قَالَ رَسُولُ اللّهِ (صلى الله عليه و سلم): مَنْ عَزَّى مُصَاباً فَلَهُ مِثلُ أجْرِهِ [. أخرجه الترمذي
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: “Kim (bir belaya) maruz olana taziyede bulunursa, ona öbürünün sevabının bir misli verilir.” [Tirmizi, Cenaiz 71] Kim musibete uğramış birinin derdine çare olup teselli ederse, onun o dert sebebiyle kazandığı sevap kadar sevap kazanır. [İbn-i Mace]
Taziye, umumiyetle ölü sahibine başsağlığı için yapılan ziyarete denir. Lügat olarak sabır tavsiye etmek, teselli etmek manasını ifade eder. Dinimiz musibete düşenlere ilgi göstermeyi emreder, ilgiye büyük sevap vaadeder. Nitekim hadiste, musibet sahibine teselli vermenin, musibeti çekenin sabır ve tevekkül göstererek kazanacağı sevap kadar sevaplı bir amel olduğu belirtilmektedir. Taziye vermenin, alimlerimiz, bizzat giderek (telefon ederek), mektup yazarak gerçekleşebileceğini belirtir ve taziyenin musibeti azaltıcı bir ifade olduğunu söyler. Sabır tavsiye etmek, musibetin ecrini, sevabını hatırlatmak, “Allah ecrini artırsın”, “Sabr-ı cemil versin”, “Şükretmeyi nasip etsin” gibi dualarda bulunmak, “hayra sebep olan, yapan gibidir” düsturuna bianen, taziye ile musibet sahibini teskin ve teselli eden onun ecrine biiznillah iştirak edecektir.
Kütüb-ü Sitte Hadis Ansiklopedisi/Ölüm/Taziye