122-) Eşya veya varlıkların vücuda gelişlerinde ve hayatlarında mutlak bollukla beraber mükemmel uyum ve intizam, aynı zamanda nihayet derecede kıymet

Eşya veya varlıkların vücuda gelişlerinde ve hayatlarında mutlak bollukla beraber mükemmel uyum ve intizam, aynı zamanda nihayet derecede kıymet ve paha; âdeta sınırsız bir süratle beraber tam bir düzen, tenasüp, denge ve israfsızlık; mutlak çoklukla beraber mükemmel sanat ve güzellik; mutlak kolaylıkla beraber mükemmel maharet, ihtimam ve kusursuzluk; çok büyük mesafe veya uzaklıkla birlikte tam bir uyum ve ittifak; tam bir karışma ve iç içelikle birlikte mutlak farklılık ve başkalık vardır. Bütün bunlar, Cenab-ı Allah’ın varlığını, birliğini, nihayetsiz İlim, İrade ve Kudreti’ni apaçık gösterir. (Lem’alar, “29. Lem’a, 3. Bab, 1. Mertebe”; Mektûbât, “20. Mektup, 2. Makam, 9. Kelime”; Şualar, “7. Şua, 2. Bab, 4. Hakikat”)

BÜYÜK HARFLERLE YAZILMIŞ APAÇIK ÂYETLER

Bu tesbitler, Cenab-ı Allah’a inanma ve O’nu tanımada oldukça önemlidir. Gerçekten, özellikle bahar ve yaz mevsiminde yeryüzünü temaşa ettiğimizde görürüz ki, sayısız denebilecek kadar çok varlık icat edilir. Sayısız otlar, çiçekler, bitkiler, böcekler, birden zeminin yüzünü süsler. Yine sayılması imkânsız ağaçlar ve bitkiler çiçek açar, yaprağa durur ve meyve verir. Böyle bir bolluk, tam bir düzensizlik ve karışıklığa sebep olmalıdır. Bir insan, elinde üç topu birden birkaç dakika bile çeviremez; aynı anda birkaç işi eksiksiz ve kusursuz başaramaz. Ayrıca, bu kadar bol bulunan eşya ve varlıkların son derece kıymetsiz, değersiz ve ucuz olması gerekir. Oysa görüyoruz ki, zemin yüzünde nihayetsiz bir bolluk içinde ortaya çıkan varlıklar, birbirleriyle, yeryüzüyle ve hayatla tam bir uyum içinde ve tam bir sistem, kusursuz bir intizam dâhilinde varlık sahasında görünmekte ve her biri, kendi olarak hayatını sürdürmektedir. Yine, her bir şey, her bir varlık, her birini, hattâ bir otu bile bütün insanların bütün güçleri, kabiliyetleri ve sermayeleriyle bir araya gelseler yaratamayacakları ölçüde âdeta kâinat çapında bir değer ve paha ifade etmektedir. Sadece nihayetsiz bollukla beraber nihayetsiz düzen ve intizam değil, bütün eşya ve varlıklar, tam bir süratle, hepsi âdeta aynı anda yaratılmakta, yeryüzünde yayılmaktadır. Sayısız varlığın müthiş bir sü ratle yaratılması ve yeryüzünü kaplaması, ölçüsüzlüğe, düzensizliğe, kabalığa, varlıklarda bozukluğa, eğri-büğrülüğe sebep olmalıdır. Oysa bunlardan hiçbiri görülmemekte, tam tersine hem varlıklar, türler, cinsler ve familyalar, hem de her bir varlığın organları, duyuları, fakülteleri arasında tam bir denge ve oran müşahede edilmektedir. Bunun yanısıra, böylesine bol ve süratli icatta ve yapmada pek çok israf olur; pek çok malzeme açığa çıkar, kesilir biçilir ve atılır. Halbuki, varlıkların süratle ve nihayetsiz bolluk içinde ortaya çıkmalarında ve kendilerine verilen cihaz, duyu, fakülte ve organlarda tek bir fazlalık, en küçük bir israf müşahede edilmemektedir. İsraf ve fazlalık müşahede edilmediği gibi, mutlaka lüzumlu olan yaratılmakta ve lüzumlu olan hiçbir şey eksik bırakılmamaktadır.

