•Leyâli-i Aşera 

  • Leyâli-i Aşera
  • Üzerine Yemin Edilen ON Gece
  • Kütüb-ü sitte hadis ansiklopedisinde leyâli-i aşera
  • Zilhicce Günleri
  • Teşrik Tekbirleri
  • Leyâli-i Aşerada Tesbih ve ibadetin Fazileti
  • Zilhicce Ayında Oruç Tutmanın Fazileti
  • Terviye Günlerinde Neler Yapılmalı
  • Arefe Günü Oruç ve İbadetin Fazileti
  • Bedîüzzamana göre leyâli-i Aşera ve Arefe Günü
  • Arefe Günü BİN İhlas ve Fazileti
  • Hadîs-i Şeriflerde İhlas Suresinin Fazileti
  • İştirak-i a’mâl-i uhreviye düsturu ile BİN ihlas okumak
  • Arefe Günü Duâ etmenin Fazileti
  • Bu On Günü Nasıl Değerlendirmeliyiz?”

LEYÂL-İ AŞERA

Kurban Bayramı’ndan önceki Zilhicce’nin ilk on günü, Ramazandaki bol sevaplı ve çok feyizli ibadetlerden ayrılan mahzun gönüllerimize âdeta bir “TESELLİ ARMAĞANI”DIR. “Keşke Ramazan biraz uzun olsaydı?” ya da “Ah, Ramazanı hakkıyla ihya edebilseydim?” diye yanan gönüllerimize MUHTEŞEM bir FIRSATTIR bu on gece. Kur’an-ı Kerim’de Fecr Suresi’nin başında, “On geceye yemin olsun ki?” ifadeleriyle bahsedilen bu on gecenin NE MUAZZAM BİR HAZİNE olduğunu ne yazık ki HAKKIYLA bilemiyoruz. Aşağıda On gece ile ilgili gelecek izahlar fecr Suresinin ilk iki ayetini izah sadedinde “ALLAH KELÂMI KUR’ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEALİ”ndeki açıklamalardır “Hak Dîni Kuran Dili” tefsirindeki izahların özeti gibidir. Ayrıca 30 günlük ramazanı Şeriften sonra ilave edilen bu ON gün ile ilgili ufuk açıcı izahlar vardır.

ÜZERİNE YEMİN EDİLEN ON GECE 

وَالْفَجْرِۙ (١) وَلَيَالٍ عَشْرٍۙ (٢)

1-Yemin olsun şafak vaktine 2-On geceye.. (Fecr Sûresi)

On geceden maksadın Ramazan ayının son on gecesi veya Zilhicce’nin, Hacc’ın ifa edildiği ve sonuncu günü Kurban bayramı olan ilk on gününün gecesi ya da bunların her ikisi olduğu hakkında görüşler vardır. Bu on gecenin her ikisinde de Cenab–ı Allah’a ibadet ayrı bir önem taşımaktadır. Ramazan’ın son on gecesinde, kabul gören genel görüşe göre Kadir Gecesi mevcuttur. Gerek bu on gece, gerek Zilhicce’nin ilk on gecesi bayramla noktalanmaktadır. Dolayısıyla, birinci âyetteki şafak vaktinden maksat her günün şafağı olabileceği gibi, sözü edilen her iki on gecenin sonu olan Ramazan ve Kurban bayramının şafağı da olabilir. Bunun yanısıra, on gece ve şafak, toplumların hayatında geceler ne kadar uzun olursa olsun, her gecenin bir şafağının olacağını da ima etmektedir.

Ayrıca, Müzzemmil Sûresi/73: 2–6’da ifade buyurulduğu gibi, GECE İBADETİ manevî terakki adına çok önemli olup, manevî bir uyanışa (şafak) kapı açar. Cenab-ı Allah (c.c.) , Hz. Musa’ya (a.s.) Tevrat’ı vermek için O’nunla 30 gecelik (günlük) bir mikat için sözleşmiş, yani Hz. Musa, Tevrat’ı almadan önce 30 gece hususî olarak huzur-u İlâhî’de kalmıştır. Daha sonra buna 10 gece ilave edilmiş ve böylece mikat 40 gece sürmüştür (Bkn. Bakara Suresi/2: 51, not 59). 40 gecelik hususî ibadetin, çile çıkarma ve inzivanın, nefis terbiyesi, kalb tasaffisi adına Tasavvuf’ta da önemli bir yeri vardır. 29/30 gecelik (veya günlük) Ramazan ile, Zilhicce’nin ilk 10 gecesi (günü), böyle bir manâya, eğitime hizmet edebilir ve buradan bu 40 gecenin önemini anlayabiliriz. Hz. Musa’ya da mikat için sonraki 10 gece, ilk 30 geceden daha sonra verilmişti. Dolayısıyla, bu noktadan yaklaştığımızda, bu sûrede, 2’nci âyette anılan 10 geceden kasdın Zilhicce’nin ilk 10 gecesi olması daha makul görünebilir. EVET, âyetlerden hareketle, her samimi “gece yolculuğu”nu bir şafağın, nurlanmanın takip edeceğini söyleyebiliriz. [ALLAH KELÂMI KUR’ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEALİ/Ali Ünal]

KÜTÜB-Ü SİTTE HADİS ANSİKLOPEDİSİNDE ZİLHİCCE AYI VE LEYÂLİ-İ AŞERA 

ـ1ـ عن ابن عبّاسٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ : مَا مِنْ أيَّامِ الْعَمَلُ الصَّالِحُ فِيهِنَّ أحَبَّ الى اللّهِ مِنْ هذِهِ ا‘يّامِ الْعَشْرِ. قَالُوا: وََ الْجِهَادُ في سَبِيلِ اللّهِ؟ قَالَ: وََ الْجِهَادُ؛ إَّلاَّ رَجُلٌ خَرَجَ يُخَاطِرُ بِنَفْسِهِ وَمَالِهِ فَلَمْ يَرْجِعْ بِشَىْءٍ]. أخرجه البخاري وأبو داود والترمذي

1.İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): “Salih amellerin Allah’a en ziyade sevgili olduğu günler bu on gündür!” buyurmuştu. Cemaatten: “Allah yolundaki cihaddan da mı?” diye soran oldu. “Cihaddan da! buyurdu. Ancak bir kimse, canını, malını muhataraya atarak çıkar, hiçbir şeyle dönmezse (yani cihad arasında ölürse) o kimse hariç.” [Buharî,l Iydeyn 11; Ebû Davud, Savm 61, (2438); Tirmizî, Savm 52,l (7577]

