-Yunus b. Abdü’l-A’lâ anlatıyor: İmam Şâfiî bir gün bana şöyle dedi:
“Ey Yunus! Bir arkadaşından sana hoş olmayan şeyler eriştiğinde hemen kin ve nefretle sarılarak dostluğu kesme! Sen ol, git şüpheni kesin gerçekle gider! Kulağına gelen söylentiyi bir tarafa at ve arkadaşına de ki: ‘Senin hakkında kulağıma gelen haberler böyle böyledir… Ne dersin?’ Eğer bu söylentileri inkâr ediyorsa de ki: ‘Tamam kardeşim, sen doğru sözlü ve iyi bir insansın!’ Böyle de ve daha fazla üstüne gitme arkadaşının! Eğer senin soruna karşılık suçunu ve gerçeği itiraf eder de hakikaten yerinde bir özür söylerse bu mazeretini kabul et! Ama hakikati itiraf ettiği halde geçerli bir mazeret söylemiyor, bir sebep bildirmek istemiyor sor; ‘Sen bana erişen sözlerinle neyi kastettin?’ Bu soruna mukabil, eğer o kendi görüşünü münasip bir şekilde anlatıyor ve sebebini bildiriyorsa onu dinle ve kabul et. Eğer böyle bir açıklamada bulunmuyor ve sana da bir çıkış yolu kalmıyorsa arkadaşında bir hata var demektir. Sen bu durumda bir tercihle karşı karşıyasın. Dilersen ona benzeriyle karşılık verirsin, dilersen onu affedersin. Ama bil ki affetmek takvayı daha mükemmel hale getirir, affetmek ağırbaşlılığın ve iyi insan olmanın en ileri noktasıdır. Zira Rab Teâlâ buyuruyor ki: ‘Bir kötülüğün cezası ona denk bir kötülüktür. Ama kim affeder ve barış yolunu seçerse onun mükâfatını Allah verecektir.’ ” (Şûrâ, 40)
-Er-Rebî (rahimehullah) Şâfiî’den naklediyor: On altı seneden beri hiç doyasıya yemedim. Yalnız bir keresinde yemiştim. Onu da kustum. Zira doygunluk bedeni ağırlaştırır, kalbi katılaştırır, zekâyı yok eder, uykuyu getirir ve insanı ibadete karşı tembelleştirir.
-Yunus, Şâfiî’den naklediyor: Kalbim tüm yergi ve kınamalara karşı kapalıdır!
-Er-Rebî’den naklediyor: İmam Şâfiî’den şu sözü defalarca işittim: İlim, ezberlenip korunan değildir! İlim faydası dokunandır.
Sahâbeden Günümüze Allah Dostları
3.Cilt syf 25-67