Kıymet ve ehemmiyet, kemiyet veya çokluktan çok, keyfiyete bakar. Bu sebeple, kâfirlerin çokluğu mü’minlerde ümitsizliğe sebep olmamalıdır. (Lem’alar, “17. Lem’a, 6. Nota”)
Bir dinin veya sistemin ya da ideolojinin kıymeti onun taraftarları veya mensuplarının çokluğunda yatmadığı gibi, hattâ bir insanın kıymeti bile, çok defa onun güzel amellerinin çokluğuna bakmaz. Küfrün hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur. Cenab-ı Allah da, kâfirlere küfürleri sebebiyle kıymet vermez. Esasen küfür, derecesine ve mahiyetine göre güzel hasletleri öldürdüğü için, kâfirlerin insaniyet terazisindeki ağırlıkları da ona göre olacaktır. Burada şu nokta da vurgulanmalıdır ki, bazı değer ve faziletler, diğerlerine kıyasla çok daha kıymetli, bazı fena hasletler ise, diğerlerine nisbetle çok daha kötüdür. Meselâ, tek başına imanın fazileti, bütün diğer amellerin faziletini aşar. İnsan, çok güzel ameller işlese bile, imanı yoksa, bunlar dünyada bir değer ifade etse bile, Âhiret’te insanı Cehennem’den kurtarmaz. Yine, ihlâs, yani yapılan güzel işlerin sadece Allah için yapılması, amellere hayat katan en büyük değerlerdendir. Hz. Bediüzzaman’ın ifadesiyle, bir zerre ihlâslı amel, bir ton ihlâssız amele bedel, hattâ ondan daha da kıymetlidir. (Lem’alar, “17. Lem’a, 13. Nota, 3. Mesele”.)
Bu gerçek, önemli bir başka gerçeğin kaynağıdır: Daha önce de temas edildiği üzere, bazı kâfirlerde bazı mü’minlere nazaran daha fazla güzel haslet bulunabilir ve bu, özellikle günümüzde bazı mü’minleri yanıltabilmektedir. Eğer Cenab-ı Allah onda görülen bazı güzel hasletlere rağmen bir insana iman ve hidayet nasip etmiyorsa, demek ki o insanda bütün güzel hasletlerinin üstünü örten ve imana mâni bir haslet var demektir. Meselâ kibir, zulüm, enaniyet, cimrilik ve bencillik, bu hasletlerdendir. Bunlara karşılık, tevazu, mahviyet, hakperestlik ve cömertlik, Allah’ın bir insana iman ve hidayet nasip etmesinde belki önde gelen en önemli hasletlerdir denebilir. İşte, kâfirlerin çokluğu bir değer ifade etmez ve asla küfürde bir hakikat olduğu manâsına gelmez. Çünkü bir şeyin kıymeti, kemiyette veya çokluğunda değil, zâtındadır. Küfrün asla kıymeti yoktur. Bu sebeple, kâfirlerin sayıca çokluğu, mü’minlerde şüphe ve ümitsizlik gibi duygu ve tavırlara yol açmamalıdır.
| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |