75-) İmanî meselelerin münakaşa suretinde bahsi

İmanî meselelerin münakaşa suretinde bahsi caiz değildir. [Mektûbât, “12. Mektup”.]

Hz. Bediüzzaman’a ait genel kaide çapındaki çok önemli tesbitlerden biri de budur. İmanî meseleler, müsbet meselelerdir; onlarda yalnız aklın, muhakemenin değil, tasdikin, iltizamın, itikadın, kalbin, vicdanın, sır, hafî ve ahfâ gibi daha iç ve derin melekelerin de yeri ve onlardan hissesi vardır. Bazılarını özellikle bazı akıllar tam anlayamayabilir, fakat vicdan sezer ve zevkeder, delilsiz tasdik eder. Kalb, ruh ve daha iç melekeler, onlardan gıdasını alır. Özellikle avam denilen halk çoğunluğu çok defa delile dayanmaz; fakat onların vicdana, sezmeye, kalbe dayanan iman ve tasdikleri, sadece akıl ayağıyla yürüyen ve akla dayanan filozofların imanlarından daha ötedir ve daha derindir. “Dindar ihtiyar kadınların dinine tâbi olunuz.” (İmam-ı Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, 3:78; es-Sehâvî, el-Makâsıdü’l-Hasene, 290.) hadis-i şerifi bu noktaya bakar. Dolayısıyla, iman hakikatlerini münakaşa edilir meseleler haline getirmek, çoklarının imanlarını sarsar; bu hakikatleri matlaştırır ve hattâ hakikat olmaktan çıkarır.

İkinci olarak, münakaşada nefse itimat edilmez. Her insan, hakperestliğini özellikle münakaşada sonuna kadar koruyamaz. Ayrıca, yukarıda arzolunduğu üzere, aslında muhalif tarafı tutmak ve küfre, inkâra geçici taraftar olmak manâsına gelen güya tarafsız veya objektif muhakeme adına şeytanın tuzağına düşme ihtimali vardır. Müslüman, bu noktada insafına mağlûp olarak, arasıra karşı tarafın elbisesini giyer, dava vekili gibi onun lehinde bulunur. Bu şekilde farkına vararak veya varmayarak zihnine şüpheler üşüşür ve bunlar sarsıntıya sebep olabilir. Dolayısıyla, eğer bir insan “Bütün dünya inkâr etse imanıma zerre kadar şüphe veremez!” diyebileceği ölçüde aklen, kalben, ruhen, vicdanen iman etmiş ve bunun yakînini ve gücünü taşıyorsa, bu durumda sadece imanî ve İslâmî gerçekleri tebliğ adına ve tarafsız tartışma gibi tuzaklara itibar etmeden, söz konusu gerçekleri aklî, zihnî muhakeme ve delillerle anlatabilir, şüphe ve sorulara cevap verebilir.

| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |

Bu yazı 26 kez okundu