[Bedîüzzaman Hazretlerinin Talebeleri ve Onu ziyaret edenlerin hatıralarının yazıldığı “Şahitlerin Dilinden” adlı eserden alınmıştır]
*️⃣”Üstadın fedakârlık dersi”
*️⃣”Seni daire içine aldım”
*️⃣”Mahkeme, sorgulamalar ve tevkif”
*️⃣”Fevzi Çakmak’a hakkımı helâl edeceğim”
*️⃣”Kızımın evliliğinde Üstadın ilgisi”
“Üstadın fedakârlık dersi”
Ahmet Özyaşar :
Hafız Abdullah Toprak’ın bulunduğu bir sırada Üstad bana, ‘Kur’ân hakkı için söyle, kardeşim. Sana deseler ki, ‘Said’i terk et, sana istediğinizi vereceğiz. Terk etmezsen sana en ağır işkenceleri yapacağız.’ Hangisini yaparsın?’ dedi.
Risale-i Nur’u tercih ederim, efendim’ dedim. Üstad iki dizinin üstünde heyecanla şöyle dedi: Ben dahi bunlar için ahiretimi terk ederim. Ben sizden daha fedakâr değilim. Sizlerin çoluk çocuğunuz var, benim yok.’ “Sonra beni göstererek, ‘Bak, bunun beş tane çocuğu var. Ben bunlara yetişmeye çalışıyorum’ dedi.” [Şahitlerin Dilinden-1]
***
“Seni daire içine aldım”
HASAN NEVRUZ :
Yanına gittim, ellerini öptüm. Ve selâmdan sonra durumu kendilerine arz ettim. Kardeşler, ağabeyler sizi Konya’ya davet ediyorlar, beni bunun için gönderdiler’ dedim ve mektubu verdim. O sırada Hz. Üstad, ‘Otur kardaşım’ dedi. Zübeyir Ağabey ile beraber oradaki küçük minderlere oturduk. Hz. Üstad gözlüğünü çıkardı ve mektubu okumaya başladı. ‘Konya camilerinde Risale-i Nur Külliyatını okuyoruz’ ibaresi geçince karyoladan doğrularak ve sağ elini kaldırarak, ‘Maşaallah’ dedi. ‘Size ilişmiyorlar mı?’ diye sordu.
“Ben de, ‘Üstadım, bugüne kadar size iliştiler de ne yaptılar, biraz da bize ilişsinler ne çıkar’ dedim ve ağladım. Hz. Üstad tekrar, ‘Maşaallah’ dedi ve ‘Gel bakalım’ dedi. O sırada Üstad, zindeleşerek beni kucakladı, iki gözümden öptü ve başımı okşadı. Ve ‘Hadi otur yerine’ dedi. Annemin, babamın adlarını ve aslen nereli olduğumu sordu ve hitamında dedi ki: ‘Sen benim hemşehrimsin, ben seni talebeliğe kabul ettim ve seni daire içine aldım.” [Şahitlerin Dilinden-1]
***
“Mahkeme, sorgulamalar ve tevkif”
İSMET ORHAN:
Üstad vefat ettikten sonra evlendim. Bir bakkal dükkanı açtım. İsmail Tomaç isimli lise mezunu bir gence Lem’alar’dan Osmanlıcayı öğretiyordum. Okuması için de yeni yazı ile Mesnevî-i Nuriye’yi verdim. 1971 yılında sıkıyönetim ilan oldu. Nurcuları yakalamaya başladılar. Bu arada benden ders alan İsmail’i yakaladılar. Beni de taharri ettiler. Yarım şeker torba dolusu Risaleleri yakaladılar. Beni de o gece nezarete koydular. Sabah olunca da Eskişehir sıkıyönetimine teslim ettiler. Tevkif tarihim: 13.5.1971
Askeri savcı ifademi aldı. Tevkif kararı verdi.
Sordukları sorular şunlardı:
Said Nursi kimdir?’
Bir din alimidir.’
Risale-i Nur nedir?’
Kur’an tefsiridir.’
Bu eserleri neden okuyorsun?’
“Dini bilgilerimi geliştirmek için okuyorum.”
Kitaplar arasında benim Osmanlıca yazdıklarım da vardı.
Bu yazıları kim yazdı?’ dedi.
Ben yazdım’ dedim.
Niçin yazdın?’ dedi.
Kendime kitap edinmek için’ dedim.
Çok güzel yazın varmış. Niçin Said-i Nursi’nin kitaplarını okuyorsunuz, başka din kitapları okumuyorsunuz?’ dedi.
Evimde başka din kitapları da var’ dedim. O sorgudan sonra tevkif kararı verip Eskişehir Askeriye Cezaevine götürdüler. Avukat Bekir Berk Cezaevine geldi, vekaletimi aldı. Tahliyem için dilekçe yazdı, kabul edilmedi. İki ay askeri cezaevinde kaldım. [Şahitlerin Dilinden-1]
***
“Fevzi Çakmak’a hakkımı helâl edeceğim”
CEVAT ÇAĞRI :
Yaptığımız ev Cebeci’de Niğde Yurdundan yukarıda, İkinci Dede Efendi semtindeydi. Osman Nuri gibi eski alay müftülerinden Tevfik Yılal vardı; evin yapılışında onlar da yardımcı olmuşlardı. Maddeten ve manen yardım ederek evin inşaatını bitirmiştik. İçinin mefruşatından pek benim yardımım olmamıştı. Evin itmamında Mareşal Fevzi Çakmak da maddi yardımda bulunmuştu. Mareşal deyinca ‘Mareşal kim?’ diye sordu. ‘Fevzi Çakmak’ diye cevap verdim. ‘Demek o da verdi’ diye hayretle sordu. ‘Ne kadar verdi?’ diye, Fevzi Çakmak’ın verdiği miktarı sordu. Bizim yardım sandığımız vardır. Sandığın muhasip ve veznedarı da Fevzi Çakmak’tır. Üstad, ‘Fevzi Çakmak ne verdi? Kaç lira verdi?’ diye sordu. Bu hizmet mahallinin yapılıp getirilmesi için iki-üç defa yardım ettiğini söyledim. Üstad bu defa, ‘Daha evvel Emirdağ’a geldiği zaman bunları biliyor muydun?’ diye sorunca, ‘Evet efendim, biliyordum’ diye cevap verdim. Ben üç kişiye hakkımı helâl etmemiştim. Madem ki kendisi Risale-i Nur’a hizmet etmiş ve para yardımı yapmış, ona hakkımı helâl edeceğim’ dedi. [Şahitlerin Dilinden-1]
***
“Kızımın evliliğinde Üstadın ilgisi”
ŞAHİDE YÜKSEL :
Bizim kızı, Ülker’i gelip isteyen hanımlar olurdu. Ben gidip durumu Üstada arz edince Üstad kızardı. ‘Ben dünya ile alakalı değilim, beni dünyaya baktırmayın’ derdi.
Bazen, ‘Bir erkeğe esir olmasın, kendi kazancıyla kendini idare etsin, keşke okutsaydı’ dedi.
Atıf ile M. Kemal’in anneleri gelip kızım Ülker’i istemişlerdi. Sonra bu hanımlarla Üstada gittik. Zübeyir Gündüzalp tek tek bizi içeriye aldı. Üstad, ‘Ben onu üç sene evvel Kemal’e vermiştim’ diyerek ellerini açıp, dua etmişti. Şeytan araya girmesin diye Üstad mesele ile alakadar oldu, teveccüh etti. ‘Kemal, Atıf’tan geri kalmaz, verin’ dedi. Atıf’a Nurları Kemal tanıtmıştı. 1957 senesinde olan bu hadiseden sonra, Üstad bizim damadımız olan Atıf’ın ağabeyi M. Kemal Ural’a iltifat eder, ‘Sen benim damadımsın’ diye teveccüh ederdi.
Kaside-i Bürde okumak istiyordum. Üstaddan izin almam lazımdı, izinsiz yapmak istemiyordum. Üstad, ‘Bizim dualarımız, virdlerimiz var, bize kafidir’ dedi. Sonra, ‘Bu mesele için izne hacet yoktur, isteyen okusun’ demişti. [Şahitlerin Dilinden-1]