ـ2ـ زاد الترمذي في أخرى، عن أبى هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه: يَعْدِلُ صِيَامُ كُلِّ يَوْمِ مِنْهَا بِصِيَامِ سَنَةٍ، وَقِيَامُ كُلِّ لَيْلَةٍ مِنْهَا بِقِيَامِ لَيْلَةِ الْقَدْرِ

2.Tirmizî, bir diğer rivayette Ebû Hureyre (radıyallahu anh)‘ tan şu ziyadeyi kaydetmiştir: “Ondaki her bir günün orucu bir yıllık oruca (sevabca) eşittir. Ondaki bir gece kıyamı (ibadetle ihya edilmesi) Kadir gecesinin kıyamına (ihyasına) eşittir.” [Tirmizî, Savm 52, (758)]

AÇIKLAMA

Hadiste bahsi geçen on gün, Zilhicce ayının ilk on günüdür. Bu on günün efadliyeti belirtilmektedir. Ulema hadisle ilgili olarak birkaç noktada ihtilaf etmiştir:

(A) Zilhicce’nin on günü mü efdal, yoksa Ramazan’ın son on günü mü? Zira, Ramazan’ın son on gününü tafdil eden hadisler de var. BAZI ALİMLER bu hadise dayanarak Zilhicce’nin on günü daha hayırlı derken, DİĞER BAZILARI: “Ramazan’ın on günü, -içinde Kadir gecesi ve oruç da bulunması sebebiyle, daha hayırlıdır” demiştir. Bu ihtilaf ŞÖYLE BİR TELİFE kavuşturulmuştur: “Zilhicce’nin on günü içerisinde arafe günü sebebiyle, Ramazan’ın son on günü de oruç ve Kadir gecesi sebebiyle efdaldir.” Bu MAKUL TE’LİFE GÖRE, mü’mine düşen bu on günlere kavuştukça, onlarda vadedilen sevab ve mağfiret nevinden feyiz ve bereketlere ermek için onları ibadetlerle, yani (İstiğfarlar, Teheccüdler, Duhâ Namazları, Evvabinler , Hacet Namazları ve Ferdi dualarımıza ilave olarak İŞTİRÂK-İ A’MÂL-İ UHREVİYE USÛLÜ ile el-Kulûbüddâria (Yakaran Gönüller) veya Büyük Cevşen Hatimleri veya Tevhîdnâme vb dua halkaları ile değerlendirmeli) kısaca SALİH AMELLERLE İHYA ETME gayretine girmesidir. İman ve ihtisabla yapılan ameller makbuldür, zira Cenab-ı Hak, bir kudsî hadiste: Kulum hakkımda nasıl bir zanla hareket ederse ona öyle muamele ederim” vâdetmiştrir.

(B) Zilhicce’nin on günü ile ilgili bir ihtilaf, eyyam-ı teşrik’in ve hatta yevm-i îd denen bayram gününün buna dahil olup olmadığıdır. Burada teferruata girmeden şu kadarına dikkat çekelim: “Alimler Kur’an’da ziyade zikrullah’ın teşvik edildiği, eyyamu’lma’dudat (Bakara 203) ile eyyamu’t-Teşrik’in eyyamu’lma’lumat (Hacc 38) ile de eyyamu’l-aşr’ın kastedilip kastedilmediği hususunda farklı yorumlar yapmışlardır.

İbnu Abbas’tan gelen bir açıklamaya göre:

Eyyamu’l-Malumat terviye gününden önceki günle başlayıp terviye gününü ve arafe gününü de içine alan günlerdir. Eyyamu’lma’dudat ise eyyamu teşrik’dir, bu durumda bayram günü teşrik günlerine dahil olmaktadır.

İbnu Abbas’tan gelen bir başka veche göre

“Eyyamu’l ma’lumat Kurban günü ve bunu takib eden üç gün”dür. Kur’an’da eyyamu’lma’lumat’ ta ziyade zikir talep edildiğine göre, bu zikir teşrik tedbirleri olmaktadır.

İbnu Ebi Cemre, sadedinde olduğumuz hadisin

teşrik günlerinde yapılacak amelin, başka günlerde yapılacak olanlardan üstün olduğunun beyan ediliğine dikkat çekerek, bu hususu kabulde zorluk çekenlere karşı şu açıklamayı yapar: “Hadis, teşrik günlerindeki amelin başka günlerde yapılan amellerden efdal olduğuna delalet eder. Teşrik günlerinin bayram günleri olması ve bayram günlerinin de “yeme ve içme günleri” olarak tarif edilmiş bulunması bu söylenene aykırı düşmez. Çünkü, bayramın öyle tarif edilmesi, o günlerde hayırlı amel yapmaya mani değildir. Bilakis, o günlerde ibadetlerin en alası teşrî edilmiştir, bu da Allah’ın zikridir. Bayramda sadece oruç yasaklanmıştır.

Bayram gününde ibadetin diğer günlerdekinden efdal oluşunun sırrı şuradan ileri gelir:

“Gaflet vakitlerinde ibadet, diğerlerinden üstündür. Teşrik günleri ise umumiyetle gaflet günleridir. Bu sebeple o günlerde ibadet yapana, diğer günlerde yapana nazaran ziyade bir sevap vardır. Bu tıpkı, insanların çoğunluğu uykuda iken geceleyin kalkıp ibadet yapan kimse gibidir. Teşrik günlerinin efdaliyeti meselesinde bir başka nükte var: O da şudur: “Hz. İbrahim’e oğlu sebebiyle imtihan bu günlerde vaki oldu ve sonunda Rab Teala oğluna bedel bir kurbanlık gönderdi. Bu sebeple o günler faziletli kılındı.

