174-) Kudret masdardır, Kader mistardır

Kudret masdardır, Kader mistardır. Kudret, o manâlar kitabını o mistar üstünde yazar. (Sözler, “26. Söz, 3. Mebhas, Mukaddime”)

Bir bina yapmak için, önce mimar, onu ne için kullanılacak ve dolayısıyla nasıl bir bina olacaksa ona göre zihninde tasarlar. Bu, binanın ilmî varlığıdır. Demek ki, varlıkta gaye önce gelir ve gayeye göre varlık önce zihinde ilmî şeklini alır. Sonra, binanın zihindeki ilmî varlığı plana dökülür. Mimar veya mühendis, binanın planını çizer. Buna da onun kaderî varlığı denebilir; çünkü Kader, ölçü, miktar, takdir edilmiş biçim demektir. Bunun ardından bina, planına göre inşâ edilir ve onun inşâ edilmiş nihaî hali, binanın fizikî varlığıdır. Bina yıkılıp yok olsa bile, mimarının ve onu gören pek çok insanın zihninde ve planında varlığını devam ettirir.

Bunun gibi, kâinattaki bütün varlıkların ve hadiselerin yaratılmasında İlâhî gayeler, dolayısıyla her varlık ve hadiseye takılan hikmetler vardır. Kâinatta hiçbir varlık ve hadise, gayesiz, boşuna ve manâsız değildir. Kâinattaki muhteşem düzen ve her bir varlığa takılan hikmetler ve varlığı için takdir buyurulan faydalar, bunu açıkça gösterir. Nasıl bir binanın ondan beklenen gaye istikametinde mimarın zihninde, bir makale veya kitabın onunla anlatılmak istenen maksat ve manâ istikametinde yazarın zihninde ilmî varlığı varsa, bu ilmî varlık bir manâdan veya manâlar bütününden ibaretse, bunun gibi, kâinattaki her bir varlık ve hadisenin Cenab-ı Allah’ın İlmi’nde ilmî varlığı söz konusudur. Bu ilmî varlık her varlık ve hadisedeki gaye ile birlikte bulunmakla, İlâhî İlim ile Meşiet, bir bakıma özdeş gibidir. İlâhî Meşiet (veya İrade), hariçte vücut bulmasını dilediği her bir varlığa ve hadiseye, onunla takip edilen gayeler ve hikmetler istikametinde biçimini verir; yani onu takdir eder. İşte bu biçim, tabir yerindeyse, plan, proje, her bir varlık ve hadisenin kaderi veya kaderî varlığıdır. İlâhî Meşiet, insanların iradî davranışları ile ilgili takdirini yaparken, insan iradesini nazara alır ve takdirini ona göre yapar. Demek oluyor ki Kader, bir plandır, biçimdir, satır satır çizilmiş bir sahife veya defterdir. Kudret, asıl varlığı manâlardan ibaret her bir şeyi ve hadiseyi bu satırlar, plan veya defter üzerinde yazar, yani yaratır.

Bir bina, fizikî varlığı itibariyle yıkılıp yok olsa bile, varlığını mimarının zihninde, plan veya projesinde ve onu gören, tanıyan, zihnine nakşeden pek çok insanın hafızasında yaşamaya devam eder. Onu yeniden yapmak, ilk defa yapmaktan daha kolay olur. İşte, kendisine vücut verilen her bir varlık da, dünyadan gittikten sonra varlığını İlm-i İlâhî’de, Kader veya Kader defterinde, onu görüp tanıyanların zihinlerinde, ayrıca, konuşulanların ve yapılanların teyplere kameralarla kaydedilmesi gibi, misalî levhalarda devam ettirir. Tek bir şey, insanın tek bir sözü ve davranışı bile kaybolmaz. Kıyamet kopup da dünya yıkılınca Cenab-ı Allah (c.c.), dünyayı Âhiret’in niteliğine göre yeniden kuracak, insanları fert fert, hayvanları ise her bir türü onu temsil edecek bir fert olarak ebedî hayata mazhar edecektir.

| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |

Bu yazı 11 kez okundu