İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “İki (büyük) nimet vardır. İnsanların çoğu onlar hususunda aldanmıştır: Sıhhat, Ve boş vakit!” [Buharî, Rikak 1; Tirmizî, Zühd 1]
İbnu Battal der ki: “Hadisin manası şudur: “Muhakkak ki kişi, ihtiyaçları görülmemiş halde bedenen sıhhatli olursa, “boş” olur. Kimde bu iki husus tahakkuk ederse, aldanmama hususunda hırs göstermelidir. Bu durumda aldanması Allah’ın kendine verdiği nimetlerin şükrünü edayı terketmesidir. O’nun şükrü, Allah’ın emirlerine uyması ve yasaklarından kaçınmasıdır. Bundan geri kalan aldanmıştır. “İnsanların çoğu” tabiri ile Resulullah aldanmışlıktan kurtulanların azlığına işaret etmiştir.”
İbnu’l-Cevzî der ki: “İnsan, bazan sıhhatlidir fakat geçim meşguliyeti sebebiyle boş değildir; bazan geçim derdi yoktur fakat sağlıklı değildir. İkisi birleşince, Allah’a taat hususunda kişiye tenbellik galebe çalarsa o zaman “aldanmış” olur. Şöyle ki: Dünya ahiretin tarlasıdır, burada kârı ahirette ortaya çıkacak ticaret yapılır. Kim boş vaktini ve sağlığını Allah’a taatte kullanırsa işte bu, gıbta edilecek (mağbut) kimsedir, kim de bunları Allah’a isyanda kullanırsa işte bu, aldanmıştır (mağbun). Çünkü boş vakti, meşguliyet; sağlığı hastalık takip eder.”
Tîbî der ki: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) mükellefe, bir tüccarı misal olarak zikretmiştir: “Bu tüccarın sermayesi var, ana para zayi olmadan kâr etmek istiyor. Bunun yolu da alışveriş yapacak adam aramaktan geçer, aldanmaması için hem doğruluğa hem de maharete ihtiyacı var. İşte sağlık ve boş vakit sermayedir. Kişinin iman ederek nefsiyle ve din düşmanlarıyla mücahedede bulunarak Allah’la alışveriş muamelesine girişmesi gerekir, ta ki o dünya ve ahiret kârlarını elde etsin. Rabb Teala’nın şu sözü bu söylenene yakındır. (Mealen): “Ey iman edenler! Pek acı bir azabtan kurtaracak kârlı bir yolu size göstereyim mi? Allah’a ve Resulü’ne iman eder, Allah yolunda mallarınız ve canlarınızla cihad edersiniz. Eğer bilseniz, bu sizin için daha hayırlıdır” (Saff 10-11).
Kişinin, elindeki sermaye ve kârı kaybetmemek için, nefse uymaktan, şeytanla muameleye girmekten kaçınması gerekir. Hadiste geçen “o iki şeyde insanların çoğu aldanmıştır” sözü, Cenab-ı Hakk’ın şu sözüne benzer. (Mealen): “Kullarımdan hakkıyla şükredenler ne kadar az” (Sebe 13). Hadiste geçen “çok”, ayette geçen “az”ın mukabilindedir.
Ebu Bekr İbnu’l-Arabî der ki: “Allah’ın kul üzerindeki ilk nimetinin hangisi olduğunda ihtilaf edilmiştir:
* Bazıları: “İman!” demiştir,
* Bazıları: “Hayat!” demiştir.
* Bazıları: “Sıhhat” demiştir.
Ama doğru olanı öncekidir, çünkü o, mutlak bir nimettir. Hayat ve sıhhat ise dünyevî nimetlerdir, hakiki nimet değillerdir. Onlar, imanla birlikte olursa nimettirler. İşte bu durumda insanların çoğu onlarda aldanırlar. Yani kârları ya tamamen gider veya azalır. Kim kendini devamlı olarak kötüyü emreden nefsine kaptırarak rahat peşinde koşar ve Allah’ın koyduğu hududa riayet etmez ve ibadete devamı bırakırsa, işte bu aldanmıştır. Boş olan adamın durumu da böyledir. Çünkü meşgul kimsenin, boş kimsenin aksine umumiyetle bir mazereti olur, boştan ise mazeret kalkar ve boşluğu, aleyhine bir delil teşkil eder.”
İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 16/464-465