Zilhicce’nin on gününde tutulacak bir günlük orucun bir yıllık oruca bedel olması meselesinde alimler iki hususa dikkat çekerler: “Bu “bir yıl”a “Zilhicce’nin on günü” dahil olmadığı gibi “Ramazan ayı” da dahil değildir. Aksi takdirde hesap yönüyle tezad çıktığı gibi farzla nafile karıştırılmış olur. Halbuki farzın yerini hiçbir nafile -ne kadar çok, ne kadar faziletli olursa olsun- tutamaz.” [İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/137]

ZİLHİCCE GÜNLERİ VE TEŞRİK TEKBİRLERİ

ZİLHİCCE AYI, kamerî ayların on ikincisi ve haram ayların (Zilkâde, Zilhicce, Muharrem, Receb) ikincisidir. İçerisinde Kurban bayramını, arefe gününü,terviye ve teşrik günlerini barındırdığından dolayı Zilhicce ayı mübarek aylar içerisinde sayılmaktadır. Zilhicce ayının sekizinci gününe “TERVİYE ”, dokuzuncu gününe “AREFE”, kurban bayramı olan onuncu gününe “NAHR”, bundan sonraki üç güne de “TEŞRİK GÜNLERİ” (eyyâm-ı teşrik) denmektedir. Bayramın iki, üç ve dördüncü günlerine teşrik günleri denmesinin sebebi, bu günlerde teşrik tekbiri getirilmesidir. TEŞRİK TEKBİRLERİ, Kurban bayramının arefe günü sabah namazından başlayarak bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar, toplam 23 vakit, her farzın selâmından sonra kadın-erkek, seferî-mukim ayrımı olmaksızın her mükellefe vaciptir. Teşrik tekbiri şöyledir: “Allahü Ekber, Allahü Ekber. Lâ ilahe illâllahu vallâhu ekber. Allâhü Ekber ve lillâhilhamd.”

Nitekim hadiste,  “Arefe günü, nahr/kurban günü (kurbanın birinci günü) ve teşrîk günleri (kurbanın 2, 3 ve 4. günleri) biz Müslümanların bayramıdır.” (Ebu Dâvud) buyrulmuştur. Hacılar Mina’da olduklarından dolayı, bu üç güne Mina günleri de denir. (İbn Mâce)

LEYÂLİ-İ AŞERADA TESBİH VE İBADETİN FAZİLETİ 

Zilhicce ayının mübarek aylar içerisinde sayıldığını zikretmiştik. Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem bu ayla ilgili olarak hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: “Zilhicce’nin İLK ON GÜNÜNDE YAPILAN İBADETLER diğer AYLARDA YAPILAN İBADETLERDEN, Allah nezdinde DAHA MAKBULDÜR ”buyurunca orada bulunanlar; “Ya Rasûlallah! Allah yolunda yapılan cihad da Zilhicce’de yapılan ibadetten daha sevgili midir?” dediler. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem; “Evet, cihad da. YALNIZ, malını, canını tehlikeye koyarak cihada çıkıp da dönmeyen (şehid olan) kimsenin cihadı bundan daha efdaldir” buyurdu. (Darimî)

“Günlerden hiçbiri yoktur ki onlarda yapılan bir iş Zilhicce’nin ilk on gününde yapılan işten daha faziletli ve yüce, Allah’a daha sevimli olsun?” (Tirmizi, Darimî). Yine Efendimizden (s.a.v.) harika bir teşvik cümlesi: “Allah indinde Zilhiccenin İLK ON GÜNÜNDE yapılan amellerden DAHA KIYMETLİSİ yoktur. Bugünlerde TESBİHİ, TAHMİDİ, TEHLİLİ ve tekbiri çok söyleyin!” (Müsned)

TESBİH, sübhânallah; TAHMİD, elhamdülillah; TEHLİL, lâilâheillallah; TEKBİR Allahü ekber demektir.}

ZİLHİCCE AYINDA ORUÇ TUTMANIN FAZİLETİ

Zilhicce’nin başında dokuz gün oruç tutmak MÜSTEHAPTIR. Çünkü zilhiccenin ilk on günüyle alakalı hadisler bulunmakta bu günlerin SALİH AMELLERLE geçirilmesi tavsiye edilmektedir. Konuyla ilgili bir rivayette Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

زاد الترمذي في أخرى، عن أبى هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه: ]يَعْدِلُ صِيَامُ كُلِّ يَوْمِ مِنْهَا بِصِيَامِ سَنَةٍ، وَقِيَامُ كُلِّ لَيْلَةٍ مِنْهَا بِقِيَامِ لَيْلَةِ الْقَدْرِ

Tirmizî, bir diğer rivayette Ebû Hureyre (radıyallahu anh)‘ tan şu ziyadeyi kaydetmiştir: “Ondaki her bir günün orucu bir yıllık oruca (sevabca) eşittir. Ondaki bir gece kıyamı (ibadetle ihya edilmesi) Kadir gecesinin kıyamına (ihyasına) eşittir.” [Tirmizî, Savm 52, (758).]

Bu günlerde ORUCA NİYET EDERKEN de nafile oruca veya kaza orucuna niyet edilebilir. ÖNEMLİ olan bu günlerin ORUÇLA geçirilmesidir. Zilhicce orucuna, Zilhicce ayının birinde başlanıp dokuzuna kadar tutulabilir. Bayramın birinci günü yani Zilhicce’nin onuncu günü oruç tutmak HARAMDIR. Çünkü bugün Müslümanların bayramıdır. Zilhicce’nin ilk on gününde arefe, terviye günleriyle nahr (Kurban bayramının ilk günü) bulunmaktadır.

TERVİYE GÜNLERİNDE NELER YAPILMALI

Arefe gününden önceki güne yani Zilhicce’nin sekizinci gününe terviye günü denmektedir. Terviye günü, hacılar Mekke’den Mina’ya çıkar. BUGÜNE “Terviye” denmesinin sebebi, hacıların o gün zemzem suyundan çok içip kanmalarından dolayıdır. BAZILARI, o güne terviye denmesi, terviyenin düşünme, tefekkür manasına gelmesindendir, demişlerdir. TERVİYE GÜNÜNÜ oruçla geçirmenin; ibadet yapmanın, günahlardan sakınmanın sevabı büyüktür.

