Önsöz
Kur’ân kıssaları doğrudan tarihî bir olayı aktarmayı hedeflemez.
Asıl hedefi Kur’ân’ın ele aldığı başta iman, ibadet ve ahlak ilkeleridir.
İman, olmazsa olmaz nevinden bu ilkelerin başında yer alır. Zira varlığı, dolayısıyla insanlığın imarını besleyen temel unsur imandır. İman ile kâinat bir anlama bürünür. Eşya ve hâdiseler abesiyetten kurtulur. Yaratılmış olanla yaratıcısı arasında aidiyet sağlanır.
Kur’ân kıssaları geçmişten günümüze tüm zamanlarda yaşanabilecek hâdiselere küllî bir kısım kaideler çerçevesinde dersler verir ve yaşanabilecek olaylara işaretlerde bulunur.
Tarihsel olmayıp, zaman ve mekân üstüdür. Kur’ân’ın vermek istediği mesajı iletmede rol model bir üslup olarak önem arz eder. Dolayısıyla tarihe ibret almak ve kendi yolunu düzeltmek için bakılır.
Kur’ân kıssalarının bir diğer hususiyeti de yaşanmış hakikatler olmaları hasebiyle insanî olmalarıdır.
Haliyle yaşanan coğrafyanın parametreleri ve öncülleri kullanılır. Kahramanları da birer prototip olarak daha sonraki nesillerce okunup izdüşümleri alınır. Bu itibarla tarih ayniyle değil ama misliyle tekrar etmiş olur. Kıssalarda zikri geçen enbiya tanınarak onların tecrübelerinden istifade edilir.
Allah katındaki mertebelerine rağmen başlarına gelen musibetlere karşı gösterdikleri sabır ve mücahede daha sonraki nesillere ibret ve teselli verir.
Kur’ân-ı Kerîm hitap ettiği her topluma olduğu gibi içinde bulunduğumuz bu asrın insanına da kendine mahsus diliyle hitap etmektedir. Bu hitap insanın (yaşadığı zaman, zemin ve coğrafi şartlar) donanımına göre fizikî (zâhir) ve çoğu zaman da metafizik (bâtın) ölçülerde kendini gösterir.
Kur’ân inmiş olduğu zaman dilimine ait yer alan obje ve unsurları bir araç olarak kullanmakta ve onlar vasıtasıyla evrensel mesajlar vermektedir. Kur’ân’ın evrensel mesajlarının doğru anlaşılabilmesi onun yine kendi târihi bağlamında çok iyi anlaşılmasına bağlıdır. Günümüz hâdiselerine bu zaviyeden bakacak olursak çok yakın ilişki ve irtibat sağlamamızın mümkün olabileceği anlaşılacaktır.
Örneğin Yûsuf sûresinde başaktör olarak görülen Hz. Yûsuf (aleyhisselâm) kulluğun gereği birçok imtihandan geçmektedir. Bu imtihanlar Kur’ân’a muhatap olan günümüz insanı için örnek teşkil etmektedir.
Bu örneklerle bir bakıma her müminin bu türden imtihanlara maruz kalabileceği işaret edilmektedir.
Bu imtihan bazen aile için sorunlar olarak tezahür eder, bazen karşı cinsin kıskacı altında görünür.
Bazen makamla, bazen cah, şan ve şöhretle çıkar karşısına.
Bazen hapis olarak çıkar karşısına, bazen de gurbet yaşar mümin maddî ve manevi cihetiyle.
Kıssada gördüğümüz bir hakikat varsa o da şudur:
Hz. Yûsuf (aleyhisselâm) da mümin olmanın gereği (müsbet ve menfi ibadetin her çeşidiyle) imtihandan imtihana tabi tutularak arınmış, evc-ü kemâline urûc etmiştir.
Sûre:
•Hz. Yûsuf’tan bahsedildiği için sûreye bu ad verilmiştir. 111 âyettir.
•Sûrenin kelime sayısı 1776, harf sayısı da 7166’dır.
•Mushafta 12. sırada Hûd sûresinden sonra, Ra’d sûresinden öncedir.
