136-) Kâinatta bile redd-i müdahale kanunu vardır. Bu sebeple, âmiriyet ve hâkimiyet, rakip ve ortak kabûl etmez, müdahaleyi reddeder.

Kâinatta bile redd-i müdahale kanunu vardır. Bu sebeple, âmiriyet ve hâkimiyet, rakip ve ortak kabûl etmez, müdahaleyi reddeder. [Sözler, “33. Söz, 30. Pencere”; Lem’alar, “23. Lem’a, 1. Yol 2. Mesele, 3. Kelime, 3. Muhal, 2. Misal”]

REDD-İ MÜDAHALE KANUNU

Kâinatta ve onu meydana getiren bütün eşyada tek merkeze bağlı bir birlik ve bütünlük vardır. Meselâ, her bir varlığın menşei tek bir bütündür; her bir varlık, onu ve programını kendinden taşıyan bir çekirdek, tohum veya yumurtadan çıkar; bütün yavruları, meyveleri, yaprakları, çiçekleri, dalları, gövdesi ve kökleriyle gider ve hem evveli, hem sonrası itibariyle bir tohum, çekirdek veya yumurtada birleşir, son bulur. “Bir olan, birlik teşkil eden, bir halde bulunan, ancak Bir’den çıkar.” Dolayısıyla, kâinattaki ve eşyadaki bu birlik, birliktelik, bütünlük, asıl kaynağın, Yaratıcı olan Cenab-ı Allah’ın Birliği’ni gösterdiği gibi, Cenab-ı Allah’ın Birliği de, bütün hey’et-i umumiyesi, yani içindeki her şeyin meydana getirdiği küllî birliktelikle kâinattaki birliğin sebebidir, kaynağıdır.

İşte söz konusu birliktir ki, hayvanları bile cemaatler ve toplumlar halinde yaşamaya, arıların bir kraliçe arı, karıncaların karınca beyi, kuşların yine bir bey veya lider etrafında hayatlarını sürdürmeye sevketmiştir, sevketmektedir. İnsan da “medenî” bir varlık olarak yine küçük bir bütün, bir birim olan ailelerden müteşekkil bir toplum halinde yaşar. Bu toplum da, yine birlik etrafında kümelenir. Bir okulda, bir müessesede bir müdür, bir ilçede bir kaymakam, bir ilde bir vali, bir ülkede bir hükümdar veya hükümet bulunur. Bir ülkeyi idare eden temel kanunlar yine aynı kanunlardır ve tek merkezden çıkar. Sözkonusu bu bir aradalığın, birlikte yaşamanın getirdiği ve bütün dalların gidip birleştiği âmir veya hakim konumundaki tepe nokta, hakimiyet ve âmiriyetin bu zayıf gölgesi bile ikiliği, ikinci bir gücün müdahalesini reddeder. Böyle bir müdahele olsa düzen ve birlik bozulur, kaos ortaya çıkar. Bir müessesede iki müdür, bir köyde iki muhtar, bir şehirde iki vali, bir memlekette iki hükümdar veya hükümet bulunsa, karıştırır.

Dolayısıyla elbette bütün kâinatı yaratan, hayatını devam ettiren, varlıkların rızıklarını veren, içindeki sayısız eşya, varlıklar, eşya ve varlık gruplarıyla kâinatı kusursuz intizam ve düzen içinde tek bir bütün yapan ve bir bütün halinde tutan İlim, İrade ve Kudret de, elbette rakip ve ortak kabûl etmeyecektir. Küçücük bir köyde, hattâ tek bir müessesede, ailede bile iki başın bulunması nasıl kaosa sebep olursa, nasıl otların, bitkilerin, ağaçların, bütün varlık gruplarının organizesi tek bir merkeze ve tek merkezli belli kanunlara dayanıyorsa, elbette uçsuz-bucaksız gibi duran kâinat, mutlak manâda tek bir otoritenin hâkimiyeti altında olmalıdır. Ve kâinattaki birlik, bozulmayan, sarsılmaya intizam, düzen ve denge de, bunun böyle olduğunu apaçık göstermektedir.

| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |

Bu yazı 28 kez okundu