AREFE GÜNÜ ORUÇ VE İBADETİN FAZİLETİ

Kurban bayramından bir önceki güne arefe denmektedir. Bu günde hacılar Arafat’a çıkar ve orada bayram gecesine kadar ibadet eder, Allah’a yalvarırlar. Arefe gününün fazileti hakkında hadislerde müjde dolu haberler vardır: Öncelikle geceden bahsedelim. AREFE GECESİ, Zilhicce ayının 8. gününü 9. gününe bağlayan gecedir. Tirmizî’de geçen ve Ebu Hureyre’den (radiyallâhu anh) rivayet edilen hadiste Arefe gecesiyle alakalı olarak şöyle buyrulmuştur:

وَقِيَامُ كُلِّ لَيْلَةٍ مِنْهَا بِقِيَامِ لَيْلَةِ القَدْرِ

“Zilhiccenin ilk on gününde her bir geceyi ihya etmek, kadir gecesini ihya etmek gibidir.” (Tirmizî) Zilhicce ayının ilk on günü içinde Arefe gecesi de vardır. AREFE, haccın en önemli farzı olan vak­fenin yapıldığı yerin (Arafat) diğer adıdır. VAKFE, kurban bayramının bir gün öncesi olan Zilhicce ayının dokuzuncu günü burada yapıldığından bu güne “yevmü arefe” (arefe günü) veya Türkçe’de kısaca “arefe” (arife) denilmiştir. Bu günde milyonlarca hacı Arafat’a çıkıp Allah’a celle celaluhu yalvarıp yakarırlar. BUNDAN DOLAYIDIR Kİ BUGÜNDE hacca gidemeyen müminler, dualarının bu dualar içerisinde sayılması için Allah’a celle celalahu yalvarmalı ve bugünü ve gecesini ganimet bilip değerlendirmelidirler. Peygamber Efendimiz, bugün(Arefe günü ) TUTULAN ORUCUN, GEÇMİŞ ve GELECEK birer yıllık GÜNAHA KEFARET olacağını bildirmiştir. Resûlullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) arefe günü orucu soruldu. O da şöyle buyurdu: “Arefe gününde tutulan orucun geçmiş ve gelecek senenin günahlarına kefaret olacağını Allah’tan ümit ediyorum.” (Müslim, Siyam, 196; Tirmizî, Savm, 46; İbn-i Mâce, Siyam, 40.)

Ebu Katade’nin (radiyallâhu anh) rivayet ettiğine göre Allah Resulü (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

 صَوْمُ يَوْمِ عَرَفَةَ كَفَّارَةُ سَنَتَيْنِ سَنَةٍ قَبْلَهُ وَسَنَةٍ بَعْدَهُ

Arefe günü tutulan oruç, iki senenin günahına keffarettir. Bir önceki sene ve bir sonraki sene.” (Beyhakî, es-Sünenü’l-kübra, 3/221)

عن عائشة رَضِيَ اللّهُ عَنْها قالت: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: مَا مِنْ يَوْمٍ أكْثَرَ أنْ يَعْتِقَ اللّهُ فِيهِ عَبْداً مِنَ النَّارِ مِنْ يَوْمِ عَرَفَةَ، وَإنَّ اللّهَ لَيَدْنُو، ثُمَّ يُبَاهِى بِهِمُ الْمََلائِكََةَ. فَيَقُولُ: مَا أرَادَ هؤَُءِ[. أخرجه مسلم والنسائي

(4565)- Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Allah, hiçbir günde, arafe günündeki kadar bir kulu ateşten çok azad etmez. Allah (mahlukata rahmetiyle) yaklaşır ve onlarla meleklere karşı iftihar eder ve: “Bunlar ne istiyorlar?” der.[Müslim, Hacc 436,(1348); Nesâî, Hacc 194, (5,251,252).]

“Şüphesiz ki Allah’ın (rahmeti arefe günü) alt semaya iner de Allah hacılarla meleklere iftihar eder ve “Bunlar benim kullarımdır. Bunlar hakir bir kıyafetle toz toprağa bulanmış olarak geldiler, rahmetimi umuyorlar, azabımdan da korkuyorlar. Hâlbuki onlar beni görmüş de değiller. Acaba görseler ne yaparlardı.” der.” (Canan,Kütüb-i Sitte, 12/496.)

وعن طلحة بن عبيداللّه بن كُرُيْزٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ # أفْضَلُ الا‘يَّامِ يَوْمُ عَرَفَةَ وَافقَ يَوْمَ جُمْعَةٍ. وَهُوَ أفْضَلُ مِنْ سَبْعِينَ حَجَّةً في غَيْرِ يَوْمِ جُمْعَةٍ، وَأفْضَلُ الدُّعَاءِ دُعَاءُ يَوْمِ عَرَفَةَ، وَأفْضَلُ مَا قُلْتُ أنَا وَالنَّبِيُّونَ مِنْ قَبْلى: َ إلَهَ إَّ اللّهُ وَحْدَهُ َ شَرِيكَ لَهُ[. أخرجه مالك من قوله: أفضَلُ الدُّعَاءِ الى آخِرِهِ. وأخرجه بطوله رزين

Talha İbnu Ubeydillah İbni Keiz (ra) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Günlerin en efdali arafe günüdür. (Faziletçe) cuma’ya muvafakat eder. O, cum’a günü dışında yapılan yetmiş haccdan efdaldir. Duaların en efdali de arefe günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en efdal söz de: “Lailahe illallah vahdehu lâşerikelehu” (Allah birdir, ondan başka ilah yoktur, O’nun ortağı da yoktur) sözüdür.” İmam Malik “Duaların en efdali…” ibaresinden sonraki kısmını Muvatta’da tahric etmiştir. Rezin ise rivayeti baştan sona kadar tam olarak tahric etmiştir. [Muvatta, Hacc 246, (1, 422]

AÇIKLAMA

(1-) Önceki hadis Müslim’de muhtasar olarak kaydedilmiştir. Abdurrezzak, bu hadisi İbnu Ömer’den daha mufassal olarak kaydeder: “Şüphesiz ki Allah(ın rahmeti) alt semaya iner de Allah hacılarla meleklere iftihar eder ve “Bunlar benim kullarımdır. Bunlar hakir bir kıyafetle toz toprağa bulanmış olarak geldiler, rahmetimi umuyorlar, azabımdan da korkuyorlar. Halbuki onlar beni görmüş de değiller. Acaba görseler ne yaparlardı!” der. Âlimler bu hadisin arefe gününün faziletine delil teşkil ettiğini belirtirler. Hatta Nevevî merhum: “Bir adam “en faziletli günde karım boş olsun” diye talak verse, Şâfiî ulemasının bir kavline göre, hanımı arefe günü boş olur. Diğer bir kavline göre cum’a günü boş olur” der.

