22-Dönüş Tesellisi

Musibetlerin gayelerinden bir başkası da, bizi günahlarımızı düşünmeye ve dolayısıyla tevbeye sevk etmesidir. Rabbimiz, Rum Suresi’nin 41. Ayeti’nde; “İnsanların elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde bozulmalar meydana geldi. Netice de Allah, yaptıklarının kötü sonuçlarından bir kısmını kendilerine tattıracaktır; umulur ki yol yakınken dönerler” buyurarak, günahlarla, yaşanan olumsuz hadiseler arasındaki bağı göstermekte ve musibetten muradın kulun geriye döndürülmesi olduğunu ifade etmektedir. Tevbe’nin anlamı geriye dönüştür. Musibetleri doğuran önemli etkenlerden biri günahlar olduğuna göre, başa gelene kahretmek yerine, günahlardan pişman olmak ve onlardan vazgeçmek elbette daha isabetlidir. Yoksa günahlar, onu işleyene eninde sonunda dönüş yapan bir bumerang olur. Yunus Peygamber denize atıldığı, balığın karnına düştüğü, hiçbir çıkış seçeneğinin kalmadığı bir durumda, ‘ben nefsime/kendime zulmettim’ cümlesiyle yakarışa geçmiş ve bunun sonucunda selamet sahiline çıkabilmiştir. Kişinin kendine yapabileceği en büyük kötülük Rabbiyle bağını koparmasıdır. Rabden uzaklık gibi, O’na kulluğun hakkını verememek, haktan uzaklaşıp batıla doğru kayıyor olmak da, insanın kendisine yaptığı zulümlerdendir ve bunlar da birer musibet kaynağıdır. Gelecekte insanı bekleyen acı ve kederlerin en önemli sebebi gaflet ve günahlardır. Rabbimiz bir ayette şöyle buyurur: “Allah onlara zulmetmedi, haksızlık yapmadı; fakat onlar kendi kendilerine zulmetmektedirler” (Âl-i İmrân, 117). Rabbimizin musibetleri yaratmasındaki muradın tevbe, yani pişman olup günahlardan dönmek ve Rabbine yeniden yönelmek olduğunu bildiren ayetlerden bir diğeri de şöyledir: “…dönüş yapmaları ümidiyle, o büyük azaptan önce, dünyadaki peşin azaplardan da tattıracağız” (Secde, 21). Kalp ve ruhu kanatan günahlar, işlendiği esnada insanın iç yapısını tahrip ettiği gibi, diğer yandan, o günahların dünya ve ahiretteki olumsuz neticelerine davetiye çıkarmaktadırlar. Tevbe Suresi’nin 126. Ayeti’nde Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Onlar her yıl bir veya iki defa, çeşitli belalara uğratılıp sınandıklarını görmüyorlar mı? Böyleyken yine de tevbe etmiyorlar ve ibret almıyorlar.” Bu ayetin ifadesiyle insan, yılda bir iki defa, türlü acılara gark olur; ancak o acılar dindiğinde sanki hiçbir şey olmamış, hiç acı çekmemiş, yıpranmamış ve üzülmemiş gibi, hayatına kaldığı yerden eski halleriyle devam eder. Başına gelenlere rağmen, önceden işlediği günahlara yeniden dalan insandaki bu duyarsız hal, kaderin uyarılarını hiçe saymak demektir. İhtar aldığı ve cezasını çektiği halde, yeniden aynı musibete kendini sürüklemeye çalışan insanın, mantığından şüphe edilir.

Rasullullah Efendimiz (sav) “Bir kimse istiğfara devam ederse / çokça istiğfar ederse, Allah azze ve celle ona her sıkıntısı için bir çıkış yolu, her keder için bir ferahlık sağlar ve ona hiç beklemediği. yerlerden rızık verir” buyurmuşlardır (Ebu Davud, Vitir, 26; İbn Mace, Edeb, 57). İnsan günahlardan vazgeçip Rabden uzaklığını gidermelidir ki, hem o günahlara bir kefaret, hem de başına gelmiş musibetlerin çözümü için bir vesile bulmuş olsun. Günahları ve gafleti sebebiyle musibetlere giriftar olan kul, şuna sevinmeli dir ki; Rabbinin katında bir değere haizmiş ki, O (cc) musibetler le olsun onu geri çevirmeyi , kendine döndürmeyi murat ermiştir. Bu çerçeveyi ifade eden bir ayet-i kerimede şöyle buyrulur: “Allah, o üç kişinin de tevbelerini kabul buyurdu. Çünkü onlar öylesine bunaldılar ki, dünya bütün genişliğine rağmen başları na dar geldi. Vicdanları da kendilerini sıktıkça sıktı. Nihayet, Allah’ın gazabından, yine Allah’ın kapısına sığınmaktan başka çare olmadığını anladılar da, bundan sonra, önceki iyi hallerine dönebilsinler diye, Allah onları tevbeye muvaffak kıldı. Çünkü Allah tevvabdır, rahimdir” (Tevbe, 118). Günahlardan kaçınmanın ve tevbenin, kişinin yaşadığı sorunların çözümüne vesile olacağı, günahlar sebebiyle kaybedilen nimetlere yeniden kavuşulacağı vaadini içeren ayet-i kerime ise şöyledir: “Kaçınmanız emredilen büyük günahlardan uzak durursanız, kusurlarınızı örter ve sizi onurlu-üstün bir makama yerleştiririz” (Nisa, 31). Bu ayet-i kerime günahtan kaçınmanın, günah sebebiyle kaybedilen nimetlerin geri dönüşünü ifade etmekle birlikte, günaha dalan insanların ellerindeki nimetleri kaybetmek yoluyla uyarılacağı anlamını da içermektedir. Dünyadaki kederlerin güzel yanlarından biri de, işlenmek te olan günahı işaret ediyor olmalarıdır. Musibetler, farkında olunmayan, işlerken dert edilmeyen günah ve ihmalleri, tıpkı ağrının hastalıklardan haber vermesi gibi insana işaret etmektedir. Bu açıdan bazen suç cezayı değil, ceza suçu ortaya çıkarır ve bu açıdan kıymetli olur. Hz. Mevlana der ki; “Gam yaşayınca istiğfar et. Çünkü gam, yaratıcının emri ile tesir eder. Allah dilerse, gam ve sıkıntı senin için neşe kaynağına döner” (Mesnevi, Cilt 1).

Eser: Dervişin Teselli Koleksiyonu

Bu yazı 17 kez okundu