151-) Cenab-ı Allah’ın Arş-ı A’zamı’nın, kâinatın manevî merkezi, kalbi ve kıblesi hükmündeki yerkürede yer alan varlıkların hayatıyla alâkalı olarak da dört tecellisi sözkonusudur. 

Cenab-ı Allah’ın Arş-ı A’zamı’nın, kâinatın manevî merkezi, kalbi ve kıblesi hükmündeki yerkürede yer alan varlıkların hayatıyla alâkalı olarak da dört tecellisi sözkonusudur. (Lem’alar, “28. Lem’a, Yâ–Sîn Sûresi, 82. âyetle ilgili”)

Arş, bir bakıma Cenab-ı Allah’ın içindeki her bir şeyle birlikte bütün kâinat üzerindeki hükümranlığını, bu hükümranlığın icraatını ifade eder. Bu çerçevede, kâinatın manevî merkezi, kalbi ve kıblesi hükmündeki yerkürede O’nun Arşı’nı dört önemli unsur taşır veya Cenab-ı Allah (c.c.), yeryüzündeki hükümranlık tecelli ve icraatında bu dört unsuru bilhassa kullanır. Her bir unsurda bazı İsimleri tecelli eder veya Arşı’nın tecelli mihrakları olur. Cenab-ı Allah’ın Arşı’nın dört yeryüzü ayağından biri, muhafaza ve hayat arşıdır ki, topraktır; Cenab-ı Allah’ın Hafîz ve Muhyî isimlerinin mazharıdır. Allah, bütün tohumları, çekirdekleri, vefat etmiş varlıkların aslî özlerini toprakta muhafaza eder; onları topraktan yaratır, toprağa iade eder ve Kıyamet’te yeniden topraktan çıkaracaktır.

İkincisi veya bir manâda ikinci arş, fazl ve rahmet arşıdır ki, su unsurudur. Zü’l-fazl, Kerîm ve Rahmân gibi İsimler’in mazharı olsa gerektir.

Üçüncüsü, ilim ve hikmet arşıdır ki, nur unsurudur. İlim ve hikmet arşı Alîm ve Hakîm gibi isimlerin mazharı olmakla, demek ki nur, ilme semboldür ve ilim, nurdur. Bu bakımdan, “Allah, göklerin ve yerin Nûru’dur.” (Nûr Sûresi/24: 35) âyeti, daha başka pek çok anlamlarının yanısıra bir manâsıyla, varlığın Cenab-ı Allah’ın İlmi’ne dayandığını ifade ile, varlıkların ilmî köklerine işarette bulunmakta, bir başka manâsıyla, kâinatın anlamının Allah’tan gelen ilimle, yani vahiyle keşfedilebileceğine dikkat çekmektedir. Bu âyetin Cenab-ı Allah’ın İlim sıfatına vurguyla, “Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.” fezlekesiyle bitmesi de, bu açıdan manidardır.

Dördüncüsü, emir ve irâdenin arşıdır ki, hava unsurudur. Bilhassa 13. Söz’de Hüve Nüktesi’nde üzerinde durulduğu üzere hava; ses, ışık, ısı, elektrik, görüntü gibi pek çok şeyleri iletmesinin yanısıra, Şeriat-ı Fıtriye’nin hükümlerinin icrasında da çok önemli bir fonksiyona sahiptir. Meselâ, ağaçların çiçekleri, büyük oranda havanın taşıdığı çiçek tozları ile döllenir ve meyveler için ana rahmi vazifesi yapar.

| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal

Bu yazı 18 kez okundu