(2-) Arafe gününü cum’a ile kıyaslar. Cum’a’nın da fazileti teyid edilir. Bir kısım hadislerde cum’a gününün fazileti de hadislerde teyiden, tekiden beyan edilmiştir. BAZI alimler haftanın en efdal günü cum’adır diye “hafta” ile kayıtlamak suretiyle bu iki hadis arasını telif etmiştir. [İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 13/137] Bir başka rivayette şeytanın AREFE GÜNÜ çıldırdığı, perişan olduğu beyan edilmiştir. Çünkü Allah Arefe günü bütün müminlere afv ü mağfiretle muamele eder. Daha BAŞKA RİVAYETLERDE Allah Teâla’nın bu mübarek günde ayrı bir tecellide bulunduğu haber verilmiştir. Bu tecellinin sadece Arafat’ta bulunanlar için değil BÜTÜN MÜMİNLER için geçerli olduğu belirtilmiştir.

Başka bir hadiste ise Allah Resulü (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: Günlerin en faziletlisi arefe günüdür. Faziletçe cumaya benzer. O, cuma günü dışında yapılan yetmiş hacdan faziletlidir. DUALARIN EN FAZİLETLİSİ de AREFE GÜNÜ YAPILAN DUADIR.” (Muvatta, Hacc 246) Diğer bir rivayet de şöyledir: “Allahu Teâlâ, arefe günü kullarına nazar eder. Zerre kadar imanı olanı affeder.”

•“Şeytan arefe günü görüldüğünden daha küçük, daha hakir, daha zelil ve daha öfkeli hiçbir zaman görülmedi. Bunun sebebi de şeytanın, rahmetin indirilişini ve Allah’ın büyük günahları affedişini görmesidir. Bir de arefe gününden de daha küçük, daha zelil, daha öfkeli görüldüğü bir gün vardır ki o da Bedir harbinin olduğu gündür.” Bu söz üzerine Hz. Peygamber’e “Bedir’de şeytan ne gördü ya Resûlallah?” diye sorulunca şöyle buyurdu: “Cebrail’in melekleri savaş için sıra sıra yaptığını gördü.” (Mâlik, Muvatta, Hac, 245)

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu günün ehemmiyetine dikkat çekme sadedinde şöyle buyurmuştur: “AREFE GÜNÜNE HÜRMET EDİN! AREFE, ALLAH’ın KIYMET VERDİĞİ BİR GÜNDÜR.” Allah’ın ehemmiyet verdiği güne biz de ehemmiyet vermeli ve bu günü en güzel şekilde değerlendirmenin yoluna bakmalıyız. Hazreti Ömer’in halifeliği zamanında Yahudilerden birisi gelerek: “Ey Ömer, siz bir âyet okuyorsunuz ki, o âyet bize inseydi o günü bayram yapardık.” dedi. O âyet, Maide sûresinin üçüncü âyetiydi. Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştu: “Bugün, sizin dininizi kemale erdirdim ve size nimetimi tamamladım.” Bu âyet, hicri onuncu yılda, Veda Haccı’nda, arefe günü olan cuma günü ikindiden sonra, Peygamber Efendimiz Arafat’ta “Adba” adındaki devesinin üzerinde vakfe yaparken nazil olmuştu. Deve vahyin ağırlığına dayanamayarak yere çökmüştü. Hz. Ömer’e Yahudiden hangi âyet olduğunu öğrenince şöyle dedi: “Biz o günü ve o gün bu âyetin Allah Resulü’ne (sallallâhu aleyhi ve sellem) nazil olduğu yeri biliriz. Cuma günü Arafat’ta bulunuyordu.” demiş ve o günün zaten bayram olduğuna işaret ederek Arefe gününün önemini belirtmiştir. Arefe günü, Hazreti Âdem aleyhisselam ile Hazreti Havva’nın Arafat’ta buluştukları gündür. Arefe gününe saygılı olmalı, o gün hacılar Arafat’ta vakfe yapıp dua ederken manen onların yanında olduğumuzu hissederek DUALARINA İŞTİRAK edilmelidir. Böyle bir günde bizi günaha sokabilecek her şeyden uzak kalmak gerekmektedir. Arefe gününü değerlendirme adına, oruç ve beş vakit namazın dışında nafile ve kaza namazları kılma, istiğfarda bulunma, muhasebe yapma, imkân ölçüsünde sadaka ve infakta bulunma şeklinde pek çok hayırlı amel yapılabilir. (hikmet.net)

BEDÎÜZZAMANA GÖRE LEYÂLİ-İ AŞERA VE AREFE GÜNÜ

“Aziz, sıddık kardeşlerimiz, Evvelâ: Geçen LEYÂLİ-İ AŞERENİZİ ve gelen ÎYDİNİZİ (Bayramınızı) ruh-u cânımızla tebrik ve o ÇOK MÜBAREK GECELERDEKİ a’mal-i salihanızın ve duâlarınızın makbuliyetini Rahmet-i İlâhiye’den niyaz ediyoruz. Bu on gece Kur’ân-ı Azimüşşan’ın “Ve’l-fecri. Ve leyâlin aşrin” (Yemin olsun fecre. Ve on geceye) kasemi ile, onlara verdiği ehemmiyete binâen o GECELER Leyle-i Kadir ve Berat ve Mi’rac nev’inde BÜYÜK KIYMETLERİ var. ÇÜNKÜ; hac sırrıyla bütün âlem-i İslâm namına her taraftan gelen binler hacıların bütün kâinatla alâkadarâne bir tarzdaki makbul hasenatlarına ve ümmet-i Muhammed’e (asm) hakkında ettikleri duâlarına, o gecelerde a’mâl-i sâliha ile meşgul olan MÜ’MİNLER HİSSEDÂR oluyorlar. İnşâallah Nur şâkirdleri o büyük kazanca mazhardırlar. Hatta diyebiliriz ki; UYKULARI da İBADET SAYILIR. Elbette BÖYLE AĞIR ŞERÂİT İÇİNDE gayet ciddiyet ve tam gayret ile ulûmun en yüksek derecesindeki îmân ve Kur’ân hakikatlarının dersinde en mükemmel talebelik vazifesini yapan Nurcular, bu leyâle-i aşerede uykuda dahi nurlarına tam mazhardırlar. El-Bakî Hüve’l-Bâkî. Umumunuza birer birer selâm ve selâmet ve dâreynde saadetlerinize duâ eden kardeşiniz Said Nursî” (Yayınlanmamış bir lâhika mektubu. Yeni Asya’dan)