Üçüncü olarak, yine görüyoruz ki, hem türler, cinsler, familyalar, hem bunların üyeleri veya mensupları, hem de her bir varlığa verilen cihazlar, organlar (özellikle hücreler, damarlar, tüyler…) o kadar çoktur ki, böyle bir çokluk, normalde sanatsızlık ve çirkinliğe sebep olur. Fakat hem kâinatin tamamında, hem ondaki her bir şeyde, her bir varlıkta, her bir organda mükemmel ve satın alınamaz bir sanat, güzellik ve yerli yerindelik apaçık temaşa edilmektedir. Yine, zemin yüzünde canlıların çok kolay yaratılıp yeryüzünü kapladığını, bitkilerin, ağaçların hemen yeşeriverdiğini ve mükemmel, kusursuz çiçekler ve yapraklar açıp, meyveye durduğunu, kâinattaki bütün işlerin son derece kolay kotarıldığını, yeryüzünden binlerce, milyonlarca defa büyük kürelerin fezada müthiş hızlarla ve tam bir denge içinde hareket ettiklerini görüyor ve biliyoruz. Böylesine iç içe, sayısız ve olabildiğince büyük cisimleri içine alan işlerin pek kolay icra edilmesi aslında ihtimamsızlığa, yani özensizliğe, dağınıklığa, kapatılamaz ve giderilemez eksik ve kusurlara yol açar. Oysa kâinatta ve onda cereyan eden her şeyde mutlak kolaylıkla beraber kusursuz mükemmeliyet, düzen, tam bir denge, yerli yerindelik, eksiksiz maharet ve her şeye nihayet derecede ihtimam gösterildiğini apaçık müşahede ediyoruz. Bir diğer husus olarak, feza âdeta sonsuz genişlikte ve bu sonsuzca boyutlar içinde hareket eden cisimler arasında korkunç mesafeler var. Yerküre güneşin etrafında dönüyor ve güneşin yerküreye uzaklığı 150 milyon kilometre. Eğer bu mesafe biraz daha fazla olsa yeryüzü sürekli donacak ve yeryüzünde hayat olmayacak; eğer mesafe biraz daha az olsa yeryüzündeki her şey kavrulacak.

Ayrıca, bu mesafe, diğer milyonlarca ve birbirleriyle münasebet ve içiçe hareket halindeki gök cisimleri arasındaki mesafe ile karşılaştırıldığında çok küçük kalıyor. Güneş, sistemiyle birlikte kendisine doğru hareket ettiği Vega takımyıldızından tam 25.3 ışık yılı uzakta. Işığın saniyedeki hızının 300.000 kilometre olduğunu düşündüğümüzde güneş ile Vega takımyıldızı arasındaki mesafe hakkında fikir sahibi oluruz. Yeryüzünde de aynı cisimlerin, aynı türde sayısız ağaç ve bitkinin, aynı türde hayvanların yeryüzünün tamamında var olduğunu görüyoruz. Böyle mesafeler içindeki hareketlerde ve hareketler arasında düzen ve dengenin kurulabilmesi, kurulsa bile devam ettirilebilmesi, yeryüzünün tamamında aynı tür bitki, ağaç ve hayvanın bulunabilmesi ve yaşayabilmesi imkânsız görünmektedir. Çünkü, mesafenin büyüklüğü hareketleri ve dengeyi elbette etkileyeceği gibi, son derece geniş bir yüzeye yayılan varlıklar arasında büyük ayrılıkların ve benzersizliklerin olması da son derece “tabiî”dir. Fakat, fezada o kadar mesafelerde çok büyük kütlelerin ve dev sistemlerin hareketleri milyarlarca yıldır gayet kolaylıkla ve tam bir denge içinde devam etmekte, yeryüzü sathına yayılmış aynı bitkiler, ağaçlar ve hayvanlar arasında hiçbir fark görülmemektedir. Sözü edilen bu kadar büyük mesafede bitkiler, ağaçlar ve hayvanlar birbiriyle iç içe bulunmaktadır. Aynı yerde, aynı toprak üzerinde sayısız ot ve bitki bitmekte, ağaçlar boy vermekte, sayısız denecek kadar çok böcekler, sinekler, kelebekler ve daha pek çok hayvan hayata gönderilmekte ve yaşamaktadır. Bu kadar içiçelik ve karışma tam bir karmaşıklığa ve seçilememeğe sebep olur. Oysa her bitki, her ağaç, her hayvan, kendisi olarak dünyaya gelip, kendisi olarak yaşamaktadır. Bu kadar karışıklık içinde tam ve kusursuz bir temyiz ve tefrik, yani ayrıştırma, farklılaştırma, başkalaştırma, her canlıyı kendisi olarak yaratıp, kendisi olarak yaşatma müşahede edilmektedir. Yeryüzünde ve kâinatta gördüğümüz bu kadar birbirine zıt fakat birbiriyle tam bir uyum ve ittifak içindeki varlık, varoluş ve hayat gerçekleri, ancak her şeyi kusursuz görür, her sesi birbirine karıştırmadan işitir, her şeyi bütün incelikleriyle, parça parça ve bütün olarak eksiksiz bilir, mutlak irade sahibi, dilediğini dilediği gibi yapan ve yapma kudretine sahip bir Zât’ı, Cenab-ı Allah’ı apaçık göstermekte ve tanıtmaktadır.

| Risale-i Nûr’da Küllî Kaideler-1 | Ali Ünal |

Bu yazı 27 kez okundu