•İniş sırasına göre de 53. sıradadır.
- Sûre Mekkî bir sûredir. (Mekkî sûre, hicretten önce nâzil olan âyet veya sûrelere verilen addır. )
- Sûrede Yûsuf (aleyhisselâm)’ın hayat hikâyesi diğer kıssalardakinin aksine tek bir sûre içinde ve oldukça detaylı olarak verilmektedir.
- Sûrede; Hz. Yûsuf kıssası, müminlere müjde, müşriklere uyarı, sünnetullahın değiştirilemeyeceği gibi hususlar işlenir.
- Ana tema bu mevzular çerçevesinde Cenab-ı Hakk’ın müminlerin yanında olduğu, hakkın batıla karşı galip geleceği, sabrın önem ve tesiri, doğruluk, emanet, iyilik ve iyilik yapmak, samimiyet ve ihlâs gibi evrensel insanî değerlerin öne çıkartılması şeklinde özetlenebilir.
Sûre yaklaşık 4-101 âyetleri arasında Yûsuf (aleyhisselâm)’ın kıssasını ele alır. Bu itibarla sûre neredeyse Yûsuf Kıssası olarak algılanmaktadır. Kıssa da kendi bütünlüğü içinde giriş, gelişme ve sonuç olmak üzere genel olarak üç ana bölümden meydana gelmektedir.
- Yûsuf (aleyhisselâm)’ın görmüş olduğu rüya ile başlayan kıssa,
- başına gelen aile içi kıskançlık,
- ardından bir tuzakla baba ocağından uzaklaştırılma,
- kuyuya atılma ve hürriyetinin elinden alınması,
- saray içinde kölelik,
- karşı cinsin daveti karşısında nefsini koruması,
- iffeti hakkında iftiraya uğraması
- ve hapse atılması gibi ibtilalarla gelişmiş,
- beraatının isbatı ile hapisten çıkıp,
- Mısır’da üst düzey bir vazife ile başlayan
- yeni bir imtihan ve ailesi ile buluşması ile sonuçlanmıştır.
Çalışmada bu bölümlerin kendi içinde açılımları aşağıdaki gibi olmuştur:
1) Sûreye Giriş (1-3. âyetler)
2) Yûsuf’un Görmüş Olduğu Rüya, Babasına Yorumlatması, Babasının Nasihati (4-6. âyetler)
3) Kardeşlerinin Yûsuf’a Tuzak Kurma Kulisleri (7-10. âyetler)
4) Bu Tuzak Çerçevesinde Kardeşlerin Yûsuf’u Evden Çıkarma Çabaları, Babalarına Israrları (11-15. âyetler)
5) Yûsuf’un Kuyuya Atılması, Kardeşlerin Bu Durumu Babalarına Anlatma Çabaları (16-18. âyetler)
6) Yûsuf’un Kafile Tarafından Kuyuda Bulunması, Köle Olarak Satılışı (19-20. âyetler)
7) Yûsuf’un (aleyhisselâm) Saraydaki Hayatı (21-22. âyetler)
8) Yûsuf’un (aleyhisselâm) Azizin Hanımı ile Olan İbtilası (23-29. Âyetler)
9) Yûsuf’un Yaşadıkları Karşısında Hapsi Tercih Etmesi (30-35. âyetler)
10) Yûsuf’un Hapis Hayatı (36-42. âyetler)
11) Melik’in Gördüğü Rüya (43-45. âyetler)
12) Hz. Yûsuf’un Rüyayı Yorumlaması (46-49. âyetler)
13) Melik’in Hz. Yûsuf’u Tanıması, Suçsuzluğunun İspatı (50-53. âyetler)
14) Melik’in Hz. Yûsuf’a Vazife Vermesi (54-57. âyetler)
15) Yûsuf’un Kardeşlerinin Zâd Temini İçin Mısır’a Gelişi, Hz. Yûsuf’la Karşılaşmaları (58-62. âyetler)
16) Yûsuf’un Kardeşlerinin Bünyamin’i Mısır’a Götürmeleri (63-68. âyetler)
17) Yûsuf’un, Kardeşini Yanında Alıkoyması (69-79. âyetler)
18) Kardeşlerin Mısır’a Dönüşü, Durumu Babalarına Anlatması (80-82. âyetler)
