Ağanın Mektubu

Yüzlerce insanın yaşadığı, binlerce hayvan ve kilometre karelerce toprağın sahibi olan Köyün ağası kahyayı yanına çağırır.

“Ben uzun bir yola gideceğim. Belki bir yıl, belki 2 yıl belki de daha uzun süre dönmem… Sana bir mektup bırakacağım… Ben gittikten sonra her sabah bu mektubu açacaksınız ve hep birlikte okuyacaksınız… Sonrada o mektupta yazılanları yapmak için dağılacaksınız!” Tamam der kahya… Ağa mektubu bırakır ve gider… Sabah köy ahalisini toplayan kahya durumu anlatır… Köy halkı ağalarının gidişine çok üzülmüştür… Kahya açar mektubu okur… Sonra herkes gözyaşları arasında dağılıp işlerine koyulur… Bir hafta, bir ay sonra akşam saatlerinde ahali topu halde iken…

Bir yaşlı köylü atılır… “Ağamızı çok özledik. Hele bir mektubunu çıkar da oku!”
Kahya çıkarır ve mektubu okur… Mektup sabahtan sonra akşam da okunmaya başlar… Ve sabah mektubu okuyan köylü, akşam da Ağanın mektubunun okunuşunu dinleyip, göz yaşı dökmek için bir araya gelir…
– Ne güzel adamdı…
– Ne güzel yazmış…
– Kağıtta bembeyaz… diye konuşur olmuşlar.

Bir gün bir köylü:
– Kahya efendi, şu mektubu ver de, benim torun da bir okusun, okulu yeni bitirdi. Bakalım güzel okuyor mu? diye ricada bulunur. O çocuk mektubu okur… Sonraki günlerde diğer çocuklar… Derken köylü “Ağanın mektubunu güzel okuma yarışması” düzenler… Köyün tüm çocukları yarışmaya katılır… Derken erkekler ve kadınlar arası yarışma… Ve Ağanın mektubunu okuma festivaline kadar gider işler…

Ağa iki yıl sonra köye gelir… Ama köy bıraktığı gibi değildir... Tarlalar nadasta, köy pislik içinde… İnsanlar geçinmek için elindekini avucundakini satmaya başlamış… Köylü arasında küslükler, husumetler oluşmuş… Kendisini karşılayan kahyaya sorar:
– Bu ne hal! Ben size mektup bırakmıştım, her gün yapmanız gereken işler orada yazıyordu. Siz mektubu okumuyor musunuz?
Kahya sevinçle atılır:
– Okumaz olur muyuz ağam. Hem de günde defalarca. Sadece ben değil tüm köy ahalisi, çoluğu, çocuğu, kadını, erkeği, yaşlısı okuyor. Hatta sizin mektubunuzu en güzel okuyanı bulmak için yarışmalar düzenledik, festivaller yaptık…
Ağa üzüntüyle başını iki yana sallar…
– Siz anlamak için okusaydınız, bugün bu hale düşmezdiniz. Ama mektubun içeriği yerine harflerini hayatınıza kılavuz edindiniz. Geldiğiniz bu hal de onun sonucu işte!

Kıssanın Hissesi:

Kur’an ve Sünnet-i Seniyyede ifade edilen hakikatleri şeklen değil içlerindeki mesajı anlamak için okunmalıyız..

Bu yazı 26 kez okundu