98-) Âhiret’ten sinek kanadı kadar bir nur, ebedî olduğu için, bir insanın bütün ömründe dünyadan aldığı lezzet ve nimete mukabil gelir.

Âhiret’ten sinek kanadı kadar bir nur, ebedî olduğu için, bir insanın bütün ömründe dünyadan aldığı lezzet ve nimete mukabil gelir. Buna rağmen insan, aceleciliği ve peşinciliği ile beraber, nefsine mağlûbiyet sebebiyle fâni dünyanın sinek kanadı kadar lezzetini bâki âlemin lezzetlerine tercih edip, şeytanın arkasından gidebilmektedir. [Lem’alar, “13. Lem’a, 7. İşaret”]

Nefsin aceleciliği ve peşinciliği, insanın nefsanî hazlara mağlûbiyetiyle birleşince dünyayı Âhiret’e tercih etmeye sebep olur. Hattâ o kadar ki, Âhiret ebedî olduğu için o âleme ait sinek kanadı kadar bir nur, bir insanın hayatı boyunca dünyadan aldığı bütün lezzetlere mukabil geldiği halde insan, tam tersine, dünyanın sinek kanadı kadar lezzetini Âhiret’e tercih etme noktasına kadar gidebilir ve gidebilmektedir. Kur’ân-ı Kerim’de ısrarla vurgulandığı üzere, (Ör. İbrahim Sûresi/14: 3; Nahl Sûresi/16: 107.) küfrün en önde gelen sebeplerinden biri budur. Bundandır ki Kur’ân-ı Kerim, mü’minleri pek çok tekrar ve ısrarla, tehdit ve teşvikle günahtan sakındırır, hayra sevkeder ve dünya hayatına karşılık Âhiret’i nazara verir; gözleri daima Âhiret’e çevirtir.

| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |

Bu yazı 15 kez okundu