeşlerine karşı tevazu, şefkat; düşmanlarına karşı şecaat, cesaret derslerini Üstaddan sonra Zübeyir Ağabeyden aldık.
Allah ebediyyen razı olsun, Allah dünyada olduğu gibi, âhirette de Nur Üstadımızın hizmetinden ayırmasın. Kendisinden çok istifade ettik. Sahabelerin isâr hasletine tam mazhardı.
Onda, Risale-i Nur’a ve Üstadımıza karşı öyle bir bağlılık vardı ki, katiyyen taviz vermezdi. Kendisi hakaretlere, işkencelere, dayaklara maruz kalsa, zerre kadar sarsılmazdı.
Hattâ Afyon hapsinde onun o güzel müdafaalarını hazmedemeyen Afyon savcısı kendisine günlerce dayak attırırdı.
Gardiyanları ayartarak onu falakalara yatırırdılar.
Gardiyanlar vurdukça Zübeyir Ağabey onların yüzüne tükürür ve ‘Vurun, vurun’ diye bağırırdı.
Hapishanede kendisine insanlık dışı hakaretler yapıldığı halde o, onlara şefkatle muamele edip, hiç ehemmiyet vermezdi. Biriktirmiş olduğu maaşı ile hapishanedeki fakir Nur Talebelerine yardımda bulunur, kendisi yemez, onlara yedirirdi. [Şahitlerin Dilinden-1]
“Üstadımın kılına dokunamazlar”
AHMED URFALI:
Üstad ve talebelerini Emirdağ’dan toplayıp Afyon Hapishanesine götürmüşlerdi. O anda aleyhte çok dedikodu yapılıyordu. Bir zaman sonra bize de gitmek nasip oldu.
Bir gün Üstadımızın aleyhinde konuşan bir zabıta memuruyla münakaşa ettim. O nurdan nasipsiz adam, ‘Said Nursi’yi asacaklar, şöyle yapacaklar, böyle yapacaklar’ diye konuşunca; ben de kendisine hiddet ettim, ‘Hiçbir şey yapamazlar, Üstadımın kılına bile dokunamazlar’ dedim.
O da gidip beni şikâyet etmiş. Beni yakalayıp Emirdağ Hapishanesine attılar. Orada bir hafta kaldım. Oradan da, Afyon hapishanesine götürdüler. Bir hafta da dördüncü koğuşta Tahiri Mutlu Ağabeyin yanında kaldım. Üstadımızla görüşmem mümkün olmadı. İfademi aldıktan sonra beni tahliye ettiler. [Şahitlerin Dilinden-1]
Hizmette anne-babasının rızası
AHMED URFALI:
Üstadı çeşitli zamanlarda ziyaret ettiğimde bana tekraren ‘Kardaşım, sen evlenme’ derdi.
Bana pekçok defa söylediği bu söze bir mânâ veremezdim. Bilahare babamın şiddetli ısrarı üzerine evlendim.
Babam ‘Evlenmezsen seni evlatlıktan reddederim’ demişti. Evlilikten sonra Üstada gittim.
Üstad bana, ‘Kardaşım, sen kendine ayrılan hisseyi kaybettin’ dedi. Sonra ‘Abdestli misin?’ diye sordu. Ben abdestli olduğumu söyleyince işaret ederek, raftaki Kur’ân’ı getirmemi söyledi. Getirince açtı.
Bir âyet-i kerimeyi göstererek, ‘Kur’ân’a, imana hizmet edenlerin peder ve validelerinin dinlememelerini emrediyor’ dedi. Ben oracıkta, çok acıklı bir şekilde, şiddetli bir hüzünle ağladım. Gözlerimden sicim gibi yaşlar akıyordu. yatağından kalkarak beni kucakladı, alnımdan öptü. ‘Seni Risale-i Nur hesabına kabul ediyorum’ dedi. [Şahitlerin Dilinden-1]
“İsmimi kullanarak dünyalık temin etme”
HACI ALİ KILIÇALP:
Hacı Ali, Üstadın sana Mısır’da okuman için izin veriyor, sen Mısır’a gidip okuyacaksın. Yalnız senden ve bütün kardeşlerimden ricam şudur ki, hiç kimse benim ismimi kullanarak ben Bediüzzamanın talebesiyim diye dünyalığını temin etmeye kalkmasın. Çünkü Allahu Teala, halk ettiği kulların rızkını vermeye kendisi kefildir. Sen de aynen bu şekilde hareket et’ buyurdu. Lehülhalmd, şükürler olsun, bu emre muhafelet etmedim. Üstadın ismini kendi şahsî çıkarım için kullanmadım. Ve konuşmamız devam etti. ‘Hacı Ali, Şam’a vardığın zaman kardeşim Halid Bağdadi’ye benim selamımı söyle’ buyurdu. Hayır dualarını ve müsaadelerini alarak ayrıldım. [Şahitlerin Dilinden-1]