56-Tahammül Tesellisi

Musibetlere sabrın mertebeleri vardır. Sabrın en alt derecesi dayanmak yani tahammül etmektir. Bir üst mertebesi, dayanmanın da Allah’tan olduğunun idrakinde olmaktır. Bu mertebede sabrın Cenab-ı Hakk’ın lütfu olduğu bilinir. (Sabret! Sabrın da ancak Allah’ın yardımı iledir. Nahl, 127) “Allah sabrını veriyor” cümlesini duymuşuzdur. Bu mertebede dayanan insan değildir, Allah tarafından tahammül etmesi sağlanmaktadır. Sabrın üçüncü mertebesi isebela ve nimeti ayırt etmemektir. Madem her şey Allah’tan geliyor, o halde hepsi güzeldir. İnsanlar evlatlarını evlendirirken düğün yaparlar da, Allah’tan gelmiş olan evlatlarını Allah’ a geri verirken neden bayram etmezler ki? Bu üçüncü mertebe işte böyle bir mertebedir.

İmam Gazali’ye göre sabrın fazilet bakımından en alt derecesi, yaşadığı güç durumdan memnun olmasa da şikayet etmemek; bundan daha faziletlisi içinde bulunduğu durumdan razı olmak; ondan da faziletlisi belaya şükretmektir. (İhya, IV). Yine Gazali’nin bildirdiğine göre Süfyan es-Sevri, bütün amellerin en faziletlisinin öfkelendiğinde yumuşaklık göstermek ve sıkıntılar karşısında sabırlı davranmak olduğunu söylemiştir (İhyâ-i Ulûmuddîn). Yine İhya’da Hz. İsa’ya atfedilen bir söz şöyledir: “Sizler sevdiklerinize ancak sevmediklerinize karşı gösterdiğiniz sabır sayesinde ulaşabilirsiniz.”

Cüneyd Bağdadi Hazretlerine göre tasavvufun sekiz temeli vardır ve her biri, peygamberlerden biriyle ilişkilidir. Bu temellerden biri de ‘sabır’dır ve Eyyub Peygamber ile temsil edilir. Ebu Ali ed-Dekkak’a göre, sabır ilahi takdire itiraz etmemektir; ona göre sabrın hakikati kişinin Hz. Eyyub gibi belaya nasıl girmişse öylece çıkmasıdır. Bazı tasavvuf büyükleri, sabrın nihai mertebesinin, musibete uğrayan kişinin musibet öncesi gündeki gibi davranması olduğunu belirtmişlerdir.

Sabır kelimesi Kur’an-ı Kerim’de beş ayette açık olarak, yüze yakın ayette aynı kökten çeşidi isim ve fiiller şeklinde geçer. Rabbimiz insanların korku, açlık, yoksulluk, yakınların ölümü, ürün kaybı gibi musibetlerle imtihan edileceğini, bu musibetleri sabırla karşılayanların ve Allah’ a teslimiyet gösterenlerin Rablerinin lütfuna, rahmetine ve ebedi kurtuluşa ereceklerini müjdeler (Bakara, 155-157; Al-i İmran,142; Muhammed, 31). Kur’an’da Hz. Lokman’ın oğluna verdiği öğütlerden biri de şudur: “Namazı özenle kıl, iyi olanı emret, kötü olana karşı koy, başına gelene sabret. İşte bunlar kararlılık gerektiren işlerdir” (Lokman, 17). Kur’an hayatta insanın başına gelen musibetlerin bir imtihan olduğunu, bu imtihanı sabırlı olanların kazanacağını bildirir (Furkan, 20). Bu sebeple Müslümanlar Allah’tan sabır dilemeli (Bakara, 250; A’raf, 126) ve kendileri sabırlı davrandığı gibi birbirlerine de sabrı tavsiye etmelidirler (Beled, 17; Asr, 3). Ayrıca “Sabredin ve sabırda yarışın” buyrulur (Al-i İmran, 200). Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın sabredenlerle beraber olduğu (Bakara, 153, 249; Enfal 46, 66), onları sevdiği (Al-i İmran, 146), sabır ve takvalarıyla güzel davranışlarda bulunanların ecirlerinin asla zayi edilmeyeceği (Hud, 115; Yusuf, 90), onlara kat kat mükafat verileceği (Nahl, 96; Nisa, 25), sırf Allah rızası için sabredenleri meleklerin tebrik edeceği (Ra’d, 20-24) ifade edilmektedir. Meâric Suresi’ nin beşinci ayetinde geçen “Şu halde, güzel bir sabır göstererek sabret” ifadesine bakılırsa, sabrın güzeli olanı da çirkin olanı da var.

Hadislerde de geniş yer tutan sabrın faziletlerinden bazıları şöyle ifade edilmiştir: “Sabretmeye gayret edene, Allah sabır ihsan eder. Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı ve geniş bir nimet verilmedi” (Buhari, Zekat, 50, Rikak, 20; Müslim, Zekat, 124). “Sabır imanın yarısıdır” (Hakim, II, 446). Sabrın zıttı şekvâdır. Sabır nasıl ilahi birlikteliği sağlıyorsa, onun tersi olan şekva da kişiyi manevi desteği hissetmekten mahrum eder. İlk sufîlerden Hasan Basri Hazretleri der ki: ”Ey Ademoğlu, Hz. Musa, Hızır’a üç yerde muhalefet etti. Ve sonunda Hızır ona dedi ki, İşte bu seninle benim aramızın ayrılmasıdır” (Kehf, 78). Sen her gün Rabbine defalarca muhalefet ederken, halin nice olacak? Sana ”Artık bu seninle Bizim aramızın ayrılmasıdır” denmeyeceğinden nasıl emin olabilirsin?

Eser: Dervişin Teselli Koleksiyonu

Bu yazı 24 kez okundu