Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Yûnus’un balığın karnındaki duası
لَۤا اِلٰهَ اِلَّۤا اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنّ۪ى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ
şeklinde idi. Sıkıntıya düşmüş ve başı belâya düçâr olmuş hangi müslüman bu duayı yaparsa, Allah Teâlâ mutlaka onun duasını kabul buyurur.” [Tirmizî, Deavât 81]
***
Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin etrafında toplanıp tesânüt ve uhuvvet içinde iman ve Kur’an hizmetinde aşk ve şevk ile koşuşturan ilklerde gördüğümüz EN MÜHİM BİR HUSUS, okudukları ve yazdıkları hakikatleri hayatlarında tatbik etmektir.
1972 senesinin son günleri emekli Albay Hulûsî Bey hacca gitmek için hava alanına gelir. Fakat o anda, hava şartları yüzünden kapıların kapatıldığı bildirilir. Bütün ümitler kesilmiştir. Bu son hac kafilesinde bulunan hacı adayları, büyük bir üzüntü içindedirler. Bütün mürâcaatlar neticesiz kalmıştır. Tam bu sırada Hulûsî Bey, Birinci Lem’ada bahsedilen Yunus Aleyhisselamın kıssasına dayanarak, o ümitsiz ve perişan haldeki yolcu kafilesine “Şimdi gelin, Hz. Yunus Aleyhisselamın münacat ve duasını hep bir ağızdan okuyup Cenab-ı Hakka halimizi arz edelim.” der. Bütün kâfile, bu ciddî, bu asil insanın etrafında toplanıp onun söylediklerini hep bir ağızdan tekrarlamaya başlarlar: “Lâ ilâhe illâ Ente Sübhânek. İnnî küntü mine’z-zâlimîn…” Bir saat sonra sis hafifler, bir saat sonra da hava açılır… Bir Alman uçağı gelir ve son kafilenin bütün yolcularını alarak hacca götürür. [BARLA LAHİKASI ÜZERİNE Metin, Sadeleştirme ve Açıklama/A.A]