Ali İhsan Tola anlatıyor: Denizli Mahkemesi Başkanı Ali Rıza Efendi, talebeliğinde İstanbul’da Bediüzzaman Hazretlerini tanımış… Denizli mahkemesinde de başkan olarak davayı çok iyi takip edip incelemiş. Bediüzzaman Hazretlerinin sırf Allah rızası için iman ve Kur’an’a hizmet etmek isteyen bir İslâm alimi olduğuna kanaat etmiş. Fakat üyelerden ikisi çok menfî imişler. Mutlaka mahkûmiyet kararı verilmesini istiyorlarmış. Onun için, başkan kararı erteleyip duruyormuş.
Nihayet bu üyelerden birisi izine ayrılmış. Bunun üzerine hemen hâkime Hesnâ hanıma gitmiş; “İkinci üye olarak bu davaya sen gir; bu Bediüzzaman mağdur, mazlum bir İslâm alimi…” demiş. Hesnâ Hanım zaten dürüst ve merhametli birisi… Hemen kabul etmiş. Sonra beraat kararı vermişler. Üstad, Hesnâ Hanım köylümüz olduğu için ona hep selâm gönderiyordu. Bir seferinde, “Sen benim selâmlarımı söylemiyor musun?” diye çıkıştı. Ben de hemen Isparta’dan Denizli’ye gittim. Mahkemeye vardım. O’nu buldum. Yanında başka bir kadın da vardı. Beni görünce, “Gel bakalım, Nurcu hemşehrim!” dedi. Yanındaki kadına, “Biz biraz konuşacağız.” dedi. Ben mahçup bir şekilde duruyorum. Dedim ki: “Üstad sana hep selâm söylüyordu. Size çok dua ediyor. Sırf bunu söylemek için buraya geldim.” Bunu duyunca ağlamaya başladı. “Babam beni okuttu. İşte, ben buradayım. İbadetlerimi yapamıyorum. İslâmiyetimi yaşayamıyorum. Okutacağına keşke köyümüzün çobanı Hasan’la evlendirseydi de Allah’a karşı bütün vecibelerimi tam tamına yapabilseydim…” dedi. Ben de döndüğümde, bütün bunları Üstad Hazretlerine anlattım. Üstadımız, “O, çok büyük bir iş yaptı. Risale-i Nur’un beraatı çok mühim. Ben onun ismini büyüklerin yanına yazıp her zaman dua ediyorum. İnşaallah, bu hizmeti onun kurtuluşuna vesile olur.” dedi.
Elbetteki, âhir zamanda DÜNYA ÇAPINDAKİ BÜYÜK İNKÂRCILIK HAREKETİNE karşı, iman hakikatlarini güneş gibi isbat eden Kur’an’ın bu parlak ve muhteşem tefsirine hizmet edenler, önünü açanlar onun şefaatinden mahrum kalmazlar. özellikle şartların çok ağırlaştığı dönemlerde “Hizmete” sahip çıkanlar.. ötelerde hiç ummadıkları lütuf ve ihsanlara nail olacaklardır..
Kaynak: Safvet Senih Notları ve Son Şahitler adlı eserden alınmıştır