Mü’minlerin Ahirzaman Rüyaları

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Zaman yaklaşınca, mü’minin rüyası, neredeyse yalan söylemeyecek. Esasen mü’minin rüyası, peygamberliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür.” Buharî’nin rivayetinde şu ziyade var: “Peygamberlikten cüz olan şey yalan olamaz.” [Buharî, Ta’bir 26; Müslim, Rüya 8; Tirmizî, Rüya 1; Ebu Dâvud, Edeb 96]

Hadiste iki hüküm var: 1- Kıyamete yakın görülen rüyaların sâdık olacağı, 2- Mü’minin rüyasının peygamberliğin kırk altıda biri olması. Hadiste, kıyamet  tâbiri geçmez, “zamanın yaklaşması”  tâbiri geçer. […] “Zamanın yaklaşması” tâbirinden çıkarılan mâna, kıyametin yaklaşması ile dünya hayatının sona ermesidir.

İbnu Battâl, hadiste bu mânanın asıl olduğunu söyler ve buna Tirmizî’nin merfu bir rivayetini delil gösterir:

في آخِرِ الزَّمَانِ َ تَكْذُبُ رُؤْيَا الْمُؤْمِنِ وَاصْدَقُهُمْ رُؤْياً اصْدَقُهُمْ حَدِيثاً

“Ahirzamanda mü’minin rüyası yalan söylemez. En doğru rüyayı, sözü en doğru söyleyenler görecektir.”

İbnu Battâl, kıyamete yakın rüyaların sâdık olma keyfiyetini şöyle izah eder :

Kıyamet yaklaşınca ilmin çoğu kaldırılacak, dine ait meâlim (din öğretimi yapan müesseseler), kargaşa ve fitneler sebebiyle indirâs ve inkıraza uğrayarak yok olacaklar. İnsanlar, (peygamber beklenen) fetret devri insanları gibi dinin kaybolması sebebiyle bir münzir (korkutucu mürşid) ve bir müceddid’e muhtaç hale gelecekler. Nitekim geçmiş ümmetleri de peygamberler inzâr etmiş (cehennemle korkutmuş) idiler. Bir yandan Peygamberimiz Hz. Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)’in son peygamber olması, bir yandan da mezkur zamanın fetret devrine benzemesi, insanlara yasaklanan yeni bir nübüvvet eksikliğini bir başka şeyle telâfi etmeyi gerekli kılacaktır. İşte bu da, esas itibarıyla cennetle müjdeleyip cehennemle korkutmaktan ibaret olan nübüvvetin bir cüzü kılınan rüyayı sâdıkadır.” […]

Davudî, “zamanın yaklaşması” tâbirinden saatlerin, günlerin ve gecelerin noksanlaşmasını anlamıştır. Noksanlaşmadan maksad da onların sür’at kazanıp, çabuk geçmesidir. İşte bu da kıyamet saatinin yaklaşması demektir. Zîra başta Müslim, birçok muhaddisin kaydettiği bir hadiste şöyle buyurulmuştur:

يَتَقَارَبُ الزَّمَانُ حَتّى تَكُونَ السَّنَةُ كَالشَّهْرِ وَالشَّهْرُ كَالْجُمُعَةِ وَالْجُمْعَةِ كَالْيَوْمِ وَالْيَوْمُ كَالسَّاعَةِ وَالسَّاعَةُ كَاحْتِرَاقِ السَّعْفَةِ

“Zaman yaklaşacak, öyle ki, sene bir ay kadar; ay, hafta kadar; hafta, gün kadar; gün, bir saat kadar; bir saat de hurma dalının yanması kadar olacaktır.”

Hadiste geçen mezkur zamanın, Mehdi’nin zamanı olduğu, o zamanda adâlet ve emniyetin geniş, hayır ve rızkın bol olacağı, bu durumdan alınan lezzet ve hazz sebebiyle vaktin çabuk geçip kısaldığına hükmedileceği de söylenmiştir. Hadiste “neredeyse” ifadesine yer verilip “…Mü’minin rüyası neredeyse yalan söylemiyecek..” denmiş olması, o zamanda rüyalara sıdkın galebe çalıp, çoğunlukla sâdık rüyalar görüleceğine işarettir.

Kurtubî der ki: “Allah bilir ya, bu hadiste zikri geçen âhirzamandan murad, Hz. İsa (aleyhisselam)’nın Deccal’i öldürmesinden sonra onunla birlikte olacak mü’min tâifenin zama nıdır. Nitekim, Müslim’in bir hadisinde şöyle buyurulmuştur: “Allah İsa İbnu Meryem’i gönderir, insanlar arasında yedi yıl kalır. Bu sırada iki kişi arasında düşmanlık olmaz. Sonra Allah, Şam cihetinden soğuk bir rüzgâr gönderir. Yeryüzünde, kalbinde zerre miktar hayır veya iman bulunan tek kişi kalmaz, hepsinin ruhu bu rüzgârla birlikte kabzedilir.” […]

İbnu Ebî Cemre, Ahirzamanda mü’minin rüyası neredeyse yalan söylemez” hadisini şöyle anlar: “Rüya, o zaman, tâbire ihtiyaç göstermeyecek bir açıklıkta olur, ona yalan da karışmaz. Bu, daha önceki rüyaların hilafı bir durumdur. Zîra, önceki zamanda görülen rüyaların te’vili kapalıdır, sâdece  tâbirciler açıklayabilir, üstelik tâbircinin dediği gibi de çıkmayabilir. Böylece onlara yalanın da girmiş olduğunu anlarız… Bunun âhirzamana has kılınmasındaki hikmet, mü’min, o zamanda garib (yalnız, hâmisiz) olacağından dolayıdır… Bu sebeple o vakit mü’minin dostu ve yardımcısı pek azdır. Allah, onlara rüyayı sadıka ile ikramda bulunur. Hadislerde, mü’minin rüyası nübüvvetin kaçta kaçı olduğuna dair rivayetten rivayete değişen ihtilâfı bu sebeple izah etmek mümkündür. Ve şöyle denebilir: “Kıyametin yakınlığı arttıkça, rüyanın doğruluğu daha da artacak ve böylece nübüvvetten cüz olma nisbeti de arttığı için sayı düşecektir.

İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 4/510-518 Sayfalarından özetlenmiştir.

Bu yazı 25 kez okundu