19) Babalarının Yûsuf ve Kardeşinin Aranması Talebi (83-87. âyetler)
20) Kardeşlerin Mısır’a Gelişi, Yûsuf’u Tanımaları, Yûsuf’un Onları Affetmesi (88-93. âyetler)
21) Durumu Babalarına Anlatmaları, Babalarından Af Dilemeleri (94-98. âyetler)
22) Birlikte Mısır’a Gelmeleri, Rüyanın Tahakkuku, (99-101. âyetler)
23) Kur’ân Kıssalarında Geçmiş Kavimlerden İbret Alma, Afâkî ve Enfüsî Delilleri Okuma Daveti (102-107. âyetler)
24) Kur’ân Kıssalarının Hakikati, Gerçek Olması, Allah’a Davetin Usûl ve Âdabı (108-111. âyetler)
Sûrenin nüzul sebebi ile ilgili rivâyetlere bakıldığında Efendimiz’e (sallallahu aleyhi ve sellem) Yûsuf hakkında soran Yahudilere cevap olarak indiği zikredilmektedir. (el-Beydâvî, Abdullah b. Ömer, Envâru’t-Tenzîl ve Esrâru’t-Te’vîl, Dâru’l-Fikr, Beyrut, III, 273.) O’na kıssayı soranlar aslında kendi kitap/kültürlerindeki boşluğu doldurmak isterlerken Kur’ân onlara faydası olacak olanı hem de detayları ile sunmuş oldu.
Kendinden önce inen Hûd sûresi ile hem geçmiş peygamberlerin kıssalarını anlatma ve hem de Efendimize inen vahyin isbatı noktasında doğrudan münasebeti vardır.
- Yûsuf kıssasında genel hatlarıyla ucu nassa bağlı bir basiret ve vicdan kesafeti ile ‘her bilenin üzerinde bir bilenin olduğu’ hikmet dersi işlenmektir.
- Yaşanan hâdiselerin Rubûbiyet penceresinden takip edildiği, O’nun koyduğu kanunlar çerçevesinde yürüdüğü, insanın bu kanunlara boyun eğmesi gerektiği, neticede bu kanunların galip geleceği gibi küllî düsturlar okunmaktadır.
- Kıssadan alınacak en büyük ders de imanın küfre, doğruluğun yalan ve hileye, hakkın ve haklı olanın da zulme karşı sabır ve metanet şartıyla zafere ulaşacağıdır.
Kıssa karakter analizine tabi tutulacak olsa; Yûsuf (aleyhisselâm), sabır, metanet, ahlak, önsezi, akıl, zekâ, fetanet, hoşgörü ve hikmet sıfatlarıyla mütemeyyizdir. Devlet idaresindeki başarısı onun ayrıca siyasî dehasına da ışık tutar.
Yâkub (aleyhisselâm) kıssanın başından sonuna kadar hikmet dolu bir karakter sergiler. Az ama konuştuğunda boşluk bırakmadan öz konuşur. Peygamberanî bir duruşla daima sabır ve tevekkül sergiler. Evlatları arasında mesafeleri koruyan, perdeyi kaldırmayan ve acil çözümden ziyade kalıcı terbiyeyi tercih eden bir görünümdedir. Afv ve musamaha ile taçlanır.
Kıssada öne çıkan karakterler aşamalı bir süreç içinde seyr-i sülûk dersi sergilemekte, kendi konumlarıyla münasip müsbet anlamda tekâmül geçirmektedir.
Örneğin baş kahraman Yûsuf (aleyhisselâm) kıssanın başında hayatı tanımaya çalışan, öğrenmek için soran, saf, duru, günahsız bir çocukken, karşılaştığı çeşitli ibtilalarla olgunlaşan, vahiyle beslenmiş olarak etrafına hikmet dersi veren ve kıssanın sonunda da kâmil imanın gereği hareket tarzı ile Rabbisine şükür ve münacatta bulunan bir görünümdedir.
