Şeytanın Oyunu ve İlmin Rehberliği

Dini ilimleri bilmenin ve düşünmenin bir insanı nasıl olgunlaştırdığı ve yücelttiği ve dolayısıyla okumanın ne derece önemli ve gerekli olduğunu Abdülkâdir Geylânî (kerramallahu sirrahu) ile ilgili örnek gayet açık bir şekilde anlatmaktadırlar: Abdülkâdir Geylânî (kerramallahu sirrahu), bir gün mihrapta oturmuş zikir ve murakabe ile meşgulken, birden kendisine gaipten bir ses gelir. Gelen o ses kendisine şöyle der: “Ey Abdülkâdir! Ben senden bütün sorumlulukları kaldırdım.” Abdülkâdir Geylânî (kerramallahu sirrahu) bu sesi duyar duymaz sesin geldiği tarafa doğru elindeki tesbihi fırlatarak “Defol, lânetli şeytan!” diye haykırır. Foyasının ortaya çıktığını anlayan şeytan, ben şimdiye kadar aynı desiselerle nice âbidleri ve zâhidleri aldattım ve yoldan çıkardım. Ama sen uyanık çıktın ve aldanmadın. Bunun sebebi ne olsa gerek? Hem sen benim şeytan olduğumu nasıl anladın?” diye sorar. Abdülkâdir Geylânî (kerramallahu sirrahu), ona şu ibretli cevabı verir: Şu iki şeyle senin şeytan olduğunu anladım. BİRİNCİSİ: Akâid ilmi sayesinde. Bu ilim sayesinde biliyorum ki, Yüce Allah mekandan münezzehtir. O her yerde hâzır ve nâzırdır. Bu itibarla da O, bir yönden hitap etmez. Halbuki senin sesin bir yönden geldi. İKİNCİSİ de, fıkıh ilmi sayesinde. Bu ilim sayesinde de biliyorum ki, Peygamberler (aleyhimüsselâm) dahil, hiç kimse amel etmekten muaf tutulmamış ve hiç kimseden amel sorumluluğu kaldırılmamıştır. İşte bu örnekten anlaşılıyor ki, ilimsiz amel, ilimsiz başarı ve ilimsiz verim olmadığı gibi, ilimsiz ve verimsiz bir şekilde maddi-mânevi terakki ve tekâmül etmek, yüksek maksada ve asıl maksûda ermek de mümkün değildir.

Eser: İlim ve İrfan Nesli V.Yıldız

Bu yazı 21 kez okundu