AREFE GÜNÜ BİN İHLÂS VE FAZİLETİ

Üstad Bedîüzzaman Hazretleri AREFE GÜNÜ Bin ihlas Suresi okunması ile ilgili..müstahsen bir âdet-i İslamiyeye binaen “BESMELEYLE BİRLİKTE BİN İHLÂS suresi” okuması diyerek arefe günü bin ihlas okumanın önemine dikkat çeker. (26. Mektub)

Aziz, Mübarek Kardeşlerim! Pek çok selâm… Bizim memlekette eskide Arefe Günü’nde bin İhlâs-ı Şerif okurduk. Ben, şimdi bir gün evvel beş yüz ve Arefede dahi beş yüz okuyabilirim. Kendine güvenen, birden okuyabilir. Ben, gerçi sizleri göremiyorum ve hususî her birinizle görüşmüyorum; fakat ben, ekser vakitler, duâ içinde her birinizle bazen ismiyle sohbet ederim. (Şuâlar)

HADÎS-İ ŞERİFLERDE İHLÂS SURESİNİN FAZİLETİ

İhlâs Sûresini farklı sayılarda okumanın fâziletlerine dair hadisler olduğu (bk.Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân, 11;Müsned, 3:437, 5:141; Dârimî, Fezâilü’l-Kur’ân, 24; Suyûtî, el-Fethu’l-Kebîr, 3/227; Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, 2/506-508.) gibi, 1000 defa okumanın faziletiyle igili rivayetler de vardır:

“Kim ki bin kere ‘Kulhüvallahü ehad sûresi’ni okursa, kendi nefsini Allah’tan satın almış olur.” (Suyuti, el-Fethu’l-Kebir, 3/227; Münavî, Feyzü’l-Kadir, 6/203 hadîs no: 8953.)

“Kim ki Arefe gününde bin kere ‘Kulhüvallahü ehad suresi’ni okursa, Allah Teâlâ ona istediğini verecektir.” (bk. Münavî, Feyzü’l-Kadir, 6/203 hadisin şerhi. HADİSİN SIHHATİYLE ilgili bir BİLGİ BULAMADIK. Sorularla Risale Sitesi)

“Kim Arefe akşamında/gecesinde bin defa İhlas suresini okursa, Allah kendisine her istediğini verir.” (bk. -Ebu Şeyh’den naklen- Kenzu’l-Ummal, 1/600/h.no:2737. Ancak, biz bu rivayeti Ebu Şeyh’de bulamadık ve rivayetin SIHHATİNE dair bir BİLGİYE de RASTLAYAMADIK. =Sorularla Risale Sitesi=)

Bu nedenle arefe günü bin defa İhlas suresini okumak, selef-i salihinden gelen bir ADET OLMUŞTUR. Bediüzzaman Hazretleri de “Arefe gününde müstahsen bir âdet- İslamiyeye binaen Sure-i İhlası yüzer defa tekrar ederek okuyup…” (Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas, Dokuzuncu Mesele.) demek suretiyle bu GELENEĞE İŞARET etmiştir. Bu sayının bin olduğunu da şu sözlerle ifade etmiştir: “Bizim memlekette eskide arefe gününde bin İhlas-ı şerif okurduk…” (Şualar,13.Şua)

NOT: İhlas Suresi ve faziletine dair internette pekçok bilgi paylaşılmaktadır.. Maalesef Bunların pekçoğu hadis kriterleri açısından Uydurma yada zayıftır. Bu rivayetlerin SIHHATİNE dair detaylı bir kaynak taraması ile ilgili çalışma Sorularla İslâmiyet sitesinde vardır.MERAK EDENLER için İhlas suresiyle ilgili hadisler sahih mi? [sorularlaislamiyet]

İŞTİRÂK-İ A’MÂL-İ UHREVİYE DÜSTURU İLE BİN İHLÂS OKUMAK 

Üstad Bedîüzzaman Hazretleri İŞTİRÂK-İ A’MÂL-İ UHREVİYE ile ilgili RİSÂLE-İ NÛR KÜLLİYATının farklı bölümlerinde kitap ve sünnetin ölçüleri ile konuyu izah etmiştir ve İrşâd ve tebliğ ERLERİNE ahirzamanda dine hizmetin KOLEKTİF şuur veta farklı bir ifade ile ortak akıl ürünü yapılacak işlerin bereketli olduğuna dair yol haritasını vermiştir. Asıl Konumuz bu olmadığı için konu ile ilgili sadece kastamonu lahikasından iki paragrafla iktifâ edeceğiz..

Risale-i Nur şakirtlerinin İŞTİRÂK-İ A’MÂL-İ UHREVİYE düstur-u esasiyeleri sırrınca, HER BİRİSİNİN KAZANDIĞI MİKTAR, her bir kardeşlerine aynı miktar defter-i a’mâline geçmesi, o düsturun ve RAHMET-İ İLÂHİYENİN MUKTEZASI olmak haysiyetiyle, Risale-i Nur dairesine SIDK ve İHLÂSLA girenlerin kazançları pek azîm ve küllîdir. Her biri, binler hisse alır. İnşaallah, emvâl-i dünyeviyenin iştirâki gibi inkısam ve tecezzî etmeden, her birisine, aynı amel defterine geçmesi, bir adamın getirdiği bir lâmba, binler aynaların her birisine aynı lâmba inkısam etmeden girmesi gibidir. Demek, Risale-i Nur’un sâdık şakirtlerinden birisi leyle-i Kadrin hakikatini ve Ramazan’ın yüksek mertebesini kazansa, umum hakikî sâdık şakirtler sahip ve hissedar olmak, vüs’at-i rahmet-i ilâhiyeden çok kuvvetli ümitvârız. [Kastamonu Lâhikası, s. 67]

Aziz kardeşlerim! İşte böyle bir zamanda, bu DEHŞETLİ HÂDİSÂTA KARŞI, ihlâs kuvvetinden sonra BİZİM EN BÜYÜK KUVVETİMİZ, iştirâk-i a’mâl-i uhrevî DÜSTURUYLA birbirimize kalemlerle, her birinin a’mâl-i saliha DEFTERİNE hasenât yazdırdıkları gibi; LİSANLARIYLA, her birinin takvâ kalesine ve siperine KUVVET ve İMDAT göndermektir. [Kastamonu Lâhikası, s. 119].

PIRLANTA MÜELLİFİde sorulan bir SORU üzerine VERDİĞİ CEVAP ile arefe günü BİN ihlâsın paylaşarak okunabileceğini şu özetle şu şekilde ifade eder.

