177-) Küçücük canlılardaki keskin duyular ve kabiliyetler, manevî melekelerin gücünün maddeye bağlı olmadığını gösterir.

Bakteri ve virüslere varıncaya kadar küçücük canlılardaki çok keskin duyular ve bazı kabiliyetler, manevî melekelerin gücünün maddeye bağlı olmadığını gösterir. (Sözler, “29. Söz, 1. Maksat, 1. Esas”)

Gözle görülmeyen ve ancak mikroskopla görülebilen bakteriler ve virüsler gibi canlıların bile o kadar keskin duyuları vardır ki, arkadaşının sesini işitir, birbirleriyle haberleşirler, ihtiyacı olan rızkını görür veya hisseder ve onu bulur. Arının, karıncanın, sineğin pek çok kabiliyetleri filde, gergedanda yoktur; hattâ insanda bile yoktur. Balarısının, ipek böceğinin yaptığını insanlar yapamaz. Şu halde, kabiliyet ve melekeler için madde ve cismin büyüklüğüne ihtiyaç yoktur. Belki tam tersine, maddenin küçülüp incelmesi, daha rafine hale gelmesi nisbetinde hayatın eserleri artmakta ve rûhun nûru daha da şiddetlenmektedir. Güya madde inceldikçe, biz maddiyatımızdan uzaklaştıkça ruh âlemine, hayat âlemine, şuur âlemine yaklaşıyor gibi ruhun harareti, hayatın nûru daha şiddetli tecelli etmekte ve maddenin kalınlığı, büyüklüğü, duyuların, duyguların ve bilhassa manevî melekelerin keskinliğine mâni olmaktadır.

| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |

Bu yazı 12 kez okundu