Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) insanların en hayırlısının onlara en faydalı olan kimse olduğunu ifade buyurmuştur (Taberanî, el-Mu’cemu’l-evsat, 6/58). Bu itibarladır ki siz insanlığın yardımına koşarsanız, Allah tarafından yardımsız bırakılmazsınız. İnsanlığa el uzatırsanız, hiç umulmadık yerlerden de size el uzatılır. (***)
ـ وعن أبى هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ قال: قالَ رسولُ اللّهِ : [ابْغُونِى ضُعَفَاءَكُمْ، فَإنَّمَا تُنْصَرُونَ وَتُرْزَقُونَ بِضُفَائِكُمْ]. أخرجه أصحاب السنن.ومعنى »أبْغُونى« اطلبوا لى .
-Ebû Hüreyre (ra) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Bana zayıflarınızı arayın. Zîra sizler, zayıflarınız sebebiyle yardıma ve rızka mazhar kılınıyorsunuz.” [Ebû Dâvud, Cihâd 77; Tirmizî, Cihâd 24; Nesâî, Cihâd 43]
1- Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) fakirliği sebebiyle halkın zayıf addettiği kimselerin himâyesini , onların korunmasını, onlara yardım edilmesini emretmektedir.
2- “…zayıflarınız sebebiyle…” ibâresi: “onların aranızda olmaları sebebiyle …”, “onların dizginleri sizde olması sebebiyle“, “onların duaları bereketine” diye anlaşılmıştır. Zayıf kimse aczini ve güçsüzlüğünü görünce, güç ve kuvvetten tam bir ihlâsla yüz çevirerek Allah’tan yardım ister. Böylece galebe elde eder. Nitekim “Nice az topluluk, çok topluluğa Allah’ın izniyle galebe çalmıştır” (Bakara 248) buyurulmuştur. Halbuki kuvvetli olan, kuvvetine güvenerek, galebe çalacağına kesin gözüyle bakar, kuvvetine mağrur olur. Bu onu tedbirsizliğe ve yalnızlığa iter, mağlubiyete götürür. Kur’ân-ı Kerîm, müslümanların Huneyn’de böyle bir gurura düşerek mağlup olduklarını haber verir (Tevbe 25).
3- Nesâî : “Allah bu ümmete zayıfları sebebiyle, onların duaları, namazları ve ihlasları hatırı için yardım eder.” Yani “Zayıfların ibâdet ve duaları çok daha hâlisânedir. Çünkü, kalpleri dünyevî süslerle meşgûl değildir. Himmetleri bir şeyde toplanmıştır. Bu sebeple duaları makbuldür, amelleri (riyâdan) pâktır.” Öyle ise onların bu makbul duaları sebebiyle düşmanlarınıza karşı yardım görüyorsunuz, belalar üzerinizden defediliyor.
4- Tîbî der ki: “Bu hadiste zenginlerle, düşüp kalkmaktan nehyedilmekte, fakirlere karşı tekebbür etmekten (büyüklenmekten) yasaklanmaktadır. Bu sebeple Hz. Lokman, oğluna: “Elbiseleri eski diye fakirleri hakir görme, çünkü senin de, onun da Rabbiniz birdir” demiştir.
İbnu Muâz da: “Fakirlere olan sevgin peygamberlerin ahlâkındandır. Onlarla düşüp kalkamayı tercih etmen sâlihlerin alâmetlerindendir, onlardan kaçman da münâfıkların alâmetlerindendir” demiştir.
5- Münâvî: Tenbih: Bu hadis ve buna benzeyen, هَلْ تُنْصَرُونَ وَتُرْزَقُونَ إَّ بِضُعَفَائِكُمْ “Siz ancak zayıflarınız sebebiyle yardım görür, rızka kavuşursunuz” hadisi ile Müslim’de gelmiş olan اَلْمُؤْمِنُ الْقَوِىُّ خَيْرٌ وَاَحَبُّ الى اللّهِ مِنَ الْمُؤْمِنِ الضَّعِيفِ وفي كُلِّ خَيْرٌ “Kuvvetli mü’min Allah’a zayıf mü’minden daha hayırlı ve daha sevgilidir, ancak her birinde hayır vardır” hadis arasında zâhiri bir teâruz vardır. Ancak düşünüldüğü zaman, aralarında zıtlık olmadığı görülür. Zîra kuvvetin medhinden murad Allah’ın zâtındaki kuvvettir ve azimdeki şiddet(in medhidir). Za’fın medhinde murad da sade yaşayış, kalp inceliği ve Cenâb-ı Hakk’ın celâlini müşâhede edince kendinden geçmedir. Veya kuvvetin zemminden (kötülenmesinden) murad, zorbalık ve büyüklenmedir, zayıflığın zemminden murad da Vâhidu’l-Kahhâr’ın hakkını yerine getirmede azim zayıflığıdır. Zîra Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm) burada: “Fakirlerin kuvvetiyle muzaffer olursunuz..” demiyor. Bilakis muradı “onların duası”, “ihlası” vesair zikri geçen şeylerden biridir.”
İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları:7/450-452.