Soru: Bedîüzzaman Hazretlerinin Arefe günü okuduğu ve okunmasını tavsiye buyurduğu bin ihlas Suresi iştirak-i a’mâl-i uhreviye düsturuyla OKUNABİLİRMİ?

Cevap: Evet Ehlullahın BİN adet ihlas okuma adet-i seniyeleri var. Fakat bir şahsın tek başına okuması gibi bir adet.. Fetih Suresini tek başına 19 defa okuma gibi bir âdet. Birbuçuk saatten fazla sürer. BİN ihlâsı tek başına okumaya çalışan birisi okuma hızına göre değişmekle birlikte yaklaşık 3 yada 4 saat civarı zaman ayırması gerekir. Eğer O kadar zaman ayırma imkanı yok ise İŞTİRÂK-İ Â’MALİ UHREVÎ düsturuyla okunabilir.. 10 yada 20 yada 30 insan.. Bin_İkiBin_ÜçBin paylaşarak okuyabilir.. Böyle okunursa NÛRÂNİYET SIRRIYLA herbirinin Defter-i â’mâline o kadar sayı akar. Yani Her insanın defterine 3000 ihlas yazılır . [Bkz: 376.Nağme 39-43 dk arasından özetlenmiştir.] Bizlerde okuyabilecek insanlar ile paylaşıp kısa bir zaman ayırarak bu büyük SEVABA nail olabiliriz.

AREFE GÜNÜ DUÂ ETMENİN FAZİLETİ

AREFE GÜNÜ yapılan DUANIN FAZİLETİYLE ALAKALI OLARAK Rehber-i Ekmel Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:

“Allah, hiçbir günde, arefe günündeki kadar kullarını ateşten azad etmez. Allah (mahlûkata rahmetiyle) yaklaşır ve onlarla meleklere karşı iftihar eder ve “Bunlar ne istiyorlar?” der. (Müslim)

“Duaların en efdali arefe günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en efdal söz de “Lâilahe illallahu vahdehu lâ şerike leh” (Allah birdir, ondan başka ilah yoktur, onun ortağı da yoktur.) sözüdür.” (Mâlik, Muvatta, Hac, 246.)

Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem hazretleri ve ashâb-ı kiram efendilerimiz ilâhî ve nebevî tahşidatlara hâiz Zilhicce’nin ilk yarısını zikir, tesbihat, ibâdet ve tefekkür ile geçirirler, yoksullara yardım ederlerdi. Dolayısıyla onları örnek alarak müslümanların o günlerde ibadetlerine dikkat etmeleri, dualarını artırmaları, hayır ve hasenâtı daha çok yapmaları, kendilerini nefis muhâsebesine tabi tutarak hatalarına tevbe etmeleri, yapacakları en güzel ameller cümlesindendir. Bu günlerde kazası olmayanlar, beş vakit namaza ilaveten nafile ibadetlere de (teheccüd, duhâ, evvâbin, hâcet, tesbih namazları ve Kur’an okuma) ağırlık vermelidirler. Kazası olanlar ise daha çok kaza namazları kılmalıdırlar. İşte hayır yarışında mübarek bir zaman dilimi daha: “Haydin öyleyse hep hayırlara koşun, yarışın!” (Bakara: 148) “Hanginizin daha güzel iş ortaya koyacağını denemek için, ölümü ve hayatı yaratan O’dur.” (Mülk: 2) “İşte yarışacaksa insanlar, bu cennet devletine konmak için yarışsınlar!” (Mutaffifîn: 26)

BU On GÜNÜ NASIL DEĞERLENDİRMELİYİZ?

Birçok insan bu günlerin KIYMETİNİ BİLDİĞİ HALDE günlük işlerin ve ilişkilerin içinde tam bir ihya programı yapamıyor. YA unutuyor YA dünya işlerine zaman ayırıyor YADA tam istifade edemiyor. Bunun için şu BASİT, ama ETKİLİ tavsiyelere dikkat edebiliriz :

1-) Her yılın Kurban Bayramı öncesi 9 günü ile Kurban Bayramı gününü yani Zilhicce’nin ilk on gününü ajandanıza veya her gün gördüğünüz bir yere not edin. Bu on gün içinde sizi meşgul edecek misafirlik, yolculuk ve yorucu işlerden uzak durun. Bu tür programları ya öne alın veya erteleyin.

2-) Seçici olmadan maç, dizi, haber izlemek gibi boş ve sizi ilgilendirmeyen işlere zaman ayırmaktan her zaman kaçının; bu on günde ise daha bir titiz olun.

3-) BUGÜNLERDE sağlığınıza özel bir önem verin ki, ibadet ve zikirden geri kalmayın. Ameliyat ve uzun tedavileri bugünlere denk getirmeyin.

4-) Eğer EV HANIMI, emekli, yaşlı gibi mesaiye bağlı bir işiniz yoksa bu on günü sanki i’tikafa girmiş gibi dolu dolu geçirin.

5-) ÖĞRENCİ, MEMUR, İŞÇİ gibi belirli bir uğraşınız varsa, mümkün olduğu kadar izin ya da tatil günlerinde oruç ve ibadete ağırlık verin.

6-) İş, okul vs. sizi mutlaka meşgul etse bile aralardaki “ölü zamanları” değerlendirin. Bunlardan kastımız, iş ve okula gidip gelirken, teneffüs, sıra bekleme gibi durumlardaki boş zamanlardır. Bu zamanları Kur’an, salavat, dua, istiğfar ve zikirle değerlendirin.

7-) YANINIZDA SÜREKLİ küçük ebatlı bir Kur’an veya bir Evrad-ü Ezkâr kitabı (el-Kulûbüddâria/ Büyük Cevşen / Dua Mecmuası olabilir ) taşıyın. Boş zamanlarda birkaç sayfa bile okusanız kârdır. Kur’an okumasını bilmeseniz bile, ezberinizde olan sureleri defalarca okumanız büyük sevaptır.

8 – ) Bu on gecede daha az uykuyla idare edin ve uykunuzu kaçıracak çay, kahve gibi içecekleri daha çok tüketin.

9-) On günün tümünde oruçlu olamadıysanız fırsat bulduğunuz gün Cuma’ya denk gelse bile yine oruç tutun. Çünkü, başka günlerde tutmaya imkanı olduğu halde Cuma günü tutmak mekruhtur. Öyle bile olsa, mekruh sevabından biraz eksilir demektir, yoksa hiç tutmayan zaten hiç sevap kazanmamış olur.Zaman kazanmak için bayramlık ve kurbanlık alış verişini önceden yapmaya çalışın.

