Kalb Ölmemişse

Basra’da Muhammed bin Süleyman adında despot, zalim bir vali vardı. Namaz kılıyor, Kur’an okuyor ve Cuma günleri insanlara kendisinin söylediklerinin tam tersini yaptığı adil ve doğru olmayı ve iyilik yapmayı emrediyordu. Basra’da kendilerini ibadete adayan bir grup, söylediğinin tersini yapan zalim valiye yaptıklarının yanlışlığını anlatmaya karar verdiler. Ebu Said adında adı deliye çıkan, ihlaslı, hatip, veli bir zattan başkasının bunu yapamayacağını düşündüler. Ebu Said’i çağırıp buna ikna ettiler. Vali Cuma günü minberde adaletli olmayı ve iyilik yapmayı emretmeyi anlatırken Ebu Said etkileyici bir üslupla: Ey Muhammed bin Süleyman! Yüce Allah kitabında: “Ey iman edenler! Niçin yapmadığınız şeyleri söylüyorsunuz? Yapmadıklarınızı söylemeniz Allah’ın yanında büyük bir gazaba sebep oluyor” buyuruyor. Ey Muhammed bin Süleyman! Ölüm meleği evine girene kadar yaptığın işlerden sorumlusun, dedi. Vali bu konuşmadan etkilendi gözyaşlarına boğuldu. O zamana kadar yaptıklarından pişman oldu. Konuşamadı. Kardeşi Cafer, minberin yanında ayağa kalktı ve onun yerine konuştu. Daha sonra vali kendisine çekidüzen verdi ve sevilen bir şahıs oldu. (Akıllı Deliler Kitabı, Ebu’l-Kasım en-Neysaburi, Türkçesi: Yahya Atak, Şule Yayınları, 2003, İstanbul, sayfa: 134)

Ölmemiş kalbe sahip olanlar, nasihatlerden ders alır. Ölmüş kalp sahiplerine gelince, nasihat onlara fayda vermez, hatta damarlarına dokunur, kinleri katlanır, zulümlerini daha artırır ve ahiretlerini berbat ederler. Onlardan iyi bir şey yapmasını bekleyenler, ümitlerinin boşa gittiğini öğrenir ve hep hayal kırıklığına uğrarlar. Ancak ümitlerini Allah’a bağlayıp zalimlere karşı şartlara göre gerekenleri yaptıktan sonra Allah’a tevekkül edenler kazananlar listesine isimlerini yazdırırlar.

Rabbim merhametiyle kusurlarımızı bağışlayıp zalimleri bize musallat etmesin. Musallat olmayı düşünen zalimler varsa haklarından gelsin.

Bu yazı 23 kez okundu