Kardeşleri kıssanın başında Yûsuf’a karşı kıskançlık ve hased içinde, onu öldürmeye teşebbüs eden, tuzak kuran, babalarından uzaklaştıran, yalan söyleyen bir görünümden, kıssanın sonuna doğru vicdanları ile muhasebe eden, pişman olan ve af dileyen bir görünüme evrilmişlerdir. Aynı durum hemen hemen Aziz’in hanımı için de söz konusudur. Beşerî garizeleri ağır basan kirli emellerine mağlup ve intikam peşinde bir görüntüden mevcut realiteye teslim ve tevbe etmiş bir karakter sergiler.
Kıssada üçer kez tekrarlanan rüya ve gömlek simgelerinin de ayrı bir önemi vardır, bu unsurlar kıssanın kırılma noktaları olup şekillenmesinde ayrı ayrı rolleri vardır.
Örneğin kıssa Yûsuf (aleyhisselâm)’ın gördüğü rüya ile başlar. Bu rüya aslında kıssanın işlediği dersi özetlerken tabiri de müsbet anlamda kıssanın sonunda tahakkuk etmiştir. İkincisi zindan arkadaşlarının rüyasıdır ki bu rüyanın tabirini Allah’a ve tevhid dinine davet için kullanmıştır. Üçüncüsü de hapisten çıkmasına vesile olan Melik’in gördüğü rüyadır.
Kıssada üç yerde geçen ‘gömlek’ de ayrı ayrı üç önemli olaya işaret ve aynı zamanda delil olmuştur.
- Bunlardan ilki kardeşlerin yalanlarını gizlemek için kana bulayarak babalarına getirdikleri Yûsuf’un mazlum gömleği.
- İkincisi Aziz’in hanımının kirli emellerine alet etmek isterken arkadan yırttığı ve daha sonra iftira ile suçlandığı anda Hz. Yûsuf’un suçsuzluğuna vesile olan iffet ve beraat gömleği.
- Üçüncüsü de kıssanın sonuna doğru gözlerinin açılması için Yûsuf’un kardeşleri ile birlikte babasına gönderdiği büşra/mucize gömleği.
Kur’ân, dünya ve ahiret saadetinin anahtarıdır. Ona muhatap olan her ferd onun emirlerine uymak ve yasakladıklarından kaçınmak suretiyle seyri sülûkunu tamamlamış olur.
Yûsuf kıssası da başta iman olmak üzere, fıkhî, ahlakî ilkeler barındıran, ferdî ve sosyal hayatın hemen hemen her alanıyla irtibatlı hikmet ve hakikat deryasıdır.
Vahyin indiği dönem itibariyle başta Efendimiz ve sahabesi olmak üzere ona muhatap olan her asır ve coğrafyada gönüllere tesellîbahş olup, ortaya koyduğu küllî kaidelerinin satır aralarından ihtiyaçlarını karşılar. Eskimeyen insanî hakikatleriyle orada herkes kendisinden bir şey bulur. Mukayese ve izdüşümle gününü aydınlatabilir.
…
Sûrede külli kaideler diyebileceğimiz çok önemli hakikatler yer almaktadır. Bu hakikatler kıssada cereyan eden hâdiselerin seyri içinde muhatabı eğitme maksatlı dikte edilen âdeta nokta atışı prensiplerdir.
…..
Çalışmada geçen âyetlerin meâlleri bazı tasarruflarımızla mevcut farklı meallerden alınmıştır. Eserin okuyucular tarafından daha kolay anlaşılması için üslûbun akıcı olmasına çalışılmıştır. Bunun yanında eser, ilmî ölçütler çerçevesinde dipnotlarla zenginleştirilmiş; istifade edilen kaynaklara dipnotlarda işaret edilmiştir.
Tevfik ve inayet sadece O’ndandır.
Hikmet Hüzmeleri (Yûsuf Sûresi Tefsiri)
Doç. Dr. A. Cüneyt Eren Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Tefsir Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Işık Yayınları