Ayrıca yine Bu kutlu ON GÜNÜ değerlendirme adına aşağıda gelecek tavsiyelerde bugünlerin feyzinden ve bereketinden istifade adına önemli yol haritamız olabilir.

10-] Her şeyden önce her zaman ve zeminde en vazgeçilmez ibadet olan beş vakit namazı asla ihmal etmemeliyiz. Çünkü, hiçbir nafile ibadet farzların yerini tutamaz. Namazlarda cemaate katılmak için gayret etmeli, daha bir dikkat ve huşu ile eda etmeliyiz.

11-] Mümkünse bugünlerde oruç tutup zamanımızı Kur’an, istiğfar, salavat, zikir ve dua ile geçirmeliyiz.

12-] Her zaman yapamayanlar bile hiç değilse bugünlerde kuşluk, evvabin, teheccüt gibi namazları kılmalı, affa nail olmak için çırpınmalıdır. Hatta affa ve rızaya nail olmayı hedef kabul ederek, bu on günü SANKİ Ramazan’ın son on günüymüş gibi geçirmeliyiz. Buna güç yetiremeyenler, hiç değilse arefe gününü ve bir gün öncesini oruçla ve ibadetle geçirmelidirler. On gece içinde, bilhassa terviye, arefe ve bayram gecelerini ihya etmenin özel bir yeri vardır.

13-] Arefe günü bin İhlâs Suresi okumak çok faziletlidir. Çünkü arefe, tevhidin, azamet ve kibriyanın tam hissedilip ilan edildiği gündür. Bunun için Arefe gününün sabah namazında başlayıp bayramın dördüncü gününün ikindi namazına kadar 23 vakit farzlardan sonra teşrik tekbirlerini getirmek vaciptir. Hatta bu tekbirleri on gün içinde müsait oldukça söylemek büyük sevaptır.

14-] Bugünlerde milyonlarca mü’min haccetmek için mukaddes topraklara gitmiş, kimi Kâbe’yi tavaf ediyor, kimi ağlayarak dua ediyor, kimi Medine’de Ravza-yı Mutahhara’da gözyaşı döküyor, kimi zikir ve dua ile sa’y ediyor, kimi Makam-ı İbrahim’de gözyaşıyla namaz kılıyor, kimi Mültezem’de af için yalvarıyor?

Hepsi kendileri ve mü’minler için af, mağfiret, rıza, tevfik ve hidayet istiyor. Arefe günü ise, hepsi Arafat’a gelmiş, “Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk” sadalarıyla asumanı inletiyor, gözyaşıyla kıldıkları namaz ve ettikleri dua ile Rabbimizin rahmetine sığınıyor. İşte KENDİMİZİ HAYALEN HACDA HİSSETMEK, onları izleyerek kendimizi onların içinde saymak yoluyla manevî bir hâl kazanabiliriz. İnşallah dua ve ibadetlerimizin hacıların yaptıkları ubudiyete dahil olmasını ümit ederek ibadet edelim. Şunu da unutmayalım ki, hadislerde verilen müjdelere nail olmak için o günleri NİCELİK ve NİTELİK olarak EN ÜST SEVİYEDE değerlendirmemiz gerekir. Böylece bambaşka bir halete bürünür, ibadetin hazzını yaşar, inşallah Kurban Bayramı’na affedilmiş olarak girebiliriz.

Netîce İtibariyle   

Kamerî ayların 12’ncisi olan Zilhicce ayı, İslâm’ın beş esasından biri olan hac ibadetinin yerine getirildiği umumi af ve bağışlanma ayıdır. Bu mübarek ayın birinden onuna kadar olan zaman dilimi “leyâli-i aşere”, yani on mübarek gecedir. Onuncu gün Kurban Bayramı’nın ilk günüdür. İhtiyacın şiddeti, talebin o ölçüde ciddî ve ısrarlı olmasını gerektirir. Çoğumuzun daha önce bir benzerini yaşamadığımız bu ZORLU ve ÇETİN GÜNLERDE, bu büyük fırsata da, bunu en güzel şekilde değerlendirmeye de çok ihtiyacımız var. Rabbimizin ekstra lütuflarından olan bu günleri hepimiz, başta Mazlum ve Mağdur kardeşlerimiz olmak üzere, bütün kardeşlerimiz için en güzel şekilde dua ile değerlendirmeye çalışalım inşâallah. Rabbimiz bizleri, kendi istediği gibi kullar olmaya muvaffak kılsın. Bu mübarek günlerin finali olan bayramı, hakkımızda gerçek bayramlara dönüştürsün.

Dersimizi el-Kulûbüddâria (Yakaran Gönüller) duâ kitabında yer alan Hasan-ı Basrî Hazretlerinin haftalık istiğfârlarından PERŞEMBE GÜNÜ İSTİĞFARINDAN mini bir bölüm ile noktalayalım..

ALLAH’IM! Kaleminin yazdığı, ilminin ihata ettiği, ömrümüzün sonuna kadar işleyeceğimiz bütün günahlarımızı; öncesini, sonrasını; kasten ya da hataen olanını; azını, çoğunu; küçüğünü, büyüğünü; önemsiz görüneni, büyük tehlike taşıyanı; eskisini, yenisini, gizlisini, açığını, başkalarının görmediğini, gördüğünü ve bunlarla beraber ömrümüz boyunca işlediğimiz, işleyeceğimiz, bildiğimiz ve bilmediğimiz ne kadar kusur, cürüm, ma’siyet, suç ve günah varsa hepsini sil ve nedamet yüklü istiğfarlarla kapına gelmiş bu bendelerini mağfiret buyur.

İstifade edilen Kaynaklar:

-Hak Dîni Kuran Dili Tefsiri

-ALLAH KELÂMI KUR’ÂN-I KERÎM VE AÇIKLAMALI MEALİ/Ali Ünal

-Kütüb-ü Sitte Hadis Ansiklopedisi

-RiyâzüsSalihin 

-Fıkıh Ansiklopedisi,V.Zuhayli

-Risâle-i Nur Külliyatı (Mektubat-Şualar-kastamonu Lahikası)

-Mübarek Gün ve Geceler adlı eser.

– hikmet.net 

-Sorularla Risale sitesi

-Yakaran Gönüller

Bu yazı 91 kez okundu